1200x675-1767515121134

AK Parti’den Maduro’nun kaçırılmasına sert tepki: Siyasi egemenlik Venezuela halkınındır

ABD hükümeti, Venezuela’da düzenlediği operasyon ile Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’u kaçırdı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun alıkonulmasına ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’nin her koşulda uluslararası hukuk, siyasi meşruiyet ve halk iradesi ilkesini savunduğunu vurguladı. Çelik, meşru yönetim değişiminin yalnızca o ülkenin halkına ait demokratik bir hak olduğunu belirtti.

“MEŞRU YÖNETİMİN KAYNAĞI HALK İRADESİDİR”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin siyasi çizgisinin merkezinde, yönetimlerin meşruiyetinin halk iradesine dayanması ilkesinin yer aldığını söyledi. Çelik, bir ülkede meşru yönetim değişiminin yalnızca o ülkenin halkına ait demokratik bir hak olduğunu vurgulayarak, bu ilkeyi ihlal eden hiçbir gelişmenin onaylanamayacağını ifade etti.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ABD tarafından kaçırıldıVenezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ABD tarafından kaçırıldı

“VENEZUELA HALKI SİYASİ EGEMENLİĞİN YEGANE SAHİBİDİR”

Venezuela’daki gelişmelere bu temel ilkeler çerçevesinde yaklaştıklarını belirten Çelik, Venezuela halkının kendi ülkesindeki siyasi egemenliğin tek sahibi olduğunun altını çizdi.

Çelik, bir ülkenin egemenliğinin hedef alınmasının ve uluslararası hukukun ihlal edilmesinin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini söyledi.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ABD tarafından kaçırıldıVenezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ABD tarafından kaçırıldı

“BİR ÜLKENİN SİYASİ TAPUSU HALKA AİTTİR”

Açıklamasında “siyasi meşruiyet” kavramına dikkat çeken Çelik, Türkiye’nin bu kavrama güç merkezlerinin penceresinden değil, güç merkezlerini siyasi meşruiyet ilkesiyle değerlendiren bir bakış açısına sahip olduğunu ifade etti.

Çelik, “Bir ülkenin siyasi tapusu sadece ve sadece o ülkenin halkına aittir. Meşru egemenlik dışarıdan dayatılamaz” dedi.

CHP lideri Özgür Özel (AA)CHP lideri Özgür Özel (AA)

MUHALEFETE SERT ELEŞTİRİ

CHP lideri Özgür Özel ve bazı muhalefet liderlerinin açıklamalarını eleştiren Çelik, küresel ölçekte yankı uyandıran bir olay karşısında Başkan Erdoğan’ı hedef alan niteliksiz söylemlerin son derece sağlıksız olduğunun altını çizdi. Çelik, muhalefetin dış politika tecrübesi bulunmadığını, kriz yönetimini retorik üretmekten ibaret sandığını dile getirdi.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan (AA)Başkan Recep Tayyip Erdoğan (AA)

“CUMHURBAŞKANIMIZ KÜRESEL KRİZLERİN USTA YÖNETİCİSİDİR”

Başkan Erdoğan’ın küresel krizlerin yönetiminde tecrübeli bir lider olduğunu vurgulayan Çelik, Erdoğan’ın hiçbir zaman haksızlığa sessiz kalmadığını söyledi. Başkan’ın hangi sözü ne zaman ve nasıl söyleyeceğini bilen bir siyasi akla sahip olduğunu belirten Çelik, bu yönüyle dünya liderleri arasında öne çıktığını kaydetti.

“ZOR ZAMANLARDA İLKELERDEN TAVİZ YOK”

Dünyanın giderek daha zor bir küresel sürece girdiğini ifade eden Çelik, bu dönemde Türkiye’nin en büyük dayanağının siyasi ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalmak olduğunu söyledi. Siyasi meşruiyet ilkesinden en küçük bir taviz verilmediğini vurguladı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik (AA)AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik (AA)

“İÇ CEPHEYİ SAĞLAM TUTMALIYIZ”

Açıklamasının sonunda Çelik, küresel kaos karşısında Türkiye’de tüm siyasi aktörlerin sorumluluk ve sağduyu ile hareket etmesi gerektiğini belirtti. Devlet aklı ve diplomasinin tüm imkânlarıyla Türkiye’nin istikametinin güçlendirileceğini ifade eden Çelik, Başkan Erdoğan’ın tecrübesiyle kriz yönetiminde Türkiye’nin yolunun açık tutulacağını söyledi.

1200x675-1767516074110

Türkiye’nin ürettiği en hızlı tren! 225 km hıza sahip ilk görüntü geldi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, saatte 225 kilometre hıza sahip olacak Milli Elektrikli Hızlı Tren Seti hakkında açıklamada bulundu.

Bakan Uraloğlu, ilk üretilen trende sona yaklaştıklarını belirterek “2026 içerisinde ilk trenimizi raylara indirerek test sürecini başlatacağız.” ifadelerini kullandı.

Ulaştırma  ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu (AHABER)Ulaştırma  ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu (AHABER)

577 YOLCU KAPASİTELİ OLACAK

Bakan Uraloğlu, trenin iç donatısında sona yaklaştıklarını ve ince işlerini yaptıklarını belirterek “Alüminyum gövdeli 8 araçtan oluşacak Milli Elektrikli Hızlı Tren setlerimiz toplam 577 yolcu kapasiteli olacak.” şeklinde konuştu.

Türkiye'nin ürettiği en hızlı tren (AHABER)Türkiye’nin ürettiği en hızlı tren (AHABER)

MEVCUT VE GELECEKTE VAR OLACAK İHTİYAÇLARI KARŞILAMAK ÜZERE TASARLANDI

Uraloğlu ayrıca, seti oluşturan araçların; yolcu konforunu ve güvenliğini sağlayan tren kontrol ve izleme sistemi, otomatik tren durdurma sistemi, elektromekanik yolcu giriş kapıları, tam otomatik iklimlendirme, yangın ihbar, işitsel ve görsel yolcu bilgilendirme ve kamera sistemleri ile donatıldığını söyledi.

Türkiye'nin ürettiği en hızlı tren (AHABER)Türkiye’nin ürettiği en hızlı tren (AHABER)

Uraloğlu, trende yolcular için seyahat esnasında rahatlıkla kullanabilecekleri Wi-Fi erişimi, yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını kolaylıkla karşılayabilecekleri otomatlar ve mutfak bölümü olacağını söyleyerek “Ayrıca bu aracımızda engelli yolcular için iki adet yolcu bölmesi ve tekerlekli sandalyeleriyle platformdan araca ve araçtan platforma indirilip bindirilmesini sağlayan asansörler de yer alacak. Trenlerimizi, yüksek konfor ve inovasyon ile mevcut ve gelecekte var olacak ihtiyaçları karşılamak üzere tasarladık.” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin ürettiği en hızlı tren (AHABER)Türkiye’nin ürettiği en hızlı tren (AHABER)

YÜZDE 90 FİZİKİ İLERLEME GERÇEKLEŞTİ

Bakan Uraloğlu, ilk setin üretiminde yüzde 90 fiziki ilerlemeye ulaştıklarını belirterek “Proje kapsamında 2026-2028 yılları arasında toplam biri prototip olmak üzere toplam 15 set üretmeyi planlıyoruz. Şu anda YHT hatlarımızda 31 setin hizmet verdiğini düşünürsek neredeyse yarısı kadar milli trenlerimizi de üretmiş olacağız.” açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin ürettiği en hızlı tren (AHABER)Türkiye’nin ürettiği en hızlı tren (AHABER)

Türkiye'nin ürettiği en hızlı tren (AHABER)Türkiye’nin ürettiği en hızlı tren (AHABER)

Türkiye'nin ürettiği en hızlı tren (AHABER)Türkiye’nin ürettiği en hızlı tren (AHABER)

1200x675-iettde-197-milyarlik-bakim-skandali-sayistay-raporunda-ortaya-cikti-1767507640037

İETT’de 19.7 milyarlık bakım skandalı! Sayıştay raporunda ortaya çıktı

Sayıştay 2024 Denetim Raporu, İETT otobüslerinin bakım ve onarım sürecinde akıl almaz bir denetimsizlik zincirini ortaya çıkardı.

Rapora göre, bakım-onarım yükümlüsü firmaların getirdiği yedek parça ve sıvılar, İdare garajlarına girerken ya da araçlara takılırken seri numarası, fatura ve belge kontrolü yapılmadan kullanıldı.

İETTİETT

İşlemler tutanak altına alınmadı, etkin bir onay mekanizması kurulmadı. Tüm bu denetimsizliğin, 19 milyar 724 milyon TL’lik dev bakım-onarım ihalesini alan Ulaşım İç ve Dış Ticaret A.Ş. döneminde gerçekleşmesi dikkat çekti.

İETTİETT

KAĞIT ÜSTÜNDE VAR ARAÇTA YOK

Teknik şartnamelerde bazı yedek parçalar için kalite standartları tanımlanmış olsa da, Sayıştay raporunda bu standartların uygulanıp uygulanmadığını ölçen hiçbir sistemin bulunmadığı belirtildi. Denetimlerin, ekiplerin inisiyatifine bırakıldığı vurgulandı.

Raporda açıkça şu uyarı yapıldı: “Aynı işlevi gören ancak hiçbir kalite standardı taşımayan yan sanayi parçalar, şartnamelerde belirtilen standartlı parçalara göre çok daha düşük maliyetle temin edilebiliyor. Bu parçaların araçlarda kullanılıp kullanılmadığına dair etkin bir kontrol olmadığının altı çizildi.

İETTİETT

FORM VAR, KALİTE YOK

Sabah’ın haberine göre İdare tarafından savunma olarak gösterilen “Hasar Arıza Tespit ve İzleme Formu” da Sayıştay’ın radarına takıldı. İncelemede, bu formlarda kullanılan parçaların markası, modeli ya da kalite standardını gösteren tek bir ibareye dahi yer verilmediği tespit edildi.

Yedek parça ambarlarında toplu ve tek elden kontrol yapılmasının hem mümkün hem de gerekli olduğu belirtilmesine rağmen, bu yönde hiçbir zorunluluk getirilmediği kayda geçti.

İETT’de 19.7 milyarlık bakım skandalı! Sayıştay raporunda ortaya çıktı

Sayıştay, mevcut uygulamanın sürdürülemez olduğunu vurgulayarak, kullanılan tüm yedek parçalara ilişkin kanıtlayıcı belgelerin tutulmasını, parçaların ambar girişinde muayene ve kalite kontrolünden geçirilmesini, etkin ve bağlayıcı bir onay mekanizması kurulmasını istedi. Aksi halde milyarlarca liralık bakımonarım ihalelerinin denetimsizlik ve düşük standart batağına saplanarak kamu zararına dönüşeceği uyarısı yapıldı.

İETT’de 19.7 milyarlık bakım skandalı! Sayıştay raporunda ortaya çıktı

649 BİN SEFER İPTAL

Denetimsiz bakım-onarımın sonucu ise rakamlarla ortaya çıkarken Sayıştay 2024 raporunda 25 Kasım 2024’e kadar, yalnızca 2024 yılı içinde 649 bin 82 otobüs seferi iptal edildiği ortaya çıktı. Bu iptallerin 338 bin 669’u doğrudan arıza kaynaklı olduğu belirlendi.

Bu durum, İETT’de belgesiz parça, kontrolsüz bakım ve düşük standart, on binlerce arızaya, yüz binlerce sefer iptaline ve İstanbulluların can ve mal güvenliğinin riske atılmasına yol açtı.

1200x675-1767504697364

Terörsüz Türkiye’ye ilmi katkı! Mütefekkir Sadık Albayrak ‘Son Devir Osmalı Uleması’nda belgeledi

Mütefekkir, Gazeteci ve Yazar Sadık Sadık Albayrak’ın “Son Devir Osmanlı Uleması” isimli eseri hem geçmişimizin kültür hazinesine hem de günümüzdeki toplumsal sorunlara tarihi ışık tutuyor.

Sabah Gazetesi yazarı Bercan Tutar, Sadık Albayrak’ın Son Devir Osmanlı Uleması serisiyle ilgili bir yazıyı köşesine taşıdı.

Gazeteci, yazar, mütefekkir Sadık Albayrak (Foto: ahaber.com.tr arşiv)Gazeteci, yazar, mütefekkir Sadık Albayrak (Foto: ahaber.com.tr arşiv)

İşte Tutar’ın “Fırtınalı zamanlarda topluma yön veren hafıza” başlıklı yazısından detaylar:

Kimse ‘tarih tekerrür etmez’ demesin. Eder. 2026’ya girdik. Ama devran dönüyor. Çünkü dünya devran devrandır. Bundan yaklaşık yüz yıl önce sahnede olan ne varsa bugün yine karşımızda. Zaman makinesine girmiş gibiyiz. Almanlar’ın ‘zeiten wenden’ dediği ‘değişen zamanlar’da yaşıyoruz. Ülkemiz, bölgemiz ve dünya hızla dönüşüyor. Batılı statüko çözülüyor. Batı imgesinin taşıyıcı kolonu konumundaki ‘Pax Americana/ Amerikan hegemonyası’ tarihe karışıyor. İnsanlık çok kutuplu bir dünya düzenine doğru ilerliyor. Yeni Türkiye, jeo-stratejik açıdan bariz bir şekilde içinde yer aldığımız küresel ve bölgesel değişime en çok etki eden aktörlerden biri konumunda. Zira hem farklı kutuplar ve kıtaların merkezinde yer alıyor hem de ayrı bir burç olarak yükseliyor.
Türkiye’nin Garp ile Şark arasında Mavi Vatan olarak ilan ettiği ‘Mare Nostrum’da yani Akdeniz’de hegemonyasını yeniden tesis etme hamlesi bölgesel ve küresel dengeleri sarsıyor. Afrika, Asya ve Avrupa gibi farklı coğrafyalarda attığımız ezber bozan adımlar ülkemizi yenidünya düzeninin en etkili güç odaklarından birine dönüştürmüş durumda.
Şimdi yapılması gereken bu yeni düzenin nasıl kurulacağı ve nereye evrileceği üzerine düşünmektir. Kuşku yok ki kırılgan ve bir o kadar da agresif hassasiyetlerin yoğunlaştığı bir dönemden geçiyoruz.

Gazeteci, yazar, mütefekkir Sadık Albayrak (Foto: ahaber.com.tr arşiv)Gazeteci, yazar, mütefekkir Sadık Albayrak (Foto: ahaber.com.tr arşiv)

İşte bu tür kritik süreçlerde en büyük sorun yön tayinidir. Rotamızın belirlenmesinde en belirleyici aktörler ise siyasi iradenin aldığı kararların toplumsallaşmasında hayati rol oynayan fikri ve kültürel dünyamızın mimarlarıdır.
Bu bağlamda Sadık Albayrak yazdığı 40’ı aşan eserle düşünce dünyamızı şekillendiren ve ‘fırtınalı zamanlar’da yönümüzü tayin etmemize kılavuzluk eden öncü münevverlerin başında geliyor. Nitekim yazdığı belgeli her eserle ‘görkemli tarihimizin geri dönüşü’nü müjdeledi. Zihinlerdeki ideolojik mayınları birer birer etkisiz hale getirdi.
Geçen yüzyılın kütüphanelerini bir kez daha okumamızı sağladı. Loş raflarda kaderine terk edilen cihanşümul uygarlığımızın hazinelerini bin bir zahmetle yeniden gün ışığına çıkardı. Böylece çoğunun ‘bulut depoları’nda unutulmasının veya yangınlarda küle dönüşmesinin önüne geçti.

ÜÇ MESELE ÜZERİNDE TEFEKKÜR

Sayın Albayrak’ın bu destansı emeğinin hakkını ancak iki şekilde ödeyebiliriz. İlki İslam dünyasının ‘çelik çekirdeği’ni temsil eden tarihsel Türkiye’ye odaklanarak.
İkincisi de köklerimizden hareketle istikbaldeki büyük Türkiye’ye doğru yürüyerek. Çünkü Sayın Albayrak bütün eserlerinde okuyucusunu mütefekkir ve âlim hüviyetiyle hep şu üç mesele üzerinde tefekkür etmeye teşvik ediyor.
Birincisi Türkiye’nin Batı ile ilişkisi üzerine… İkincisi İslam dünyası ve Müslüman halklarıyla ilişkisi üzerine… Üçüncüsü kapitalizmin ve liberal yaşam tarzının bugünkü sureti ile kurduğu ilişki üzerine… Bu üç unsurun birbiriyle iç içe geçtiğini görmemek mümkün değil. Yani Türkiye kendini yeniden bulmak istiyorsa Batı’dan ve Batılı serbest piyasa uygarlığından yüz çevirip kendi değerler sistemiyle dünyaya bakmalıdır. Ve kendi dünyasını inşa etmelidir.

Gazeteci, yazar, mütefekkir Sadık Albayrak (Foto: ahaber.com.tr arşiv)Gazeteci, yazar, mütefekkir Sadık Albayrak (Foto: ahaber.com.tr arşiv)

Bunun yolu da Atina, Brüksel, Paris, Washington, Pekin, Moskova ve Roma’ya karşı İstanbul, Kudüs, Bağdat, Şam, Mogadişu, Bosna Hersek, Bağdat, Musul, Halep, Beyrut, Bakü, Priştine, Erbil, Kerkük, Bişkek, Kabil ve Semerkand’ı öne çıkarmaktan geçiyor.
Bu bağlamda devletten medeniyete doğru yürüyen Yeni Türkiye’nin en büyük refiki adalet, bilgi ve hikmetle beslenen Osmanlı’nın evrensel asabiyesi ve kozmolojisi olacaktır. Unutmayalım ki narsizm, yalan, kibir ve rehavetle kimse istediği gayeye ulaşamaz. Atomize topluluklara dönüşerek değil ancak özümüze dönerek birlik ve beraberlikle hedeflerimizi gerçekleştirebiliriz.

Gazeteci, yazar, mütefekkir Sadık Albayrak'ın ʺSon Devir Osmanlı Ulemasıʺ isimli eseriGazeteci, yazar, mütefekkir Sadık Albayrak’ın ʺSon Devir Osmanlı Ulemasıʺ isimli eseri

ANADOLU’DAKİ ‘SESSİZ DEVRİM’İN FİKRİ MİMARLARINDAN

Ülkemizin imparatorluk reflekslerinin harekete geçmesinde Sayın Sadık Albayrak’ın ilmi ve fikri eserlerinin payı çok büyük. Bu yönüyle Sayın Albayrak hem 2002’de AK Parti’nin iktidara geldiği Anadolu’daki ‘Sessiz Devrim’in kültürel ve fikri altyapısının mimarlarından hem de Türkiye’nin yeni hedeflerine ulaşması için en ön cephede savaşan akıncılardan biridir. Çünkü eserlerinde fikri ve kültürel temellerini attığı Yeni Türkiye artık siyaseten de ayağa kalkıyor. Eskilerin deyişiyle ‘mükevvenat’ yani oluş tevhid ile terkibat, birleşme ve bir araya gelmeyle başlar. Dolayısıyla her farklılık bir engel değil bizi birliğe ve menzile ulaştıran birer vesiledir. Geçmişin zenginliğinin yeniden yeşermesi tıpkı fikir, sanat ve edebiyat ekollerinde görüldüğü üzere onu keşfeden, şerh eden, tanıtan ve günümüz nesillerine aktaran Sayın Albayrak gibi âlim ve mütefekkir münevverler eliyle mümkün olabiliyor.
Ömrünü âlemşümul geleneğimizin tekâmülüne adayan Sayın Albayrak bize günümüzün sorunlarını çözebilecek her tür mayayı Osmanlı’nın hamurundan rahatlıkla elde edebileceğimizi gösteriyor. Zira eserlerinde Millet-i Osmaniye’yi teşkil eden bütün unsurları görüyoruz. Bu yönüyle Son Devir Osmanlı Uleması, imparatorluğun evrensel kozmolojisini yani kesretteki tevhidi resmeden bir tablo niteliğinde.

Gazeteci, yazar, mütefekkir Sadık Albayrak (Foto: ahaber.com.tr arşiv)Gazeteci, yazar, mütefekkir Sadık Albayrak

TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİNE TARİHİ ESERLERLE DESTEK

İşte tam da burada Sayın Albayrak’ın eserleri gönül ve zihin coğrafyamızı yeniden inşa etmemizde hayati bir rol oynuyor. Milletimizin ve ülkemizin Terörsüz Türkiye ve Türkiye Yüzyılı projeleriyle tanımlanan hedeflerine ulaşmasında en stratejik ve tarihi eserlerden biri de Sayın Albayrak’ın 1980-81’de yayımladığı Son Devir Osmanlı Uleması/İlmiye Ricâlinin Terâcim-i Ahvâli adlı dokuz ciltlik abidevi külliyattır.
Mart 2024’te Medrese Yayınları tarafından yeniden basılan külliyat üç kıtadaki Osmanlı’nın son dönem âlimlerinin hayatlarına, eserlerine, ilmi, fikri, kültürel ve siyasi çalışmalarına ışık tutuyor. Hopalı Mustafa Efendi’den Trablusşamlı Mustafa Abdülkerim Efendi’ye Çemişgezekli Mustafa Hazmi Efendi’den Nabluslu Şeyh Ed-Dari Efendi’ye, Gümülcineli Osman Nuri Efendi’den Bağdatlı Ömer Hüsameddin Efendi’ye Şamlı Ragıp Efendi’den Bosnalı Salih Efendi’ye, Pirlepeli Salih Efendi’den Cebel-i Lübnanlı Yusuf El Hatip Efendi’ye, Erbilli Sıbgatullah Efendi’den Kafkasyalı Zekeriya Efendi’ye ve Mardinli Yusuf Sıdkı Efendi’den Prizrenli Zeynelabidin Efendi’ye kadar binlerce müderris ve âlim Osmanlı’nın üç kıtaya yayılmış coğrafyasında adeta resmigeçit yapıyor.
Bu göz kamaştıran zenginlik, renklilik ve derinlik insanı mest ediyor. Mardinli bir müderris bakıyorsunuz Kuzey Afrika’ya gidiyor.
Balkanlardan Kafkasya’ya Filistin’den Edirne’ye Şam’dan Priştine’ye akan âlimler inanılmaz bir hareketlilik sergiliyor. Hem eğitim hem de görev için.
Kişi gayri ihtiyari kıyas yapıyor. Koca bir imparatorluktan Anadolu parantezine hapsedilmek ister istemez insana şairin “çoğalmak neyse ne azalmak zor” mısraını tekrarlatıyor.
Fakat olumlu tarafından bakınca ‘Son Devir Osmanlı Uleması’ külliyatındaki her cildin ‘Terörsüz Türkiye’ ve ‘Türkiye Yüzyılı’ projelerine destek veren birer abidevi eser olduğunu yakından görüyoruz.

Kavaid-i Lisan-i Kürdi (Foto: ahber.com.tr ekran görüntüsü)Kavaid-i Lisan-i Kürdi (Foto: ahber.com.tr ekran görüntüsü)

GÖNÜLLERE DE TAŞA DA İŞLENEN BESMELEDEKİ TEVHİDİ ANLAYIŞ

Sahra Altı Afrikası’ndaki bir camide de Bağdat’daki bir medresede de Mağrib’deki bir evliya türbesi veya Türkistan’daki bir mezarda da Bosna’daki bir handa veya Arabistan’daki bir köprü ile İstanbul’daki bir sarayda da hep aynı Osmanlı mayasını, aynı tevhidi ışığı ve toplumsal bütünlüğü görüyoruz.
Osmanlı ruhu bir bakıma Besmele’nin ve Besmele’deki tevhidi anlayışın sadece zihinlere ve gönüllere değil taşa, toprağa, ilme, sanata, şiir, müzik ve mimariye de işlenmesidir
Sadık Albayrak’ın eserleri bu kapsamda İslam dünyasının âlim, arif ve sanatkârlarının Anadolu’ya akarak nasıl birer Osmanlı müridânı olduklarını da gösteriyor bize. Bu hakikat farklı milletler için de geçerli. Çünkü adil sultanlar, gönüller fatihi veliler, sanat kutbu arifler ve irfan sahibi âlimler sayesinde Osmanlı’nın siyasi formu ile farklı milletlerin sosyo-kültürel muhtevası arasında sarsılmaz bir bütünlük oluştuğunu görüyoruz. İşte kesret içerisindeki vahdete açılan bu anlayış Osmanlı’nın ulaştığı evrenselliği simgeliyor. Yeni Türkiye’nin hedeflerine doğru emin adımlarla ilerlemesini sağlayan lokomotif güçlerden biri de Sayın Albayrak’ın eserleriyle yeni nesillere aktardığı işte bu evrensel asabiyedir.

Kavaid-i Lisan-i Kürdi (Foto: ahber.com.tr ekran görüntüsü)Kavaid-i Lisan-i Kürdi (Foto: ahber.com.tr ekran görüntüsü)
ÇIĞIR AÇAN BİR ESER

Mütefekkir ve âlim Sadık Albayrak’ın Son Devir Osmanlı Uleması külliyatında günümüzdeki sosyolojik, kültürel ve siyasi sorunlara ayna tutan birçok şahsiyet, risale, belge ve örnek çalışma var. Bunlardan biri de dördüncü cildin sonunda 471 ila 518’inci sayfalar arasında ‘Vesika: 43’ adı altında Osmanlıca aslıyla yayımlanan 47 sayfalık orijinal Kavâid-i Lisan-ı Kürdî eseridir.

Kavaid-i Lisan-i Kürdi (Foto: ahber.com.tr ekran görüntüsü)Kavaid-i Lisan-i Kürdi (Foto: ahber.com.tr ekran görüntüsü)

MEDYADAN YOĞUN İLGİ: TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE İLMİ KATKI

Sayın Albayrak’ın keşfedip gün yüzüne çıkardığı ‘Kavâid-i Lisânı Kürdî’ çalışması, geçen asrın başında 1901 yılında yazılmış bir karşılaştırmalı Kürtçe-Osmanlıca dilbilgisi kitabı. Osmanlıca ve Kürtçe gramer kurallarını karşılıklı olarak aktarıyor kitap.
Kimileri için bir hazine niteliğinde. İlk kez gün yüzüne Sayın Albayrak sayesinde çıkan bu kitap günümüz için çığır açıcı bir niteliğe de sahip. Gün yüzüne çıkar çıkmaz da büyük yankı uyandırdı zaten. Bazı medya organları daha şimdiden bu eseri “Sadık Albayrak’tan Terörsüz Türkiye’ye ilmi katkı” başlığıyla verdi. ‘Kavâid-i Lisânı Kürdî’, Kürt Dilinin Kaideleri yani gramer kuralları demek.
Kürtçenin Kurmancî lehçesine dair bir gramer kitabı. Ama eser bir Kürtçe-Türkçe karşılaştırmalı dil bilgisi ders kitabı niteliğinde. Askeri Rüştiye (ortaokul öğrencileri) için hazırlanmış. Öğrencilere Osmanlıca ve Kürtçeyi karşılaştırmalı şekilde öğretiyor. Yazarı Harputlu Ömer Avni Efendi. 1901 yılında telif edilen eser 1912 yılında Mamüretül Aziz’de El-Hac Hurşid Efendi Matbaasında basılmış.