1200x675-uyusturucu-ve-fuhusun-merkezi-bebek-otelde-kacak-bolumler-yikiliyor-1768199725703

Uyuşturucu ve fuhuşun merkezi Bebek Otel’de kaçak bölümler yıkılıyor!

Ünlülere yönelik yürütülen uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında, uyuşturucunun merkezi konumundaki Bebek Otel’de kaçak bölümlerin yıkımına başlandı.

Daha önce gerçekleştirilen uyuşturucu operasyonunda arama yapılan Bebek Otel’de tespit edilen kaçak bölümler için yıkım kararının alınmasının ardından belediye ekipleri sabahın erken saatlerinde mekana geldi. Ekipler, sabah saatlerinden itibaren oteldeki kaçak yapıların yıkımını gerçekleştiriyor.

Bebek Otel’in kış bahçesinin yıkımı yapılıyor.

Uyuşturucu ve fuhuşun merkezi Bebek Otel’de kaçak bölümler yıkılıyor!

A HABER BÖLGEDE!

A Haber muhabiri Mustafa Kadir Mercan, kaçak bölümlerinin yıkımına başlanan Bebek Otel önünden gelişmeleri şu sözlerle aktardı:

“Geçtiğimiz günlerde adından sıkça söz ettiren Bebek Otel’le ilgili alınan karar, bugün itibarıyla yürürlüğe girmiş durumda. Sabahın erken saatlerinde hem zabıta ekipleri hem de polis ekipleri otele geldi ve kaçak yapıların yıkımı için çalışmalara başlandı.

Şu anda ekiplerin içerideki çalışmaları devam ediyor. Özellikle kış bahçesi olarak tabir edilen alanlar ile Boğaz’a ve denize doğru uzanan bazı kaçak bölümlerin yıkım kapsamına alındığını söyleyebiliriz.

Bebek Otel'de kaçak bölümlerin yıkımına başlandı (A Haber ekran görüntüsü)Bebek Otel’de kaçak bölümlerin yıkımına başlandı (A Haber ekran görüntüsü)

Bebek Otel’i aslında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında yapılan iki operasyonla tanımıştık. İlk operasyon 28 Aralık’ta gerçekleştirilmişti. Bu operasyonda çok sayıda kişi gözaltına alınmış, yapılan aramalarda dijital ve fiziki materyallerin yanı sıra uyuşturucu maddeler ve uyuşturucu kullanımına yönelik aparatlar ele geçirilmişti.

Uyuşturucu ve fuhuşun merkezi Bebek Otel’de kaçak bölümler yıkılıyor!Bebek Otel’de kaçak bölümlerin yıkımına başlandı (A Haber ekran görüntüsü)

Yıkıma ilişkin kararın süreci de dikkat çekici. Bu karar ilk olarak 26 Temmuz’da alındı, ardından 18 Aralık’ta yeniden değerlendirilerek 25 Aralık’ta ilgili ekiplere tebliğ edildi. 28 Aralık’taki operasyon ise bu karardan bağımsız şekilde, savcılığın yürüttüğü uyuşturucu soruşturması kapsamında yapıldı.

Bebek Otel'de kaçak bölümlerin yıkımına başlandı (A Haber ekran görüntüsü)Bebek Otel’de kaçak bölümlerin yıkımına başlandı (A Haber ekran görüntüsü)

Geçtiğimiz günlerde jandarma tarafından yaklaşık 200 kişilik ekiple yeni bir operasyon düzenlendi. Gece saatlerinde başlayan arama 3–4 saat sürdü ve bu çalışmanın ardından otelin mühürlenmesine karar verildi. İşletme yönetimi ve otel sahibi bu karara itiraz etmişti, yürütmeyi durdurma kararı çıkmıştı. Ancak Bölge İdare Mahkemesi bu kararı iptal etti ve yıkımın önünü açtı.

Şu an itibarıyla ekipler kontrollü şekilde yıkımı başlatmış durumda. Yıkımın ne kadar süreceğine dair net bir bilgi yok.”

Bebek Otel'de kaçak bölümlerin yıkımına başlandıBebek Otel’de kaçak bölümlerin yıkımına başlandı

Bebek Otel'de kaçak bölümlerin yıkımına başlandıBebek Otel’de kaçak bölümlerin yıkımına başlandı

Bebek Otel'de kaçak bölümlerin yıkımına başlandıBebek Otel’de kaçak bölümlerin yıkımına başlandı

Bebek Otel'de kaçak bölümlerin yıkımına başlandıBebek Otel’de kaçak bölümlerin yıkımına başlandı

1200x675-17-ilde-feto-operasyonu-aralarinda-aktif-kamu-gorevlilerinin-de-oldugu-81-supheli-yakalandi-1768196991299

17 ilde FETÖ operasyonu: Aralarında aktif kamu görevlilerinin de olduğu 81 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sabah saatlerinde İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Balıkesir merkezli olarak FETÖ’ye yönelik geniş kapsamlı operasyonlar düzenlendiğini duyurdu. Operasyonlarda, aralarında aktif kamu görevlilerinin de bulunduğu 81 şüpheli yakalandı.

OPERASYONLAR 17 İLDE EŞ ZAMANLI YAPILDI

Emniyet Genel Müdürlüğü KOM ve İstihbarat Başkanlıkları ile Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında;
İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Balıkesir’in yanı sıra Bilecik, Bursa, Erzincan, Hatay, İzmir, Kayseri, Kütahya, Manisa, Muğla, Sivas, Şanlıurfa ve Rize illerinde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildi.

GİZLİ TANIK VE DİJİTAL VERİLER ELE VERDİ

Soruşturma kapsamında, gizli tanıktan elde edilen dijital materyallerdeki bilgiler doğrultusunda şüphelilerin FETÖ ile bağlantıları tespit edildi. Yapılan incelemelerde şüphelilerin;

Örgütün gizli haberleşme ağı ByLock kullanıcısı oldukları, FETÖ ile bağlantılı şirketlerde kayıtlarının bulunduğu, FETÖ’nün “Emniyet Mahrem Yapılanması” içinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüttükleri belirlendi.

EMNİYET İÇİNDEKİ MAHREM YAPILANMA DEŞİFRE EDİLDİ

Şüphelilerin, örgüt içerisinde oluşturulan mahrem yapı kapsamında hiyerarşik bir düzenle hareket ettikleri,
çeşitli rütbelerdeki emniyet mensuplarıyla örgütsel görüşmeler gerçekleştirdikleri ortaya çıktı.

Ayrıca, örgüt mensuplarının:

  • Her rütbeden emniyet personelini özel kodlamalarla fişledikleri,
  • Örgüte kazandırılmak istenen emniyet mensupları için planlı faaliyetler yürüttükleri,
  • Emniyet personelini aile, tayin ve sağlık durumlarına kadar takip ettikleri tespit edildi.

“MÜCADELEMİZ KARARLILIKLA SÜRECEK”

Bakan Yerlikaya, paylaşımında devletin bütünlüğüne, milletin birlik ve beraberliğine kasteden yapılarla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

Yerlikaya, operasyonlarda görev alan Cumhuriyet Başsavcılıklarını, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Başkanlığını, İl Emniyet Müdürlerini ve tüm güvenlik güçlerini tebrik etti.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
17 ilde FETÖ operasyonu: Aralarında aktif kamu görevlilerinin de olduğu 81 şüpheli yakalandı17 ilde FETÖ operasyonu: Aralarında aktif kamu görevlilerinin de olduğu 81 şüpheli yakalandı17 ilde FETÖ operasyonu: Aralarında aktif kamu görevlilerinin de olduğu 81 şüpheli yakalandı
1200x675-dronlar-yeni-cagin-silahi-oldu-a-haber-studyosunda-uygulamali-dron-teknolojisi-1768175755514

Dronlar yeni çağın silahı oldu! A Haber stüdyosunda uygulamalı dron teknolojisi

21’nci yüzyıl dünya genelinde birçok ülkenin çeşitli bahaneleri ileri sürerek saldırmasına neden olurken, başta Gazze olmak üzere milyonlarca masum sivilin katledilmesine yol açıyor. Terör devleti İsrail’in Filistinlilere uyguladığı soykırımın yanı sıra Orta Doğu’daki saldırgan tavrı , ABD’nin İran başta olmak üzere Meksika, Kolombiya, Grönland gibi ülkelere işgal tehdidi dünyada savaş krizini giderek büyütüyor. Türkiye’nin son 23 yılda savunma sanayiinde gerçekleştirdiği dev yatırımlar sayesinde envanterine sayısız ekipman, mühimmat, füze ve silahları bünyesine katarak caydırıcılığın önemini bir kez daha vurguluyor.

Yeni yüzyılın kanlı savaşlarında en çok kullanılan saldırı aracı dronlar olurken Canan Barlas ile Gündem programına katılan Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, dronların çalışma prensibi ele alırken Cemil Barlas ile gelişen teknoloji ve yapay zekanın entegre olmasıyla dronların günümüzde geldiği son noktayı uygulamalı olarak A haber stüdyolarında gösterdi.

A Haber - Ekran GörüntüsüA Haber – Ekran Görüntüsü

A HABER STÜDYOSUNDA UYGULAMALI DRON TEKNOLOJİSİ

Cemil Barlas, gelişen teknoloji ile birlikte dronların piyasada oldukça yaygın ve fiyatının uygun olduğunu belirterek A Haber stüdyolarında dron teknolojisini uygulamaları şekilde gösterdi. Barlas dronların yapay zeka teknolojisiyle kolaylıkla komut verilebildiğini ve takip özelliği sayesinde durumun ürkütücü oluşuna dikkat çekti.

A Haber - Ekran GörüntüsüA Haber – Ekran Görüntüsü

Cemil Barlas dronun özeliklerinden bahsederek; “Ağırlığı 170 gram bunun. 50 kilometre hız yapar. Ben gittiğim zaman beni her yere takip ediyor. İstersem gel beni önden takip et diyorum. Düşünün, bu normal tüketicinin alabildiği bir teknoloji. Bunu getiriyorsunuz yukarı, gel bana diyorsun, iniyor. Şimdi burada böyle bir teknoloji varsa ordunun elinde, askerin elinde neler var?” dedi.

A Haber - Ekran GörüntüsüA Haber – Ekran Görüntüsü

“KAMİKAZE DRONLAR 5 İLA 10 KİLOGRAMLIK PATLAYICILAR TAŞIYOR”

Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, stüdyoda uçurulan dron üzerinden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterine katılan İHA ve SİHA’lardan örnekler vererek yerli ve milli ürünlerin başarısına bir kez daha dikkat çekti.

“Kuvvet çarpanı niteliğinde SİHA’lar var. Şu anda havada hepsi. Yani Bayraktar TB2, Aksungur, Anka 3 vesaire, bunların hepsi şu anda havada çok güçlü ve öngörülemez. Öngörülemez; neden öngörülemez? Çünkü tespiti mümkün değil, taşıdığı kapasite çok yüksek ve gittiği yerde başarılı operasyon yapıyor. Düşünün ne kadar daha kat kat yüksek bir yapay zeka yüklü şey var. Bak mesela şöyle örnekler verelim: Askeri SİHA’ları sınıflandırabiliriz. Mini SİHA’lar var; mini. Yani çok yüksekte uçmayan, alçaktan uçan, çok yük taşımayan, sadece keşif gözetleme için ve bir operatör tarafından bir şekilde kontrol ediliyor. Mini drone’lar var. İki; kamikaze drone’lar var, üzerinde 5 ila 10 kilogramlık patlayıcılar var. Sizin şu anda el hareketleriyle yaptığınız ya da sesle komut verdiğiniz birtakım davranışları o kat kat daha iyisini yapıyor. Ve bazıları tel güdümlü.”

A Haber - Ekran GörüntüsüA Haber – Ekran Görüntüsü

“ASKERİMİZ SAHADA 10-20 KATINI YAPIYOR”

Olçar, Savunma Sanayii’nde kullanılan SİHA’lara değinerek birçok prensipte çalıştığını ve sınıflar bazında ayrılarak nokta bazında hedeflerini vurabildiğini belirtti.

“Tespit yapıyor, teşhis yapıyor bakın. Tespit ve teşhis yapıyor.Türk ordusunun elindekileri söylüyorum. O kadar güçlü kuvvetli ki… Bir de üçüncü sınıf keşif olanlar var, yani ciddi keşifler ve çok çözünürlüğü yüksek birtakım kameralara sahip. Hepsi milli bunların tabii. Çok yükseklerden rahatlıkla nokta olarak her şeyi görenler var. Bir de SİHA’lar var dördüncü sınıf olarak, onlar silahlı artık. Şimdi bu sizin yapmış olduğunuz gösterilerin belki 10 katını, 20 katını bizim askerlerimiz sahada yapıyorlar şu anda. Hem nokta operasyon yapıyorlar hem bir şekilde keşif yapıyorlar, nokta keşfi. Mesela şöyle düşünün; bir tane SİHA’yı kaldırdınız sizin şu an yaptığınız gibi. Kamikaze dronu örnek olarak onu söyleyeyim, doğrudan bir tane tank, düşman tankının üzerindeki kapak var, komuta kapağı; kapağın genişliği yaklaşık 50 santim falandır çapı. Onun içerisine doğrudan sokabilirsiniz ve içeride imha edersiniz.”

A Haber - Ekran GörüntüsüA Haber – Ekran Görüntüsü

Askeri Stratejist Kemal Olçar oyuncak olarak kullanılan dronların son yıllarda gelişmesiyle avantaj mı yoksa dezavantaj mı olduğuna yönelik değerlendirmelerde bulunurken, Türkiye’nin yapay zeka yazılım yetenekleri sayesinde dron teknolojisinde ciddi bir ivme katettiğini vurguladı.

“Bizim elimizdeki SİHA sürüsü ya da envanteri, İHA envanteri avantajımıza. Teröristin elinde ne olabilir, nereden bulabilir onu? İşte terörist devletlerden temin eder ya da bir yerden çalar ya da böyle sivil görünümlü birtakım şeyler yapabilir, temin edebilir. Dolayısıyla ne kadar alırsa alsın, Silahlı Kuvvetlerin ellerinde bulunan yapay zeka yazılım yeteneklerine ulaşması mümkün değil. Onun için artık şu anda havada ordular SİHA’larla İHA’larla çarpışıyor. Kızılelma’yı düşünün, ne kadar yüksek bir yapay zeka yüklü yetenekli yazılımı Türk mühendislerine ait ve yukarıda hep görevi yapıyor. İki tanesi yan yana 15 metre aralıklarla uçuyor ve kol uçuşu yapıyor; artı bir tane jet motorlu F-16 diyelim örneğin, gidiyor havada it dalaşı yapıp imha ediyor. Şimdi bunu buradaki basit göstermiş olduğunuz sistemlerle mukayese etmek mümkün değil.”

A Haber - Ekran GörüntüsüA Haber – Ekran Görüntüsü

TESPİT VE TEŞHİS KRİTİK ÖNEME SAHİP

Olçar açıklamalarının devamında stüdyoda uçurulan dronlar üzerinden Kızılelma’nın yeteneklerine atıfta bulunarak; “Kızılelma 900 kilometre yani uçak gibi hız yapar. Dolayısıyla her şey o kadar kat işte. Yani yapay zeka yüklü olan yetenekler mesela tespit; tespiti herkes yapar, karşıda insan var onu tespit… Teşhis; terörist mi, silahlı mı, kadın mı, erkek mi, yaşı kaç? Bütün demografik özelliklerini keşfediyorsunuz. Sonra bakın üçüncü aşama var; karar. O kararı neye göre vereceksiniz? Algoritmaya göre. Vurulması gereken bir hedef mi değil mi? Daha sonra etik kurallar devreye giriyor falan ama sonuçta adam üçüncü aşama olan kararı bile yüklüyor SİHA’ya.” ifadelerini kullandı.

1200x675-1768169016062

İran’da sokaklar karıştı! Tahran sokaklarında CIA mı var? Perde arkasında hangi ülkeler devrede

İran’da 28 Aralık 2025 tarihinde, ulusal para biriminin yabancı para karşısında hızla değer kaybetmesi ve ekonomik krizinin derinleşmesi üzerine Tahran Büyük Çarşı’da başlayan esnaf tepkisi, kısa sürede ülke genelinde geniş çaplı protestolara dönüştü.

Fotoğraf (AP)Fotoğraf (AP)

Eylemler iki haftayı geride bırakırken, İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), devam eden olaylarda yaşamını yitirenlerin sayısının 538’e ulaştığını açıkladı.

Yaşanan bu gelişmeler, protestoların temel nedenlerine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. Tepkilerin arkasında yalnızca ekonomik daralma mı bulunuyor, yoksa süreci yönlendiren dış aktörler mi devrede?

A Haber ekranlarında görüşlerini paylaşan uzmanlar, Tahran merkezli gösterilerin arka planını analiz ederek, sahadaki gelişmelerin nedenlerine dair değerlendirmelerde bulundu.

A Haber ekranlarına konuk olan Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, ABD’nin bölgesel politikalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Olçar, Taliban, DAEŞ ve El Kaide gibi örgütlerin geçmişte ABD tarafından sahaya sürüldüğünü hatırlatarak, PKK’nın da desteklenen yapılar arasında yer aldığını, SDG’nin ise yine Washington tarafından yapılandırıldığını ifade etti. ABD’nin, kurduğu yapıları belli bir süre kullandıktan sonra tasfiye etmeyi alışkanlık haline getirdiğini vurguladı.

İran özelinde ise ABD’nin neyi hedeflediğinin netleşmesi gerektiğini belirten Olçar, “Rejimi mi değiştirmek istiyorlar, Hamaney’i mi devre dışı bırakmak istiyorlar, yoksa İran’ı bölmeyi mi amaçlıyorlar?” sorularını gündeme getirdi. 89 milyonluk bir ülkenin bölünmesinin yönetilebilir bir tablo ortaya koymayacağını dile getiren Olçar, bu sürecin arkasında ABD mi yoksa İsrail mi var sorusunun da yanıtlanması gerektiğini söyledi.

Petrol eksenli bir okumanın İran için yeterli olmayacağını vurgulayan Olçar, asıl meselenin İsrail’in bölgesel güvenliği olduğunu kaydetti. Bu kapsamda İran’ın pasifize edilmesinin hedeflendiğini ifade eden Olçar, nükleer kapasiteye ulaşmasının engellenmesi, konvansiyonel silahlarının ve özellikle balistik ile hipersonik füzelerinin kontrol altına alınmasının istendiğini belirtti.

Tüm bu unsurların devre dışı bırakılması halinde İran’ın, köşeye sıkıştırılmış ve kontrol edilebilir bir devlete dönüştürülmesinin amaçlandığını sözlerine ekledi

A Haber ekranlarına konuk olan Dış Politika Uzmanı Dr. Tolga Sakman, ABD’nin Venezuela’da yürüttüğü askeri operasyonların İran’da da uygulanıp uygulanmayacağı yönündeki soruya yanıt verdi. Sakman, ABD’nin yalnızca İran’da değil, aynı anda birçok ülkede siyasi ve ekonomik dengeleri sarsmaya yönelik hamleler yaptığını ifade etti. Bu sürecin sadece sokak olaylarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Sakman, siyasetin ve ekonomilerin de hedef alındığını söyledi.

İran’daki sürecin diğer ülkelerden farklı seyrettiğine dikkat çeken Sakman, ABD Başkanı Donald Trump’ın bugüne kadar İran konusunda “özgürlük” söylemi üzerinden bir müdahale propagandası yürütmediğini belirtti. Trump’ın Venezuela ve diğer örneklerde olduğu gibi daha çok “ekonomik refah” vurgusu yaptığını aktaran Sakman, İran’da “özgürlük” kavramının dile getirilmesinin ise doğrudan askeri müdahale anlamına gelmediğini ifade etti. Sakman, bu söylemin ABD’nin İran’da askeri bir operasyondan ziyade, ikincil yollarla iç dengeleri etkilemeye yönelik bir strateji izlediğini gösterdiğini söyledi.

A Haber ekranlarında değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Kurtuluş Tayiz, İran’da yaşanan gelişmelere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Tayiz, rejimin alternatifi olarak dışarıdan bir müdahalenin bir anda gündeme getirilebileceğini belirterek, sürecin yalnızca tesadüf, ekonomik kriz ya da kendiliğinden gelişen toplumsal olaylar olarak okunmaması gerektiğini vurguladı.

Özellikle devalüasyona yol açan sürecin, Suriye’de Esad yönetiminin düşmesinin ardından İsrail ve ABD merkezli bir akıl tarafından planlanıp yönlendirildiğini ifade eden Tayiz, bölgede bilinçli bir istikrarsızlaştırma planının devrede olduğunu söyledi. İsrail’in önceliğinin söz konusu coğrafyanın sürekli istikrarsız kalması olduğuna dikkat çeken Tayiz, ikinci aşamada ise rejim değişikliği ve yeni aktörlerin sahaya sürülmesinin hedeflendiğini dile getirdi.

Ancak bu senaryonun başarılı olma ihtimalinin zayıf olduğunu belirten Kurtuluş Tayiz, rejim değişse dahi kaos ve istikrarsızlığın devam edeceğini, bu durumun da bölgeyi uzun süreli bir belirsizliğe sürükleyeceğini ifade etti.

ABD ile İran arasında tırmanan gerilimi değerlendiren A Haber muhabiri İrfan Sapmaz, Washington’un izlediği stratejiye dikkat çekti. Sapmaz, ABD Başkanı Donald Trump’ın tansiyonu yüksek tutuyormuş gibi görünerek İran’ı müzakere masasına çekmeye çalıştığını belirterek, bu kapsamda New York Times ve Wall Street Journal gibi ABD ana akım medyasına Beyaz Saray kaynaklı çeşitli haberlerin servis edildiğini ifade etti. Ancak Trump’ın İran’a yönelik doğrudan bir askeri operasyon hazırlığında olmadığının özellikle altını çizdi.

A Haber canlı yayınında kendisine ulaşan özel bilgileri paylaşan İrfan Sapmaz, İran’daki güç dengelerinin son derece karmaşık bir noktaya geldiğini söyledi. Sapmaz, “Devrim Muhafızları’nın ABD istihbarat servisleriyle, özellikle CIA ile temas halinde olduğu; aynı zamanda MOSSAD ile bağlantılarının bulunduğu yönünde ciddi iddialar var. Bu tablo, İran’ın fiilen ikiye bölünmüş bir görüntü verdiğini ortaya koyuyor” dedi.

Sapmaz’a göre İran’da bir tarafta Devrim Muhafızları, diğer tarafta ise Dini Lider Ali Hamaney ile Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın birlikte hareket ettiği bir yapı bulunuyor. Hem Hamaney’in hem de Pezeşkiyan’ın, Devrim Muhafızları’nın yürüttüğü bu sürecin farkında olduğu ifade ediliyor.

ABD Başkanı Trump’ın İran’da yeni bir kriz alanına girmek istemediğini vurgulayan Sapmaz, “Trump, tansiyonu yükselterek Tahran’ı masaya çekmeye çalışıyor. Ancak Venezuela örneğinde olduğu gibi doğrudan bir askeri operasyon planı yok. İran’ı tamamen etkisiz hale getirmeye yönelik bir programının bulunmadığı net biçimde söylenebilir” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD ziyaretlerine de dikkat çeken Sapmaz, bu görüşmelerde ana gündem maddesinin İran olduğunu belirtti. Netanyahu’nun, ABD’yi İran’a karşı sürekli kışkırtmaya çalıştığını söyleyen Sapmaz, “Temsilciler Meclisi ve Senato içinde İsrail yanlısı isimler ile istihbarat servisleri üzerinden Trump’a baskı kuruluyor. Pentagon ve ‘derin devlet’ olarak adlandırılan yapılar aracılığıyla bu baskı sürdürülüyor. Ancak Trump, bu oyunun farkında ve şu ana kadar bu yönde somut bir adım atmış değil” dedi.

ABD ve İsrail medyasında, özellikle MOSSAD bağlantılı olduğu öne sürülen kaynaklar üzerinden provokatif haberlerin dolaşıma sokulduğunu ifade eden Sapmaz, son olarak Trump’ın Rıza Şah Pehlevi ile görüştüğüne dair dijital olarak üretilmiş görsellerin servis edildiğini hatırlattı. Trump’ın bu iddialara mesafeli yaklaştığını belirten Sapmaz, “Rıza Şah Pehlevi’nin ABD siyasetinde ya da İran denkleminde etkili bir rolü bulunmadığı değerlendiriliyor” diye konuştu.

CIA raporlarına da değinen İrfan Sapmaz, İran’da mevcut yönetimi devirebilecek bir toplumsal zeminin henüz oluşmadığını aktardı. Sapmaz, “Sokak gösterilerinin Hamaney ve Pezeşkiyan yönetimini düşürecek bir noktaya ulaşmadığı, Trump’a sunulan özel istihbarat raporlarında açıkça ifade ediliyor” dedi.

Öte yandan, Devrim Muhafızları’nın CIA ve İngiliz istihbarat servisi MI6 ile temas halinde olduğu iddialarının İran yönetimi tarafından bilindiğini belirten Sapmaz, Hamaney ve Pezeşkiyan’ın bu yapının etkisini kırmaya çalıştığını ve sahada çok katmanlı bir güç mücadelesinin devam ettiğini sözlerine ekledi.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
İran’da sokaklar karıştı! Tahran sokaklarında CIA mı var? Perde arkasında hangi ülkeler devredeİran’da sokaklar karıştı! Tahran sokaklarında CIA mı var? Perde arkasında hangi ülkeler devredeİran’da sokaklar karıştı! Tahran sokaklarında CIA mı var? Perde arkasında hangi ülkeler devrede