CANLI – ABD’den Venezuela’ya operasyon! Operasyon yoluyla Çin ile Rusya’ya mesaj

ABD Başkanı Trump operasyona ilişkin sosyal medyadan yaptığı paylaşımda “Venezuela’ya ve ülkenin lideri Maduro’ya yönelik operasyon başarıyla tamamlandı” açıklamasında bulundu. Konuya ilişkin A Haber’de değerlendirmelerde bulunan uzman isimler konuşarak önemli açıklamalarda bulundu. “Peki 3 Ocak bilerek mi seçildi?” İşte detaylar…

AHaber CANLI YAYIN

CANLI ANLATIM
21:54
03 Ocak 2026

OPERASYON YOLUYLA ÇİN İLE RUSYA’YA MESAJ

ABD’nin geçmişte Afganistan ve Irak’a yaptığı müdahalesinin bedelini ağır ödediğini belirten SETA Washington Koordinatörü Kadir Üstün, günümüzde yapılan Venezuela saldırısına ilişkin değerlendirmede yaparak yapılan baskının iki ülkeye doğrudan bir mesaj niteliği taşıdığını ifade ederek şöyle konuştu: 

“TRUMP SİYASİ ÇIKAR İÇİN ÇALIŞIYOR”

“Trump’ın ülkeyi yöneteceğiz demesi büyük bir laf. Çünkü daha önce Irak ve Afganistan, özellikle Irak’ın işgali, Irak’ta yeniden bir ulus inşası macerasına girmesi Amerika’nın büyük pahalıya patlamıştı. Ve buna karşı kampanya yaparak iktidara gelen bir başkan şimdi Venezuela’yı biz yöneteceğiz falan diyor. Biraz tabii burada adeta tırnak içinde zafer sarhoşluğu var. Ciddi bir operasyon yapıldı. Uzun zamandır hazırlanıldığını işte buradaki askeri yetkililer belirtti. Dolayısıyla buradan ciddi bir siyasi çıkar sağlamaya çalışıyor Trump. Yani bu işin siyasi faydasını kendine, kendi başarısı olarak sunmaya çalışıyor ve bu tür Venezuela’nın petrolüyle yeraltı kaynaklarıyla ilgili açıklamaları daha önce de yapmıştı. Ama bunun bir adım ötesine geçip orayı biz yöneteceğiz demesi çok ileri bir laf. Bunun altını nasıl dolduracak?

“BATI YARIM KÜREYE ODAKLANMA” MESAJI

Oraya muhtemelen özel temsilci falan atayıp yeni bir hükümet kurulmasında çok daha yakından yönetmeye çalışacaklar durumu. Bu anlamda orası biraz beni ya şaşırtmadı aslında ama Trump’ın tarzını bildiğimiz için söyleyebileceği en ileri şeylerden biriydi. Bunun işaretini şu şekilde almıştık; Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ni açıklamıştı Trump yönetimi hatırlarsanız. O belgede artık Batı yarım küreye odaklanacağını söylüyordu. Bir aydır da biliyorsunuz uyuşturucu taşıdığını iddia ettiği botları vuruyordu. Bu noktada uluslararası hukuku çok da önemsemediğini ve herkesi her yerde isterse vurabileceğini falan göstermeye çalışıyor. Bir adeta bir güç gösterisi. Burada şimdi tabii Venezuela’da lider değişikliğini sağlayan, doğrudan sağlayan bir güç pozisyonuna gelmiş oldu. Burada hani uluslararası hukuku hiçe saymasını boş verin, Venezuela’da rejim değişikliği işine girmiş oldu Trump. Trump buna karşı çıkan bir siyasetin temsilcisiydi. MAGA dediğimiz Amerika’yı tekrar büyük yap hareketinin en önemli şeylerinden biri, halkın ona oy vermesini sağlayan en önemli şeylerden birisi Trump’ın yeni savaşlara girmeme, yeni ulus inşası projelerine girmeme, yeni rejim değişikliği projelerine girmeme, bu tür askeri maceralardan tırnak içinde uzak kalma sözü vermiş olmasıydı. Ama Venezuela’yı şimdi liderini işte gece yarısı alıp böyle Amerikan mahkemelerine çıkarıp üzerine bir de ülkeyi yeniden dizayn edeceğini söylemesi, Amerikan petrol şirketlerinin girip petrolü çıkaracağını, yeraltı kaynaklarından faydalanacağını, bu bayağı bir artık rejim değişikliği ve yeniden o ülkenin dizayn edilmesi, yeniden bir ulus devlet inşa edilmesi projesi gibi gözüküyor. Dolayısıyla Trump farklı bir yöne girmiş oldu. Yani burada daha önceki operasyonlarına bakarsak Suriye’de, başka yerlerde, İran’da, hani sınırlı bir askeri operasyon yapıp çekiliyordu, güç gösterisi yapıp çekiliyordu. Ama şimdi Venezuela’da bu sözü, “ülkeyi biz yöneteceğiz” sözü bence farklı bir noktaya getiriyor meseleyi.

OPERASYON YOLUYLA ÇİN VE RUSYA’YA MESAJ

“Yani bu aslında Amerika’nın geçmişte ta kurucu babalar zamanında tartışılan bir mesele. Hani dünyadan, Avrupa’nın şeylerinden uzak kalıp siyasetinden şeye odaklanmak, hani Amerika’nın kendi kıtasına, kıta Amerika’sına odaklanmak ve buradaki güvenliğini sağlamak. İki tarafı okyanuslarla çevrili zaten. Bu anlamda ama bu bölgede, Batı yarımküresinde adeta Çin’e, Rusya’ya mesaj veriyor. Buralarda herhangi bir operasyon çekerseniz, bu ülkeleri yanınıza çekmeye çalışırsanız ben de kimseye sormadan, uluslararası hukuku da dikkate almadan istediğim operasyonu, istediğim yerde yapabilirim diyor ve bu ülkelerin liderlerine de bu bir mesaj vermiş oluyor.”

20:42
03 Ocak 2026

AMERİKA ÜLKELERİNDEN PEŞ PEŞE TEPKİ

A Haber Muhabiri İrfan Sapmaz, Venezuela’ya yapılan saldırıyla Nicolas Maduro ile eşinin kaçırılması sonrasında Amerika ülkelerinin devlet başkanlarından yapılan açıklamaları aktaran A Haber Muhabiri İrfan Sapmaz, yapılan açıklamaları şu ifadelerle duyurdu:

“Amerika ülkelerinin devlet başkanlarının yaptığı bazı açıklamaları hemen sıcak gelişme olarak aktarmak istiyorum. Brezilya, Lula da Silva, Brezilya Devlet Başkanı, ABD’nin hava saldırıları ve Maduro’nun yakalanmasını kabul edilemez bir çizginin aşılması olarak, değerlendirdi. Lula, bu eylemin Venezuela’nın egemenliğine yönelik ağır bir hakaret olduğunu ve bölgedeki barış ortamını tehdit ettiğini belirtti. Küba lideri Miguel Diaz-Canel, operasyonu suç teşkil eden bir ABD saldırısı ve devlet terörizmi olarak adlandırdı. Uluslararası toplumu acil tepki vermeye çağırdı. Kolombiya, Devlet Başkanı Gustavo Petro, Kolombiya Cumhurbaşkanı, sivilleri tehlikeye atan her türlü tek taraflı askeri hareketi reddettiğini açıkladı. Sınır bölgesinde güvenlik önlemlerini arttırdıklarını ve olası bir sığınmacı akınına karşı hazırlıklı olduklarını duyurdu. Meksika hükümeti, operasyonun Birleşmiş Milletler şartına aykırı olduğunu belirterek askeri müdahaleyi şiddetle kınadı. Şili Devlet Başkanı Boric, operasyonla ilgili derin endişelerini dile getirerek krizin askeri yöntemlerle değil, barışçıl ve diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğini belirtti.

VENEZUELA KONSOLOSLUĞUNDA GÜVENLİK ÖNLEMLERİ

Bu arada Donald Trump’ın açıklamasıyla Maduro ve eşinin New York’a doğru götürüldüğü belirtilmişti. ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, Maduro’nun narko-terörizm, kokain ithalatı komplosu veya silah kaçakçılığı suçlamasıyla New York Güney Bölge Mahkemesi’nde yargılanacağını resmen duyurdu. Donald Trump, Maduro, eşi ve Cilia Flores’in şu an New York’a doğru ilerleyen bir gemide olduğunu, oradan da helikopterle kente nakledileceğini açıkladı. New York’a, Maduro’nun yargılanacağı mahkeme binası çevresinde ve Venezuela Konsolosluğu yakınlarında güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Kentte hem operasyonu destekleyen grupların hem de müdahaleye hayır diyen savaş karşıtı protestocuların toplanmaya başladığı bildiriliyor. Sümeyye, tabii gözlerimiz şu anda, saatler 11.05’i geçiyor. Amerikan ana akım medyası da tüm televizyonlar Donald Trump’ın Mar-a-Lago malikanesinden yapacağı açıklamaya çevrilmiş durumda.”

20:05
03 Ocak 2026

“LATİN AMERİKA’DA AYNI AKIBETE UĞRAYABİLİR”

“HER TÜRLÜ NORMU YOK SAYAN BİR SİSTEMLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Serkan Gündoğdu, ABD’nin Venezuela’ya yaptığı operasyona ilişkin konuşarak, “Uluslararası hukukun, normların, rejimlerin, işte uluslararası örgütlerin yok sayıldığı, hiçe sayıldığı, ne yazık ki güç dayatmasının yapıldığı bir Amerika ve rejimle ya da sistemle karşı karşıyayız.” Dedi. Gündoğdu, Amerika’nın muhtemel bir sonraki saldırısının Karayipler ve diğer Latin Amerika ülkelerinin aynı akıbete uğraması olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Bunun olası muhtemel bir sonraki adımı, bu cüretten beslenerekten, had bularaktan, yakında belki Karayiplerin diğer ya da Latin Amerika’nın diğer ülkeleri de aynı akıbetle karşılaşacaktır. İşte çünkü Kolombiya’da özellikle gerek İsrail’in bölgedeki yapmış olduğu soykırımlara yönelik tepkisine karşın olarak kaçınılmaz bir son gibi görünüyor. Hele özellikle dediğiniz gibi böyle silahlanma yarışının ve son birkaç yıldır böyle tüm devletlerin kendi güçlerini maksimize etmek uğruna ve kendi varlıklarını pekiştirmek adına, özellikle burada hegoman güç olarak Amerika ve Çin’i görüyoruz, biraz daha böyle meşruiyetlerini ve de kendi güçlerini dünyaya kabul ettirmek adına hoyratça, hiçbir kanun, hukuk, normlar göz önünde bulundurmaksızın davranışları ne yazık ki dediğiniz gibi önümüzdeki günlerde bunun da devamı geleceğinin de göstergesi.

“CIA’E YETKİ İSTİHBARATİ FAALİYETLER…”

Bu tarz bir müdahalenin geleceğini Trump bize aylar öncesinde göstermişti Karayiplerdeki yapmış olduğu kuşatmalar vesaire, CIA’e vermiş olduğu yetki ki muhtemel bugünkü açıklamalarından da anlaşılıyor ki orada askeri bir mücadeleden ziyade gerek istihbari faaliyetler yoluyla ya da ülke içerisindeki muhalif unsurları, insan kaynaklarını kullanmak suretiyle, Trump’ın da ifade ettiği gibi, yönetimi, rejimi bir an önce devirmek ve kendi güdümlerinde bir yeni Venezuela rejimi, bir devleti inşa etmek. Çünkü Amerika özellikle tek motivasyonlu bu yakın zamanda son 1 yıllık süreçte ya da geldiği dönemden beri rakip olarak gördüğü bir cephe sadece Çin’i görmekteyiz. Yani bir Çin’e karşı kendi varlığını ve gücünü kabul ettirme, Çin’in bu direncine karşılık bir an önce pes edip tabiri caizse hegoman güç olduğunu kabul ettirmeye çalışıyor.

ÇİN VE TİCARET SAVAŞLARI

Bunu ilkin hatırlarsanız ticaret tarifeleriyle, ticari tarifelerle, ticaret savaşı diye adlandırdığımız o dönemki süreçte buna bir yeltendi, %170’lere, %180’lere varan bir tarifelerle ancak burada ülke içerisindeki unsurlar, etnik yapılar vesaireler, yani biraz daha şunu kastediyorum, hem üretim kabiliyeti hem Amerika’nın bu Çin’le olacak bir rekabette, ekonomik bir savaşta nasıl bir zorlukla karşılaşacağına dair çıkan tepkiler bunu biraz daha frenlemek ya da işte geri adımlar suretiyle, o tarifelerdeki yapmış olduğu geri indirimlerle görmüş olduk. Ancak Trump muhtemeldir ki farklı bir yöntemle Çin’le olan ilişkilerinde, özellikle işte Latin Amerika malumunuz petrol rezervi dünyada en yüksek olan 1. ülke. Suudi Arabistan’ınki evet biraz daha kaliteli ve daha Venezuela’ya yakın ancak yine de rezerv olarak en başat ülke hala enerji anlamında petrolün de vazgeçilmezliğini de göz önünde bulundurduğumuzda bu anlamda Venezuela’yla olan Çin’in ilişkileri, hatta Rusya’yla olan ilişkileri, kısmen İran’la olan münasebetleri, muhtemeldir ki Amerika’yı bu anlamda biraz daha Çin’i hem yalnızlaştırmak hem kuşatmak hem de ekonomik ve ticari anlamda, özellikle enerji bakımından biraz daha güç ve zor duruma düşürmeye çalışıyor.”

18:56
03 Ocak 2026

“BU BİR İSTİLADIR”

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Canan Tercan, ABD-Venezuela krizine ilişkin konuşarak, yapılan operasyona ilişkin “Bu bir istiladır” açıklamasında bulundu. 

“DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE ÖNCE SEÇİME GİDİLİR”

Tercan, Maduro’nun indirilmesinden sonra demokratik bir ortamda yapılması gerekenlerin yeni bir seçim olduğunun altını çizerek ABD’nin bu aşamada tutunduğu tavıra ilişkin konuştu. Tercan, “Yani eğer bir lider alındıysa demokratik bir ülkede ne yapılır? Apar topar seçim yapılır. Diyelim ki siz suçlu buldunuz, uyuşturucu ticaretinden dolayı Maduro’yu yargılıyorsunuz. O zaman yine başa kimin geçeceğine halk karar verir. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri’nin apar topar muhalefet liderine koltuğu teslim etmesi de demokratik değil. Yani bu da aslında demokrasiye aykırı bir durum. Bundan sonraki süreci göreceğiz ama burada dediğim gibi halk ayaklanmalarına karşı Amerika Birleşik Devletleri müdahale edeceğini söylüyor. Çok sıkıntılı bir dönem. Yani bu aslında istiladır. Bakın devlet başkanını alıyorsunuz, halka da diyorsunuz ki hareket edersen seni vururum. Peki sen kimsin? Ben o zaman senin burada gerçekten adaleti sağlamak için geldiğini, uyuşturucu ticareti için geldiğini ya da halka eziyet ettiği ve biliyorsunuz teknokrat olduğu söyleniliyor, diktatör olduğu söyleniyor. Eğer Maduro diktatörse buradaki masum halka Amerika Birleşik Devletleri müdahale ederken adil mi olacak?” ifadelerini kullandı. 

“YENİ YILA GİRERKEN İRAN’DA AYAKLANMA”

İran’a ilişkin de konuşan Tercan, yeni yılda iç karışıklığa dikkat çekerek şunları söyledi: 

“Şimdi yeni yıla girdik, hemen İran’da bir ayaklanma oldu. Ayaklanmayla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nden ne geldi? Protestoculara dokunmayın. E onun arkasından evet destek geldi. Onun ardından Maduro alındı. E şimdi İran ve Venezuela’nın ilişkisini biliyoruz. Amerika Birleşik Devletleri’nin yaptırımlarını en büyük uyguladığı, eskiden ambargo diyorduk şimdi yaptırım diyoruz, en büyük uyguladığı ve fakirleştirdiği iki ülkeydi bunlar. Nasıl ayakta kaldılar? Çin bunlara destek verdi ve Çin ikisini aynı masaya oturttu ve dedi ki siz birbirinizle ticaret yapın. İşte birisi işlenmemiş petrol gönderiyordu diğeri de diğer hammaddeleri ve kullanılan eşyaları ve gıdaları gönderiyordu. Bu şekilde dolar dışında alışveriş yapıyorlardı. Şimdi ikisini de kesmiş olduğu bu şekilde yani Maduro’nun alınması, Venezuela’dan giden gemilerin el konulması Amerika Birleşik Devletleri tarafından İran’daki yoksulluğu artırdı.

İRAN VENEZUELA’NIN KADERİNİ PAYLAŞIR MI?

Çünkü İran’ın zaten ticaret yapabildiği sınırlı ülkeler var. Bunlardan en önemlisi Venezuela’ydı. Bunun gitmesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri aslında İran’ın da pozisyonunu belirledi. Bakın çemberi daralttı. İran açısından ne yaptı? Zengezur koridorunu alarak aslında İran’ın en büyük partnerlerinden bir tanesi Ermenistan’dır. Ermenistan’la ticaretini kesti ve Ermenistan biliyorsunuz Avrupa’ya açılmak için ne yapıyordu? İran koridorunu kullanıyordu. Artık onu kullanmıyor ve çok pahalıya İran’dan petrol alıyordu. E şimdi çok daha uyguna Azerbaycan’dan alıyor. Dolayısıyla İran’ı gerek Ermenistan ve Zengezur koridoru marifetiyle gerek Venezuela’ya yaptığı müdahalelerle daralttı ve aslında ki oradaki ayaklanmaları da tetikleyen yine Amerika Birleşik Devletleri oldu. Bu ikisi Amerika Birleşik Devletleri’nin Trump yönetimi geldikten sonra iki hedefiydi. İki yerde rejimin değişmesi isteniliyordu.”

18:21
03 Ocak 2026

ABD 3 OCAK’I BİLEREK Mİ SEÇTİ?

ABD’nin geçmişte Panama lideri Nariega’nın Amerika’ya teslim olması, akabinden Kasım Süleymani’nin Irak’ta öldürülmesi olaylarının 3 Ocak’ta gerçekleştirildiği belirtilirken son olarak Nicolas Maduro’nun 3 Ocak’ta Caracas’tan kaçırılması olayının tesadüf mü? Sorularını da beraberinde getirdi. Konuya ilişkin konuşan Dış Politika Uzmanı Yeliz Albayrak, “ABD 3 Ocak’ı bilerek mi seçti?” Sorusuna yanıt verdi. Olayın bir mesaj verme kaygısı olabileceğine dikkat çeken Albayrak şöyle konuştu:

“Bir mesaj verme kaygısı da olabilir sizin de dediğiniz gibi. Çünkü bunların hepsi ABD’nin kendi saikleriyle tehdit olarak gördüğü, başkalarına, başka aktörlere, devlet liderlerine ya da önemli kişilere kendince operasyonlar düzenleyip bakın aldıkları şeyler. Hatırlarsanız Saddam meselesinde de özellikle ABD’nin önleyici vuruş ya da önleyici aldığı tedbirler var biliyorsunuz. Kendisini tehdit olarak gördü. Özellikle de bu 11 Eylül’den sonra o Irak konusuna gelmeden önce ABD’nin geliştirdiği bir politika zaten bu. Aynı şekilde nasıl Saddam Hüseyin için kitle imha silahları var ya da El Kaide’ye burada askeri olarak yardım yapabilir ya da teçhizat gönderebilir ya da bu kitle imha silahlarını bu örgütlere verebilir diye önleyici olarak bir operasyon kendilerini gerçekleştirdiğini belki söyleseler de Maduro’yu da aynı şekilde bakın kendilerince ABD için çok büyük bir tehdit olduğunu, zaten narkoterör kapsamında da suçlu olduğunu, terör örgütü lideri olduğunu söyleyip onay alınmadan çok rahatlıkla hareket edebildiklerini biz burada da gördük. Sizin de dediğiniz gibi bütün kendilerine tehdit gördükleri aktörlerin hepsini kendilerince teker teker güvenlik söylemiyle ya da tehdit oluşturdukları söylemiyle operasyonlar düzenleyip o özel operasyonlarla bir şekilde onları hakimiyet altına alıyorlar ya da etkisiz hale getiriyorlar ama şu anda az önceki sorduğunuz soruya da bir iki ekleme yapmak isterim müsaadenizle.

NEDEN MADURO İLE BİR ŞEKİLDE DEVAM EDİLMEDİ?

Maduro’nun temsil ettiği yer ve durduğu yer çok belli. Maduro, Bolivarcı geleneğin devamı ve çok daha sosyalist bir çizgide ve onun temsil ettiği başka bir burada değer var ve kimlerle arası iyi? Rusya’yla arası iyi, Çin’le arası iyi, İran’la arası iyi. Bunlar yüzünden zaten şu anda Venezuela’da İran destekli grupların ya da ABD’nin söylemiyle terör örgütlerinin Venezuela’da olduğunu ve önemli temsilciliklerinin Venezuela’da kol gezdiğini bakın ABD son zamanlarda oldukça dile getirmeye başlamıştı. Şimdi Maduro’yla devam etmek demek tüm bu diğer aktörlerle de ilişkinin Maduro üzerinden yine devam etmesi riskini taşıyor ya da ordunun içerisinde Maduro’ya bağlı olan kliklerin, grupların da aynı şekilde devamının gelmesine sebep olabilir ama tamamen burada demokrasi söylemi üzerinden ya da ülkeyi yabancılara açacak, tekrar demokratik bir düzen inşa edeceğini vadeden ABD ile İsrail’le çok daha yakın bir ilişki kuran bir muhalefet varken tabii ki onunla devam etmek isteyecekler. Çünkü Maduro’yla evet bir uzlaşı sağlanabilirdi. Belki de gidişi bu uzlaşı üzerinden de yapılmış olabilir. Çünkü görüşmelerin yapıldığını da biz daha önce açık bir teklifin olduğunu da biz daha önce biliyoruz ama işin tam olarak gerçekliğini henüz bilmiyoruz.

BAZI LİDERLER RUSYA’DA MI? İDDİASI

Hatta bazı liderlerin, bazı temsilcilerin Rusya’da olduğuyla alakalı bakın haberler de gelmeye başladı ama bunların hepsi şu anda spekülatif haberler. Şu anda en büyük sav zaten Maduro’nun orayı aynı Zelenski’ye söylenildiği gibi ara ara işgal ettiği, gerçekten meşru devlet başkanı olmadığı, seçimlerin de şu anda meşru olmadığıyla alakalı şeyler söylüyor. Avrupa Birliği de bir taraftan Maduro’nun oradaki liderliği meşru değildi demeye başladı. Demek ki küresel düzlemde de sadece kınama mesajları ve seçimlerden kaynaklı bir meşru lider olmadığı, tamamen ABD’nin o kurguladığı terör örgütü lideri olma kapsamında bir operasyonla alıp yargılanmaya götürüldüğü bakın bizi artık gerçekliğe götürüyor. Yani bütün dünya bu olayı gayet kabul etmiş noktada.

İÇERDEN YARDIM MI ALINDI?

Venezuela’nın kendi halkı dahi şu anda dediğiniz gibi ne tepki vereceğini bilmiyor. Hepsi şu anda kendi telaşına düşmüş durumda ama yeniden o Machado gelirse muktedir olabilir mi? Ben sürekli söylüyorum. Olma ihtimalini ben çok da yüksek görmüyorum. Tekrar ortalığın karışması ihtimali de var ama tabii ki Maduro’nun bu kadar kısa zamanda ABD tarafından alıp götürülmesi de ya içeriden yardım eden birilerinin ya da zaten anlaşma üzerine belki de gitmiş olabileceği ihtimalini de güçlendiriyor.”

13:26
03 Ocak 2026

“ISLIK SESİYLE BOMBALAR YAĞMAYA BAŞLADI”

ABD’nin gece yarısı başlattığı bombardımanla askeri tesisler ve havaalanları yerle bir edilirken, şehirde ise tam bir kaos hakim. Bölgede yaşayan ve gelişmeleri yakından takip eden Türk, eski polis memuru Muharrem Hayta, A Haber canlı yayınında dehşet anlarını anlattı. Hayta, “Savaş uçakları tepemizden geçti, halk Maduro’dan kurtulmak için sokağa çıkıyor” diyerek çarpıcı iddialarda bulundu.

“ISLIK SESİYLE BOMBALAR YAĞMAYA BAŞLADI”

Venezuela’da 20 yıldır yaşayan ve yerel siyaseti yakından takip eden Muharrem Hayta, saldırının başladığı ilk dakikaları hakkında A Haber canlı yayınında anlattı. Hayta, “Ben yaklaşık 20 yıldır buradayım, eski bir polis memuruyum ve diplomatik görevle geldim. Buradaki siyaseti yakından takip ediyorum. Saat 02.00 civarında burada savaş uçaklarının yakın mesafeden geçtiğini duyduk. Önce ıslık sesiyle bombaların patlamasına şahit olduk. Bizim bulunduğumuz yer Caracas’ın merkezi Altamira. Hemen 5 dakikalık mesafede askeri havalimanı var. Buranın bombalandığına dair haberler aldık. Aynı zamanda Caracas’ın içerisinde askeriyenin bulunduğu yaklaşık 500 bin insanın yaşadığı bir alan var. Oranın da ciddi bombalamalara şahit olduğunu gördük. İnsanlar şu an kaos halinde orayı terk ediyorlar.” dedi.

EKONOMİK ÇÖKÜŞ: “ASGARİ ÜCRET 1 DOLAR, GENERALLER 180 DOLAR ALIYOR”

Ülkedeki ekonomik sefaletin halkı patlama noktasına getirdiğini belirten Hayta, Venezuela’daki acı tabloyu rakamlarla gözler önüne serdi ve “Venezuela’da bu olaylarla ilgili beklenti gayet pozitif. Çünkü insanlar ekonomik sıkıntıdan yaklaşık 15 senedir büyük bir sıkıntı yaşadılar. Trilyonluk dolar devalüasyonuna şahit oldular. Generallerin yaklaşık 180 dolar aldığı, asgari ücretin 1 dolar olduğu Venezuela’da halkın bu yönetimi destekleyeceğini zannetmiyorum. Maduro’nun Venezuela’daki oyu yaklaşık yüzde 5 civarında. Geçen sene seçimleri yüzde 70 farkla kaybetmişti ancak sonuçları göstermedi. Buradan da görüyoruz ki Venezuela’da halkın desteği kesinlikle Maduro tarafında değil.” ifadelerini kullandı.

“MİLİSLER ASLINDA SUÇ ÖRGÜTLERİ”

Hükümetin silahlandırdığı milis grupların (Colectivos) halk nezdinde hiçbir karşılığı olmadığını vurgulayan Hayta, “Yarından itibaren milislerin sokağa döküleceği söyleniyor ama bu milisler 20 yıldan beridir burada silahlanıyorlar. Bunlar genelde suç örgütleri ve buradaki çetelerden oluşan insanlar. Halktan kesinlikle böyle bir destek yok. Yarından itibaren buradaki olayı daha rahat görebileceğiz. İnsanlar Maduro’dan artık bıkmış durumda.” dedi.

KRİTİK İDDİA: “İÇİŞLERİ BAKANI ÖLDÜRÜLDÜ MÜ?”

Hükümet içerisindeki çözülmeye dair gelen duyumları A Haber ile paylaşan Muharrem Hayta, “Venezuela’da canlı yayınları takip ediyorum; sokağa çıkanları bir şekilde durduruyorlar, uçuşları kısıtlıyorlar. Yarın muhtemelen muhalif askerler de bu bombalamadan sonra iktidarı destekleyen askerleri etkisiz hale getireceklerdir. Gelen haberlere göre buranın İçişleri Bakanı’nın da öldürüldüğü söyleniyor. Eğer İçişleri Bakanı öldürüldüyse milisler sokağa çıkamayacaktır, bu önemli bir detay. Eğer hayattaysa yarından itibaren milisler de çatışmaya girecektir.” dedi.

“SİVİLLER DEĞİL, ASKERİ NOKTALAR HEDEFTE”

Saldırıların hedefi ve sivil yerleşim yerlerinin durumuna dair gözlemlerini aktaran Hayta, “Arka planda konutların olduğu yerler var. Benim izlediğim videolarda sivillerin yaşadığı yerlere değil de askeriyenin olduğu askeri havaalanları ve liman bombalanmış. Ama yalnız askeriyenin olduğu yerde yaklaşık 500 bin insan yaşıyor. Bu insanlar büyük bir kaosla kaçtıklarına göre, isabet almış olan yerleşim yerleri de olabilir. Yarın sabah her şey daha net ortaya çıkacaktır.” ifadeleri ile tabloyu özetledi.

12:10
03 Ocak 2026

MADURO’DAN “DERHAL KONUŞLANIN” EMRİ

Maduro yönetimi “Olağanüstü Hal” ilan ederken, bölgeden gelen görüntüler sinsi bir işgal planının devreye sokulduğunu kanıtlıyor. A News Yayın Koordinatörü Orhan Sali, A Haber canlı yayınında perde arkasını anlattı ve “Trump, 2026 ara seçimleri öncesi MAGA seçmenini konsolide etmek istiyor; bahane uyuşturucu, asıl hedef enerji ve madenler.” dedi.

Saldırıların ardından Venezuela cephesinden gelen ilk resmi tepkiyi ve sahadaki askeri hareketliliği değerlendiren Orhan Sali, “Venezuela Cumhurbaşkanı Maduro demiş ki; tüm savunma güçlerinin ülkenin genelinde derhal konuşlandırılmasını emrediyor. Bu, bundan sonraki süreçte herhangi bir saldırıya karşılık vereceklerinin bir sinyali. Şu an için bir kara harekatı başlamamış olabilir ama Amerika için söylüyorum; karaya çıkarma yapmanız gerekiyor. Bu da Amerika için çok ciddi bir risk ve kayıplara neden olabilir.” ifadeleri ile olayın ciddiyetini özetledi.

SADECE BAŞKENT DEĞİL, 4 EYALET HEDEFTE!

Saldırının kapsamının sanılandan çok daha büyük olduğunu belirten Sali, stratejik noktaların özellikle seçildiğine dikkat çekti ve “Sadece Venezuela’nın başkenti Caracas’a yönelik bir saldırıdan bahsetmiyoruz. Venezuela Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada; Caracas dahil Miranda, Aragua ve La Guaira eyaletlerine yönelik ağır bir askeri saldırı var. Amerika Birleşik Devletleri sadece başkenti değil, Venezuela’nın kuzeyindeki eyaletlere yönelik toplu ve senkronize bir saldırı başlattı. Hedefte rafineriler, yani elektrik üreten bölgeler var. Başkentin yarısından fazlası şu an elektriksiz.” dedi.

MİRAFLORES SARAYI ETRAFINDA TANSİYON YÜKSEK

Venezuela’nın kalbi Caracas’tan gelen sıcak görüntüleri yorumlayan Sali, “Venezuela Başkanlık Sarayı Miraflores’in etrafında halk toplanmış durumda ve müdahaleler söz konusu. Askerlerin toplanan halka silah doğrulttuğunu görüyoruz. Bu görüntüler akla direkt ‘bir darbe girişimi mi?’ sorusunu getiriyor. CIA’nın harekete geçmesiyle kripto yapıların devreye girmesinden söz edebiliriz. Miraflores Sarayı’nın girişinde güvenlik çemberi oluşturulmuş durumda çünkü her an her şey olabilir. Amerika sadece havadan değil, içerideki uyuyan hücrelerini de harekete geçirmiş olabilir.” ifadeleri ile iç karışıklık riskini vurguladı.

SALDIRIDAN 10 SAAT ÖNCE KRİTİK ÇİN ZİRVESİ

Operasyonun zamanlamasındaki çarpıcı detayı A Haber’de paylaşan Orhan Sali, Çin ve Rusya faktörüne değindi. Sali, “Çin-Venezuela ilişkileri çok yakın. Bu saldırıdan tam 10 saat önce başkentte Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in kendi özel temsilcisi Maduro ile görüştü ve son durum değerlendirmesi yapıldı. Amerika bu görüşmeden haberdardı. İstihbarat savaşları diyoruz ya; artık her şey o kadar şeffaf ki… Amerika bu saldırı kararını aslında 24 Aralık’ta, Noel öncesi almıştı. Ancak Nijerya’daki hava saldırıları ve elverişsiz hava koşulları nedeniyle bugüne ertelendi. Çin’in desteği Maduro için hayati önemde.” dedi.

TRUMP’IN 2026 HESABI: “POPÜLİST BİR ÇIKIŞ”

ABD Başkanı Trump’ın neden Venezuela’yı hedef seçtiğini siyasi konjonktür üzerinden okuyan Sali, çarpıcı bir saptamada bulundu ve “Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump için bu sene hayati bir yıl. 2026 yılının Kasım ayında ara seçimler olacak. Kendi içindeki Trump seçmenlerini, o ‘MAGA’ (Make America Great Again) grubunu konsolide etmek için bu şekilde popülist çıkışları oluyor. Trump’ın en büyük vaadi ‘savaşsızlık’ üzerineydi ancak şu an bu durumun tam tersi bir tablo oluştu. Venezuela’da yapılacak bir hata, Amerika için Vietnam’dan daha büyük bir yenilgi riski taşır.” dedi.

“VENEZUELA’NIN YER ALTI ZENGİNLİKLERİ İŞTAH KABARTIYOR”

Uyuşturucu kaçakçılığı iddialarının bir bahaneden ibaret olduğunu savunan Orhan Sali, asıl meselenin ekonomik çıkar olduğunu belirterek, “Bahane uyuşturucu kaçakçılığı ama gerçek bu değil. Venezuela’nın elinde çok önemli madenler ve yer altı zenginlikleri var. Amerika için bunları çok daha ucuza getirmenin yolu, binlerce kilometre ötedeki Irak, Kuveyt veya Katar’la uğraşmaktansa hemen yanı başındaki (Florida-Miami’ye çok yakın) Caracas’a müdahale etmektir. 90’lı yıllarda Panama’da Noriega’ya ne yaptılarsa bugün aynısını Maduro’ya yapmaya çalışıyorlar. Panama’da da bahane uyuşturucuydu, sonuç 5 bin sivilin katledilmesi ve işgal oldu.” dedi.

“AMERİKA İÇİN DÖNÜM NOKTASI”

Sali, Latin Amerika’daki bu gelişmenin küresel dengeleri değiştireceğini ifade etti ve “Bu, Amerika ve Latin Amerika için bir dönüm noktası. Amerika hiçbir zaman bu kadar geniş çaplı bir saldırıyı Güney Amerika’da bir ülkeye karşı düzenlememişti. Brezilya ve Kolombiya’nın tepkisi çok önemli çünkü sıranın kendilerine geleceğini biliyorlar. Dünya artık tek kutuplu değil; ABD’nin Venezuela’da yapacağı büyük bir hata, bedeli çok ağır bir bataklığa dönüşebilir.” diyerek sözlerini noktaladı.

Add a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *