1200x675-mhp-lideri-devlet-bahceliden-yeni-yil-mesaji-calkantili-bir-yili-geride-birakiyoruz-1767179921004

MHP Lideri Devlet Bahçeli yeni yıl mesajında SDG’yi uyardı: İsrail’in tetikçisi olmayın

Son dakika haberine göre MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yeni yıl mesajı paylaştı. Bahçeli mesajında “Terörsüz Türkiye menzili yaklaştıkça tahrik artar” ifadelerini kullandı.

Bahçeli’nin mesajı şu şekilde:

Nice zorluk ve ağır sınamaların yaşandığı, bunun yanında günbegün tahkim edilen huzur ve umut havasıyla sistematik bir plan dahilinde tedavüle sokulan karanlık hesap ve heveslerin karşılıklı olarak mevzilendiği çalkantılı bir yılı geride bırakıyoruz.

Bölgesel ve küresel krizlerin yaygınlaşan ve yoğunlaşan anaforunda insanlığın müşterek değer ve mirasının gittikçe kaybolduğuna teessür ve teessüfle şahit oluyoruz.

Dünya’nın nevzuhur ve nevrotik bir Ortaçağ mantığının çekim alanına kapıldığını da açıkça görüyor ve değerlendiriyoruz.
Elbette iyimserliğimizi muhafaza etmekle birlikte her zahirden ve zaviyeden temkin ve tedbirin elden bırakılmamasını mühim ve müteyakkız bir irade önceliği olarak kabulleniyoruz.

2025 yılı, dünya çapında hem ilklerin tecellisine hem de ilkelliklerin tezahürüne sahne olan 365 günlük bir serüvenin seyir defteridir. Genelleşen çatışma ve cepheleşmeler mucibince huzursuzluğun dibine çakılan, kimi zaman ufuk çizgisini kaybeden beşeriyet gemisi kapsamlı ve kaotik bir belirsizliğin acımasız pençesindedir.

Çözülen Neoliberalizm’e eşanlı olarak çatallaşıp çarpıklaşan, müteakiben çürüyüp kokma safhasına geçen Kapitalizm yeni bir uluslararası düzen ve mimarinin doğumunu biteviye geciktirmekte, hatta engellemektedir.

Manevi ve moral değerlerin aşınıp zora ve şiddete dayalı paylaşım mücadelelerinin artmasıyla insanlığın anlam ve değer bunalımına düşmesi neredeyse eşzamanlı olarak zuhur etmektedir.

Gazze’de süregelen insani felaketlerin soysuz müsebbibi, savaş ve soykırım suçlusu Siyonist terör zihniyetinin sarıldığı Emperyalizmin kundağında daha da azgınlaşması sadece Ortadoğu için değil dünyanın tamamı için sivri ve ileri bir tehdittir.

Vicdanın dijitale yüklenmesiyle, küresel vicdan ve merhamet kaynağının kuraklaşması müteessiren söylemeliyim ki, aynı zamana ve döneme isabet etmektedir.
Dijitalden vicdan beklemek ne kadar sarsıcı ve sancılı bir durumun özeti olsa da insan ve insanlık vicdanının feraset ve fonksiyonelliğini hala koruduğuna inanmak ve bu inancı müdafaa etmek herkesin, hepimizin ortak mükellefiyetidir.

Mazlumların göz pınarlarından süzülen yaşlar, suçsuz ve günahsız masumların vücutlarından akan kanlar, emzikli ve ağzı süt kokan bebeklerden alınan canlar yeryüzü trajedisi olarak karşımızdadır.

Bu trajedinin gösterim sahnesi devamlı yaygınlaşmaktadır. 2023 yılından buyana Sudan’ı sarıp sarmalayan vahşetle, yine aynı tarihten beri Gazze’de çıta yükselten soykırım vandallığı ardışık ve çoklu şiddet vektörünün farklı coğrafyalarda birbirini nasıl tamamladığına kanıt ve karine teşkil etmektedir.
Fiilen üçe bölünen Yemen’le birlikte Somali’nin içine çekilmek istendiği parçalanma girdabı Ortadoğu ve Afrika’nın Siyonist-Emperyalist türbülansın tesirine kapıldığını da acıklı olarak göstermektedir.

Nitekim Somali’nin kuzeybatısında bulunan ve Aden Körfezi’nin güney kıyıları boyunca uzanan Somaliland üzerinde kurulan tezgah, haydut ve hayasız devlet organizasyonu İsrail’in muhasım ve mütecaviz dayatmaları, Somaliland’ı sözde tanıma hamlesi oynanan oyunların nerelere kadar uzandığını aleni olarak belgelemektedir. Somali’nin egemen varlığı, siyasi ve toprak bütünlüğü asla tesadüflerin akış demetine teslim edilmemeli, Türkiye olarak her zaman bu dost ve kardeş ülkenin destekçisi olunmalıdır.

Kızışan vekalet savaşları, Gazze’li çocukların parklarda koşup oynaması gerekirken kefenlenip mezara yatırılması bir parça Allah korkusu, biraz insan sevgisi, bir nebze de vicdan kırıntısına haiz olmalarını temenni ettiğim Körfez ülkeleriyle diğer İslam toplumlarının gafletten, dalaletten, dünyevi haz ve hırslardan irkilerek uyanması çağrım ve niyazımdır.

Külü savurup ateşi körükleyenler, kızgın maşayı taşeronların eline tutuşturanlar, karda yürüyüp izini belli etmeyenler, Siyonist-Emperyalist tuzağa gönüllü olarak takılanlar, insani ve İslami değerler açısından iki dünyalarını da etkileyecek bir imtihan içindedir. Bu hususta 2026 yılının mübarek ve müessir bir milat olması yegane dileğimdir.

Mücavir bölgelerde bulunan ülkelerin istikrarı, devlet ve toplum dengesi Türkiye’mizin hayrına ve çıkarınadır. Çevremizde ateşle ve savaşla ihata edilen fırtınalı bir kuşağın sertleşmesine değil, barış ve huzurla pekişmiş, kaynaşma ve kucaklaşmayla bezenmiş kalıcı yumuşama ve dostane ilişkilerin hakimiyetine ihtiyaç çok fazladır.

Bu kapsamda özellikle Suriye’de belirsizliğin koyu sisinin dağıtılarak iç uyum, barış ve istikrarın kökleşmesi hayat memat konusudur.
SDG/YPG’nin İsrail’in tetikçisi, uzaktan kumanda edilen, yemlenip imkansız hayallere itilen kuklası olmak yerine Suriye’nin 10 Mart Mutabakatı’na müzahir bir parçası olması herkesin ortak menfaatinedir. Aksi halde Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin güvenlik damarını tarumar edecek her münafık mülahaza ve müzmin hazırlığın sonu fail ve figüranları için vahim olacaktır.

2025 yılının en önemli gelişmesi hiç kuşkusuz “Terörsüz Türkiye” hedefinin kuvveden fiile geçmesi; soyut, sözde, ayakları yere basmayan düşünce israfı yerine somut adımların birer birer gerçekleşmesidir.

“Terörsüz Türkiye” seferberliğinden ürken ve korkuya kapılan muhasım ülkelerin istihbarat aparatı ve cinayet makinesi olan DEAŞ terör örgütünün kanlı provokasyonları, uyuyan hain hücrelerin dürte dürte uyandırılması dikkatle takip edilmeli ve milli güvenliğimizin bütün koruma kalkanlarıyla mücadeleyi gerekli kılmaktadır. Adı, kaynağı, gayesi, ürediği veya üretildiği bataklığı ne olursa olsun terör örgütlerine hayat ve varlık hakkı tanınmayacaktır.

Tarihi bir beka meselesi olan bu azim ve kararlılık beyanının sonucu olarak terörizmin ve terör örgütlerinin aziz vatan topraklarında tutunmasına karşı olağanüstü ve acımasız bir eylem planlaması inanıyorum ki yapılacak ve sahaya sürülecektir.
Bilhassa Türkiye’ye karşı tertip edilen, meselenin can sıkan yönü olarak da sürdürülebilir şekilde ilerletildiği anlaşılan psikolojik ve stratejik harbin iç yüzünü çok boyutlu okumak, hayatın her alanına sıçrama ve sirayet etme ihtimali bulunan örtülü operasyonlarla istihbarat saldırılarına teyakkuz halinde mukabele etmek mutlak bir mecburiyettir.

Balıkesir, Çankırı ve Kocaali’nde düşen/düşürülen insansız hava araçları, Libya Genelkurmay Başkanı’nı ve Libya heyetini taşıyan özel jetin düşüşü akıllara çok soru getirmektedir. “Terörsüz Türkiye” menziline yaklaştıkça tahrik ve tahribat arayışlarının da artması beklenmelidir. Bu itibarla milli birlik ve kardeşliğimizin çok daha güçlenmesi, Türk ile Kürt arasına ekilmek istenen nifak tohumlarının sabır ve sebatla çürütülmesi ortak kaderimizin ortak kedere dönmemesi için adeta farz-ı kifaye mertebesinde bir ahlaki vazifedir.

Muhalefetin sağduyulu ve sorumlu bir dil kullanması, Türkiye ve Türk milleti paydasında buluşup birleşmeleri milli kimliğimizin, milli geleceğimizin, demokrasi onurunun, tarihi müktesebatımızın ve kültürel zenginliğimizin yüklediği bir ödevdir. Bu ödevin ihmal ve inkarı halinde siyasal, toplumsal ve egemen varlık ekseninde zincirleme reaksiyonlar doğacaktır.

Türk milletinin hassasiyetlerini kaşıyan, hukukun özü ve amacı olan adalet duygusunu tartışmaya açan, ahlaki ve manevi değerleri yıpratıp yıkıma uğratan gündemdeki soru ve sorunların 2026 yılında köklü çözüme kavuşturulması elzem ve ertelenemez bir hedef olmalıdır.
Türkiye bahis çetelerinin, şike kumpasına bel bağlayan alçakların, ünlüsüyle ünsüzüyle uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımının altında kıvranacak, buna tahammül edecek, göz yumacak, duyarsız kalacak bir ülke değildir.
Temiz insan, temiz toplum, temiz gelecek, temiz hayat milletimiz için var oluş meselesidir.
Bu gayeyi perdelemeye veya pert hale getirmeye kim ya da kimler heves ediyorsa bedelini çok katı şekilde ve her yönden ödemelidir.
Bohem ve buruşuk hayatların, ahlaksız ve edepsiz ilişki ağlarının, manevi erozyonların, akıl ve vicdan tutulmasının göstergesi olan pis, iğrenç ve kirli münasebetlerin 2026 yılında devasa ahlaki ve insani reformlarla aşılması ve ayıklanması Müslüman Türk milletinin arzusu ve şeref bahsiyle izah edilecek amacıdır.
Eskilerin ifadesiyle, eshab-ı namus timsallerinin, yani namuslu insanların sesinin çıkamadığı, bunun yerine devrik, bitik ve yitik bir hayatın şımarık, medyatik, sonradan görme tiplerinin anıldığı ve öne çıkarıldığı bir ülke ve toplum düzeni şüphesiz sağlıklı değildir.
Türkiye’nin son zamanlarda maruz kaldığı skandallardan 2026 yılında tamamıyla arınarak yeni yüzyıldaki varlığını daha kuvvetli izhar etmesi için Milliyetçi Hareket Partisi ile Cumhur İttifakı’nın yanında her siyasi parti, sivil toplum kuruluşu, üniversiteler, gönül ve bilim insanları müşterek bir sorumluluğun paydasında tek yürek olmalıdır.
Türkiye hepimizindir, Türk milleti hepimizin göz bebeği ve istikbalin mimarıdır.
Her insanımız değerli ve saygındır.
Türklük gurur ve şuuruna, İslam ahlak ve faziletine mugayir ve muhalif tavır, tutum ve davranışların iç enerjimizi tüketeceği, manevi cephemizde gedikler açacağı asla unutulmamalıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle aziz vatandaşlarımın, Türk-İslam aleminin, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan kardeşlerimizin ve dahi tüm insanlığın yeni yılını tebrik ediyor, en kalbi hürmet, muhabbet ve selamlarımı paylaşıyorum.
29 Aralık 2025 tarihinde Yalova’da DEAŞ’lı teröristlerin açtıkları ateş sonucu şehit düşen kahraman polislerimize, bilcümle şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyorum.
Yine Yalova’daki saldırıda yaralanan kahraman evlatlarımıza sağlık, sıhhat ve afiyetler temenni ediyorum.
Allah bizi korktuklarımızdan emin, umduklarımıza da nail eylesin diyorum.
Yeni yıl hayırla gelsin, güzelliklerle geçsin, Türkiye’nin ve Türk milletinin şahlanıp prangalarından tam olarak kurtuluşuna inşallah vesile olsun.

(foto:ahaber.com.tr)

Gökyüzünde Türk devrimi: Somali’ye dev uzay üssü! Peki neden Somali?

Türkiye, uzay yarışında vites yükseltiyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın duyurduğu tarihi projeyle, Somali’de 3 fazdan oluşacak dev bir uzay limanı kuruluyor. Türkiye Uzay Ajansı eliyle inşa edilecek üssün ilk fazı için imzalar atıldı, projeler tamamlandı.

Peki, Türkiye neden Somali’yi seçti? Somali’nin coğrafi konumu uzay yolculuğunda ne gibi avantajlar sağlıyor? Sır perdesini Astrofizikçi Dr. Umut Yıldız, A Haber ekranlarında araladı.

(foto:ahaber.com.tr)(foto:ahaber.com.tr)

BAŞKAN ERDOĞAN’DAN TARİHİ MÜJDE: UZAY LİMANI KURULUYOR

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile bir araya gelen Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin uzay vizyonunu bir üst aşamaya taşıyacak dev iş birliğini açıkladı. Başkan Erdoğan, “İmzaladığımız anlaşmalar çerçevesinde Somali’de bir uzay limanı kurmayı öngörüyoruz. 3 fazdan oluşan projenin ilk fazının projelendirilmesini tamamlayıp Türkiye Uzay Ajansı eliyle yapımına başladık. Bu projeyle fırlatma ve uydu teknolojilerinde önemli bir altyapı oluşturacağız,” diyerek Milli Teknoloji Hamlesi’nin yeni rotasını çizdi.

(foto:ahaber.com.tr)(foto:ahaber.com.tr)

NEDEN SOMALİ? EKVATORUN FİZİKSEL AVANTAJI

Uzay meraklılarının en çok sorduğu “Neden Somali?” sorusuna Dr. Umut Yıldız fiziksel gerçeklerle yanıt verdi. Ekvatora yakınlığın roket fırlatma maliyetlerini ciddi oranda düşürdüğünü belirten Yıldız, “Somali, ekvatora çok yakın bir noktada. Dünyanın dönüş hızı ekvatorda maksimum düzeydedir. Roketler buradan fırlatıldığında dünyanın dönüşünden ek bir itki desteği alırlar. Bu da daha az yakıt harcanması ve daha verimli bir fırlatma anlamına gelir. Normalde dünyanın her yerinden roket fırlatabilirsiniz ama ekvatora yakın yerler çok daha mantıklıdır,” dedi.

(foto:ahaber.com.tr)(foto:ahaber.com.tr)

STRATEJİK VE GÜVENLİ KONUM: OKYANUSA AÇILAN KAPI

Dr. Umut Yıldız, Türkiye’nin kendi topraklarından fırlatma yapmasındaki zorluklara değinerek Somali’nin okyanus avantajına dikkat çekti ve “Türkiye’de fırlatma yaptığınızda roketin rotası ya Karadeniz ya da Akdeniz üzerinden geçer. Bu durumda Ukrayna, Rusya, Kıbrıs veya İsrail gibi komşuların hava sahaları ve güvenlikleri söz konusu olur. Ancak Somali’de Hint Okyanusu’na doğrudan erişim var. Güvenli bölge olarak Somali’nin seçilmesi hem coğrafi hem de diplomatik açıdan çok stratejik bir hamle.” ifadelerini kullandı.

(foto:ahaber.com.tr)(foto:ahaber.com.tr)

FIRLATMA MALİYETİ UYDU MALİYETİNE EŞİT

Uzay yarışında bağımsızlığın yolunun fırlatma teknolojisinden geçtiğini vurgulayan Dr. Yıldız, “Şu an bir uyduyu yapma maliyetiniz ile onu uzaya fırlatma maliyetiniz neredeyse birbirine denk. Eğer kendi roketinizi kendi üssünüzden fırlatırsanız, bu maliyeti çok daha ucuza mal eder ve küresel uzay yarışına çok daha hızlı dahil olursunuz. Beklentimiz, buranın sadece Türkiye’ye değil, Afrika ve Orta Doğu ülkelerine de hizmet verecek uluslararası bir merkez olmasıdır.” ifadeleri ile maliyet dengesine dikkat çekti.

(foto:ahaber.com.tr)(foto:ahaber.com.tr)

“BİZ PARTNER DEĞİLDİ, KARDEŞİZ”

Dr. Umut Yıldız, Somali halkı ve yöneticileriyle olan diplomatik bağın gücünü bir anısıyla paylaştı ve “Kahire’de katıldığım ‘New Space Africa’ konferansında Somalili bir yetkili yanıma gelip, ‘Biz partner değil, kardeşiz’ diyerek elimi tuttu. Türkiye’nin Somali’de bugüne kadar yaptığı insani ve askeri yardımların karşılığı, bugün bu tarihi uzay projesinde karşımıza çıkıyor. Orada halihazırda bir askeri üssümüzün olması da bu projenin güvenliği için büyük bir avantaj.” dedi.

(foto:ahaber.com.tr)(foto:ahaber.com.tr)

10 YIL İÇİNDE UZAY DEVRİMİ

Teknoloji ve yazılım alanındaki gelişmelerle uzay çalışmalarının hız kazandığını belirten Dr. Yıldız, SpaceX gibi şirketlerin yeniden kullanılabilir roket teknolojileriyle çıtayı yükselttiğini hatırlattı. Yıldız, “Türkiye’nin bu adımı atması, önümüzdeki 10 yıl içerisinde uzay teknolojilerinde lider ülkeler arasına girmemiz için hayati önem taşıyor. Dünyanın gözü gökyüzündeyken, Türkiye bu yarışta en ön safta yerini alıyor,” ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

Gökyüzünde Türk devrimi: Somali’ye dev uzay üssü! Peki neden Somali?

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gökyüzünde Türk devrimi: Somali’ye dev uzay üssü! Peki neden Somali?Gökyüzünde Türk devrimi: Somali’ye dev uzay üssü! Peki neden Somali?Gökyüzünde Türk devrimi: Somali’ye dev uzay üssü! Peki neden Somali?
1200x675-milli-savunma-bakanligindan-sgd-aciklamasi-turkiye-suriyenin-kararina-destek-olacak-1767173308991

Milli Savunma Bakanlığından SGD açıklaması: Türkiye Suriye’nin kararına destek olacak

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, ülkenin beka ve güvenliğine yönelik tehdit unsurlarıyla mücadelesini sınırlar ve sınır ötesinde kararlılıkla sürdürdüğünü belirtti.

Milli Savunma Bakanlığından SGD açıklaması: Türkiye Suriye’nin kararına destek olacak

Bu kapsamda, yapılan operasyon ve arama-tarama faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Aktürk, şunları söyledi:

Hafta içerisinde, 3 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, Harekat bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmaları sürdürülmüş, Münbiç’te 4 kilometre tünel imha edilmiştir. Böylece yıl içerisinde teslim olan terörist sayısı 111 olmuş, Pençe-Kilit başta olmak üzere operasyon bölgelerinde tespit edilen, teröristlere ait mağara, sığınak ve barınaklarda ele geçirilen çok sayıda silah, mühimmat ve muhtelif malzeme kullanılamaz hale getirilmiş, Suriye Harekat Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 741 kilometreye ulaşmıştır.

HUDUT GÜVENLİĞİ

Hudut güvenliğine ilişkin bilgi veren Aktürk, son bir haftada hudutlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 136 kişinin yakalandığını, 1186 kişinin ise engellendiğini belirtti.

Cumhuriyet tarihinin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunan hudutlarımızdaki başarının rakamlara da yansıdığını ifade eden Aktürk, şunları kaydetti:

“2025 yılında, hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 942, engellenen kişi sayısı da 66 bin 794 olmuştur. Ayrıca keşif, gözetleme ve devriye faaliyetlerini aralıksız sürdüren hudut birliklerimiz tarafından, Hakkari ve Van hudut hatlarında gerçekleştirilen arama-tarama faaliyetlerinde bu hafta ele geçirilen 101 kilogram uyuşturucu ile birlikte bu yıl ele geçirilen 1982 kilogram uyuşturucu madde kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörle mücadele ve hudut güvenliğinde elde edilen başarı ve etkinliğin çıtasını 2026 yılında daha da yukarılara taşıma azim ve kararlılığındadır.”

Batı Karadeniz'de mayın arama faaliyetlerinden görüntüü (AA)Batı Karadeniz’de mayın arama faaliyetlerinden görüntüü (AA)

“KARADENİZ’DE MAYIN GÖZETLEME FAALİYETİ YAPILACAK”

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol oynamaya devam ettiğini söyledi.

Aktürk, Türkiye’nin öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan ile başlatılan “üçlü girişim” kapsamında 8 Ocak’ta Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz Görev Grubu “Komite Toplantısı”nın Beşiktaş Deniz Müzesi Komutanlığında, “Görev Grubu Komuta Devri ve Aktivasyon Töreni”nin ise İstanbul Boğaz Komutanlığında düzenleneceğini belirtti.

9-18 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 8’inci aktivasyon faaliyeti kapsamında, Batı Karadeniz’de “Sürüklenen Mayın Keşif/Gözetleme Faaliyeti” icra edileceğini dile getiren Aktürk, “Aktivasyon kapsamında ayrıca Bulgaristan Deniz Kuvvetleri unsuru Priboy ve Romanya Deniz Kuvvetlerine ait Ghiculescu tarafından 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında İstanbul’a liman ziyareti gerçekleştirilecektir.” dedi.

Gazze (AA)Gazze (AA)

“İSRAİL HUKUKSUZLUĞA DEVAM EDİYOR”

İsrail’in, iki yılı aşkın süredir bölgesel ve küresel düzeyde istikrarsızlık yaratmaya ve hukuksuzluğa devam ettiğini aktaran Tuğamiral Zeki Aktürk, şunları kaydetti:

“Uluslararası toplum ise İsrail’in Filistin halkına yönelik acımasız katliamlarını ve insanlık dışı uygulamalarını durdurmakta, bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik tehditlerini ve bölgede yarattığı kaosu engellemekte yetersiz kalmaktadır. Gelecek yılın, bölgeye ve Filistin’e barışın geldiği, Filistin halkının yaşam hakkına kavuştuğu, bölgesel güven ve istikrarın sağlandığı bir yıl olmasını temenni ediyoruz.”

MSB tarafından gerçekleştirilen tatbikattan görüntü (AA)MSB tarafından gerçekleştirilen tatbikattan görüntü (AA)

“1 YILDA 157 TATBİKAT BAŞARIYLA İCRA EDİLDİ”

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, operasyon ve görevlerinin yanı sıra çok boyutlu tehdit ortamına uyum sağlamak ve yüksek hazırlık seviyesini muhafaza etmek amacıyla eğitim-tatbikat faaliyetlerini kesintisiz olarak sürdürdüğünü söyledi.

Bu kapsamda, 15-26 Aralık tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilen ve SAT timleri ile Pakistan İkbal Timlerinin yer aldığı Türkiye-Pakistan Ayyıldız Tatbikatının başarıyla tamamlandığını belirten Aktürk, şunları kaydetti:

“Böylece, 1 Ocak’tan itibaren 45’i NATO, 29’u milli, 59’u davet ve 24’ü özel olmak üzere toplam 157 tatbikat başarıyla icra edilmiştir. Türkiye-Suudi Arabistan Deniz Kuvvetleri İşbirliği Toplantısı, 5-9 Ocak 2026 tarihleri arasında ülkemizde gerçekleştirilecektir. NATO Güvence Tedbirleri çerçevesinde Havadan İhbar Kontrol Uçağımız, 30 Aralık’ta Romanya hava sahasında görev yapmıştır. Sarıkamış Harekatı’nın 111’inci yılı dolayısıyla düzenlenen ‘Bu toprakta izin var’ anma etkinliği kapsamında Sarıkamış/Kars’ta 3 adet F-16’mız ile 4 Ocak’ta muharip uçak geçişi icra edilecektir.”

Bu yılın Türk Silahlı Kuvvetleri Spor Gücü Komutanlığı açısından başarılı bir yıl olduğunu ifade eden Aktürk, “Uluslararası müsabakalarda 2024 yılında 20 kupa ve 93 madalya alan sporcularımız, 2025 yılında 13 rekor kırarak 35 kupa ve 207 madalya kazanmıştır.” dedi.

Modernizasyonu yapılan ilk parti M60T tankı (AA)Modernizasyonu yapılan ilk parti M60T tankı (AA)

SAVUNMA SANAYİ VE ENVANTERE YENİ GİREN SİSTEMLER

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin güçlü, modern ile etkin savunma kapasitesinin yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle geliştirilmesi çalışmalarına devam edildiğini söyledi.

Bu kapsamnda yapılan çalışmalara ilişkin bilgi veren Aktürk, şöyle devam etti:

“Geçtiğimiz hafta içerisinde Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda, modernize edilen M60T tankı, KARAOK Tanksavar Silah Sistemi, Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi HİSAR-A ile, MİLKED Elektronik Destek Sistemi (3A3), muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Ayrıca hafta içerisinde Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından, çeşitli adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, BALKIN 130 milimetre (ÇAF-S) karşı tedbir mühimmatı seri üretime hazır hale getirilmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca Genel Maksat Helikopteri projesi kapsamında 7’nci T-70 helikopteri ile çeşitli miktarlarda Hassas Güdüm Kiti (HGK-84), Lazer Güdüm Kiti (LGK-82), Elektronik Harp Podu envantere alınmıştır.”

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sürekli değişen ve çeşitlenen tehditlere karşı tüm harekat alanlarında etkin, esnek ile yüksek teknolojiye dayalı bir yapı oluşturma çabasını kararlılıkla devam ettirdiğini belirtti.

2026 yılında da yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle desteklenmesine yönelik çalışmaların aralıksız devam edeceğini kaydeden Aktürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kapsamda, başta Çok Katmanlı Hava Savunma Sistemimiz Çelik Kubbe, İnsansız Savaş Uçaklarımız Kızılelma ve Anka-3 olmak üzere insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve mühimmattan füzelere, hava savunma sistemlerinden elektronik harp sistemlerine kadar çok geniş bir yelpazede silah sistemlerinin geliştirilmesi, mavi vatanımız ve çevre denizlerin yanı sıra ilgi alanımız olan tüm denizlerde donanmamızın yeteneklerini genişleterek daha güçlü hale getirilmesi amacıyla içerisinde TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi, Milli Denizaltımız ve Milli Uçak Gemimizin de yer aldığı 39 geminin tersanelerimizde aynı anda inşası ve yeni sistemlerin envantere kazandırılması çalışmaları kararlılıkla sürdürülecektir. Ayrıca, yapay zeka destekli komuta kontrol sistemleri, Siber savunma ve siber harekat yetenekleri, otonom sistemler ve büyük veri analizine dayalı karar destek altyapıları gibi kritik alanlarda yerli ve milli çözümlerle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yüksek caydırıcılık kapasitesini daha da artıracak, böylece, geleceğin muharebe konseptini şekillendiren stratejik bir üstünlük seviyesine ulaşacaktır.”

Milli Savunma Bakanlığı (AA)Milli Savunma Bakanlığı (AA)

ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ

Aktürk, personel ve askeri öğrenci alım ve temin faaliyetlerinin planlanan takvim çerçevesinde devam ettiğini söyledi.

Bu kapsamda, 26 Aralık 2025’te başlayan Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Milli Savunma Üniversitesine Memur ve Sözleşmeli Personel Temini başvurularının 25 Ocak’a kadar devam edeceğini belirten Aktürk, “2-18 Ocak 2026 tarihleri arasında ‘Kara Kuvvetleri Komutanlığına 2026 Yılı Uzman Erbaş ve Sözleşmeli Er, 5-29 Ocak 2026 tarihleri arasında Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı başvuruları yapılabilecektir.” diye konuştu.

Aktürk, konuşmasında şunları kaydetti:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefleri doğrultusunda yeni yılda da milletimizin huzur ve güvenliği ile daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için terörle mücadeleden sınır güvenliğine, uluslararası misyonlardan insani yardım faaliyetlerine kadar çok geniş bir alanda, üstlenmiş olduğu tüm görevleri azim ve kararlılıkla yerine getirmeye devam edecektir. 2026 yılının ülkemize ve milletimize sağlık, başarı ve mutluluk, bölgemize ve dünyaya ise daha fazla barış, huzur ve istikrar getirmesi temennisiyle milletimizin yeni yılını en içten dileklerimizle kutluyoruz.”

MSB’de düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından Bakanlık tarafından basın mensuplarının sorularına cevaben açıklamalar yapıldı.

Milli Savunma Bakanlığından SGD açıklaması: Türkiye Suriye’nin kararına destek olacak

“F-35 VE CAATSA ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR”

Basın mensuplarının F-35 tedarikine ilişkin soruları üzerine Bakanlık tarafından şu açıklama yapıldı:

“Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda milli uçağımız KAAN hizmete girinceye kadar gelişmiş teknolojiyle donatılmış modern savaş uçaklarının envantere alınması, envanterin çeşitlendirilmesi ve caydırıcılık kapasitesinin artırılması faaliyetlerimiz sürmektedir. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması durumunda ABD ile savunma sanayii işbirliğinin ivmesinin artacağını değerlendiriyoruz. Söz konusu yaptırımların kaldırılması ve F-35 tedariki konusunda çalışmalar devam ediyor.”

SuriyeSuriye

SDG’YE UYARI: SURİYE İSTERSE DESTEK OLURUZ

Bakanlık Suriye’deki son duruma yönelik sorular üzerine ise, “SDG, adem-i merkeziyetçilik ve federalizm taleplerini dile getirmeye devam etmekte ve merkezi otoriteye entegre olma konusunda adım atmamaktadır. Daha önce de vurguladığımız gibi SDG’nin bu tavrı Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve istikrarına zarar vermektedir. Suriye hükümetiyle ‘Tek Devlet, Tek Ordu’ ilkesi doğrultusunda yakın işbirliğini sürdürüyor entegrasyon sürecini yakından takip ediyoruz. Suriye hükümeti birlik ve bütünlüğü için bir inisiyatif almaya karar verirse Türkiye ona destek olacaktır.” açıklamasını yaptı.

1200x675-esadin-kuzeni-mahluf-alevilerin-federasyon-istegine-karsi-bizi-cok-tehlikeli-bir-yola-surukluyor-1767176076068

Esad’ın kuzeni Mahluf Alevilerin federasyon isteğine karşı: Bizi çok tehlikeli bir yola sürüklüyor

Devrimin ardından nerede olduğu bilinmeyen Mahluf, Suriye’de Lazkiye ve Tartus illerini kapsayan sahil bölgesi ile diğer bazı illerde, 28 Aralık’ta Şam yönetimine karşı düzenlenen protestolarla iilgili sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

“Ne yazık ki bazı kişiler, bizi çok tehlikeli bir yola sürüklüyor; dönüşü olmayan bir yola. Alevilerin asla bulaştırılmaması gereken işlerin içine sürükleniyoruz.” ifadesini kullanan Mahluf, halkı sakin olmaya ve evlerinde kalmaya davet etti.

Mahluf, halkı sokağa inmeye çağıran din adamı Gazal Gazal’ı hedef alarak, “Sonuç ne oldu? Bazı kişiler çıktı. Örneğin Şeyh Gazal, göğsünü açarak ortaya çıktı. Peki bu ne anlama geliyor, bugün hepimiz yok mu olalım, ne için, federalizm için mi?” değerlendirmesinde bulundu.

Beşşar Esad’in kuzeni olan Mahluf mesajında, “Bugün federalizmi konuşuyoruz ama açıkça görülüyor ki bizi koruyacak bir güç olmadan federalizmin hiçbir değeri yoktur.” ifadelerine yer verdi.

NE OLMUŞTU?

Devrik rejime yakınlığıyla bilinen Suriye ve Yurt Dışındaki Aleviler Yüksek İslam Konseyi Başkanı Gazal Gazal, siyasi federasyon ve uluslararası koruma talebi ve Şam yönetiminin protesto edilmesi için taraftarlarını 28 Aralık’ta gösteriler düzenlemeye çağırmıştı.

Yönetim karşıtı gösterilerin yer yer şiddet eylemlerine dönüştüğü, bazı silahlı kişilerin provokasyonlarda bulunduğu ve karşıt görüşlü grupların da müdahil olduğu olaylarda 4 kişi ölmüş 108 kişi yaralanmıştı.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Esad’ın kuzeni Mahluf Alevilerin federasyon isteğine karşı: Bizi çok tehlikeli bir yola sürüklüyorEsad’ın kuzeni Mahluf Alevilerin federasyon isteğine karşı: Bizi çok tehlikeli bir yola sürüklüyorEsad’ın kuzeni Mahluf Alevilerin federasyon isteğine karşı: Bizi çok tehlikeli bir yola sürüklüyor
1200x675-ab-israilin-stk-yasaklama-planina-sert-tepki-gosterdi-1767176714954

AB, İsrail’in STK yasaklama planına sert tepki gösterdi

Lahbib, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından bir açıklama yaptı.

AB’nin tutumunun çok açık olduğunu kaydeden Lahbib, İsrail’de STK’lerin kaydına ilişkin yasasın mevcut halinin kabul edilemez olduğunun altını çizdi.

İnsani yardımlara ilişkin tüm engellerin kaldırılması gerektiğine dikkati çeken Lahbib, “Uluslararası hukuk şüpheye yer bırakmaz. İhtiyacı olanlara yardım erişmelidir.” ifadesini kullandı.

Hadja Lahbib, “İsrail’in Gazze’de uluslararası STK’leri yasaklama planı, hayat kurtarıcı yardımı yasaklamayla eşdeğerdir.” vurgusunu yaptı.

İsrail, uygulamaya girecek yeni uluslararası STK yasası kapsamında ülkede kaydını yenilemeyen kuruluşların 1 Ocak itibarıyla faaliyetlerinin sonlanacağını, 1 Mart itibarıyla da ülkeyi terk etmeleri gerektiğini açıklamıştı.

İsrail’in yeni yasal düzenlemesiyle MSF, Oxfam, Norveç Mülteci Konseyi (NRC), Caritas, CARE, International Rescue Committee (IRC) gibi 25’ten fazla yardım kuruluşunun faaliyetlerinin durdurulacağı aktarılıyor.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
AB, İsrail’in STK yasaklama planına sert tepki gösterdiAB, İsrail’in STK yasaklama planına sert tepki gösterdiAB, İsrail’in STK yasaklama planına sert tepki gösterdi