Bilal Erdoğan’dan Galata’da dünyaya Gazze mesajı: Boykotla zulmün normalleşmesine dur diyeceğiz

İnsanlık İttifakı ve Milli İrade Platformunca, Filistin’deki katliamın durdurulması amacıyla 400’den fazla sivil toplum kuruluşunun iştirakiyle düzenlenen “Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz” mitingi için sabah namazında camilerde bir araya gelindi. Ardından kortejlerle Galata Köprüsü’ne doğru yürüyüş başladı.

Değerli İstanbullular, gününüz aydın olsun. Yeni yılımız milletimize, bütün Müslümanlara, Filistin’e ve insanlığa huzur getirsin inşallah. Rabbim gözü yaşlı annelerin gözyaşını dindirsin. Rabbim bu millet için gecesini gündüzüne katarak çalışan başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün yöneticilerimize güç, kuvvet versin. Rabbim bütün şehitlerimize rahmet eylesin. Ailelerine sabrı cemil nasip etsin.

“GAZZE’DE YAŞANAN ASLA BİR SAVAŞ DEĞİLDİR”
Bugün burada yine yeni yılın ilk sabahında Gazze’de ve Filistin’de yaşananların yalnızca insani bir dram olmadığını, aynı zamanda küresel düzenin temellerinin sarsıldığını, ahlaki iddia taşıyan tüm uluslararası kurumların iflas ettiğini gösteren bir kırılma hattı olduğunu haykırmak için toplandık. Gazze’de yaşanan asla bir savaş değildir. Gazze’de yaşanan iki ordunun bir araya geldiği bir çatışma değildir. Gazze’de yaşanan sadece bir güvenlik meselesi değildir.

“SOYKIRIM AÇLIKLA YAPILIYOR, SUSUZLUKLA YAPILIYOR”
Gazze’de yaşanan bir halkın kadınlarıyla, çocuklarıyla, yaşlılarıyla bilinçli ve sistematik bir şekilde yok edilmeye çalışıldığı bir soykırımdır. Bu soykırım yalnızca on binlerce ton bombayla yapılmıyor. Bu soykırım açlıkla yapılıyor, susuzlukla yapılıyor, soğukla yapılıyor, insani yardımların engellenmesiyle yapılıyor.

“NETANYAHU’YU RABBİMİZ KAHHAR İSMİ ŞERİFİYLE KAHR-U PERİŞAN EYLESİN”
Bugün Filistin’de ağır kış şartlarında derme çatma çadırların içinde her türlü imkândan yoksun insanlar var ve bu insanlara ulaşabilecek yardımı bilerek, isteyerek ve hatta zevk alarak engelleyen zalim bir düzen var. Bu kadar alçalmayı mümkün kılan bir zihniyetin başındaki Netanyahu eşkıyasını Rabbimiz Kahhar ismi şerifiyle kahr-u perişan eylesin.

“MODERN BİR YOK ETME SİYASETİ”
Savaşın dahi bir hukuku vardır. Ancak bırakın Gazze’de bu hukukun ihlal edilmesini, fiilen bu hukuk yok sayılmıştır. Cenevre Sözleşmeleri, işte Batı’nın kendi sözleşmeleri açık ve nettir. Sivillerin hedef alınması, orantısız güç kullanılması, yaşam altyapısının yok edilmesi açık savaş suçudur. Bu suçlar üstelik münferit değildir. Bu suçlar süreklidir. Bu suçlar merkezi kararlarla yönetilmektedir. Hem de İsrail vatandaşlarının güçlü desteğiyle yönetilmektedir ve tam da bu nedenle şunu söylüyoruz: Bunlar bir çatışma değildir. Bunlar devlet gücüyle icra edilen modern bir yok etme siyasetidir.

“FİLİSTİNLİ MAALESEF İSRAİL İÇİN İNSAN SAYILMIYOR”
Filistinli maalesef İsrail için insan sayılmıyor. Dünyanın Rusya-Ukrayna Savaşı başladığı andan itibaren takındığı tavırları bir düşünün. Bir yanda askeri, ekonomik, politik ambargolar, diğer tarafta uluslararası spor müsabakalarından, şarkı yarışmalarından, birçok etkinlik ve organizasyondan men edilmiş Rusya var. Dostoyevski’nin bile yasaklandığı bir dünya. Diğer yanda 21. yüzyılın Hitler’i Netanyahu ile sarmaş dolaş bir dünya.

“BİZİM MESELEMİZ SİYONİST İDEOLOJİ İLEDİR”
İşte Batı medeniyetinin geldiği nokta, düştüğü nokta zillet. Dolayısıyla bir ayrımı muhakkak yapmamız lazım. Biz Müslüman Türk milleti olarak bugün Galata Köprüsü’nde toplanmış olan İnsanlık İttifakı’nın üyeleri olarak meselemiz bir dinle değil, meselemiz bir halkla değil, peygamberimizin bize örnekliğinin bizi getirdiği noktada o günden bugüne hiçbir Müslüman hükümdar yoktur ki milletini “Şu dinin mensubu, bu dinin mensubu” diye ayırt etsin. İşte Kudüs’e Selahaddin Eyyubi’den bugüne hükmetmiş ecdadımızın gölgesinde Müslüman’ı, Hristiyan’ı, Yahudi’si hep birlikte huzur içerisinde yaşayabilmiş, ibadetlerini huzur içerisinde yan yana yerine getirebilmiştir. Bizim meselemiz tıpkı Nazizm gibi insanı değersizleştiren, üstünlük iddiasıyla başkalarını yok sayan Siyonist ideoloji iledir. Bugün bütün dünya şunu görmek zorundadır: İnsanların kimlikleri üzerinden kolektif suçlu ilan edilmesi, sivil nüfusun topyekûn cezalandırılması, yaşam alanlarının sistematik biçimde yok edilmesi, açlığın ve korkunun bir silah gibi kullanılması bütün bunlar insanlık tarihinin çok karanlık bir dönemini hatırlatmaktadır. Evet, Siyonizm bugün İsrail Nazizmi olarak kendini göstermektedir ve insanlık bu İsrail Nazizm’i ideolojisiyle yüzleşmek zorundadır ve elbette İsrail bunun altında ezilecektir. Uluslararası hukukta sorumluluk sadece fiili işleyene ait değil, aynı zamanda bunu önleyebilecekken önlemeyenlere de aittir. Gazze yerle bir edilmiştir. Bu yıkımın bedeli mağdurlara yüklenemez. Bu yıkımın maliyeti üçüncü ülkelere havale edilemez. Yıkan onarmalıdır. Bugün burada tekrar söylüyoruz ve her platformda söylemeye devam edeceğiz. İsrail savaş suçlarını tazmin etmekle yükümlü tutulmak zorundadır.

Comments are closed.