1200x675-esenyurtta-santiyedeki-konteynerde-yangin-1-yarali-1767792773074

Esenyurt’ta şantiyedeki konteynerde yangın: 1 yaralı

Yangın, Orhangazi Mahallesi Atatürk Bulvarı 1648. Sokak’taki şantiye alanında bulunan işçilerin kaldığı 3 katlı konteynerde çıktı. Henüz bilinmeyen nedenle 400 metrekare büyüklüğündeki konteyner de çıkan yangını gören işçiler diğer işçileri uyararak tahliye etti. İhbar üzerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Kısa sürede büyüyen alevler yaklaşık 600 kişinin kaldığı konteynerin tamamını sardı. Kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale ederken hafif şekilde yaralanan bir işçi sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Diğer işçiler ise içerideki eşyalarını yanmadan kurtarmaya çalıştı. Ekiplerin yaklaşık 1 saatlik çalışmasıyla yangın söndürülürken konteynerin büyük bölümü çöktü.

‘YANGIN TÜPLERİ BOŞTU’
İşçi Eyüp Yavuz, “Yangın elektrik kaçağından çıktı. Yangın ufak bir kablodan başladı. Yangın tüpleri boştu. Yangın tüpleri dolu olsaydı, biz burayı kurtarırdık. Yatanları uyarıp dışarıya çıkarttık. Ortalama 600 kişi kalıyor burada. Her şeyimiz yandı. Öğle arası molasındaydık. İlk başta yangın küçüktü” diye konuştu.

DETAYLAR A HABER’DE
A Haber istanbul İstihbarat Şefi Ramazan Almaçayır, Esenyurt’ta çıkan yangına ilişkin yaptığı açıklamada, inşaat alanında işçilerin konakladığı konteyner bölümünde yangının henüz kontrol altına alınamadığını belirtti. Almaçayır, kilometrelerce uzaktan görülebilen yoğun siyah duman ve zaman zaman alevli yanmanın sürdüğünü, itfaiye ekiplerinin söndürme çalışmalarına aralıksız devam ettiğini söyledi. Şu ana kadar yaralı ya da can kaybı bilgisi bulunmadığını aktaran Almaçayır, yangının çıkış nedeninin ise itfaiyenin hazırlayacağı raporla netlik kazanacağını ifade etti.

1200x675-ingiltereden-ukraynaya-asker-yollama-karari-1767793157077

İngiltere’den Ukrayna’ya asker yollama kararı!

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş devam ederken İngiltere Başbakanı Keir Starmer dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

İngiltere Parlamentosu‘nda haftalık düzenlenen “Başbakana Sorular” oturumunda milletvekillerinin sorularını cevaplayan Starmer, ana muhalefetteki Muhafazakar Parti lideri Kemi Badenoch’un, kendisine yönelik eleştirileri üzerine ateşkes halinde Ukrayna’ya asker göndermek için Fransa ile imzalanan niyet beyanının detaylarını aktardı.

İngiltere’den Ukrayna’ya asker yollama kararı!

KARARIN PARLAMENTODA ALINMASI GEREKİYOR

Bu kararın parlamentoda alınması gerektiğini kaydeden Badenoch’a yanıt veren Starmer, anlaşmanın şimdilik siyasi bir karar olduğunu ve ateşkes halinde asker konuşlandırmaya geçileceğini belirtti.

Starmer, konuşlandırma aşamasında gerekli yasal süreçlerin izleneceğini bildirdi. Badenoch, Ukrayna’ya konuşlandırılacak asker sayısını ve savaşacak pozisyonda olup olmayacağını da sordu.

İngiltere’den Ukrayna’ya asker yollama kararı!

Starmer bu soruya yanıtında, “Konuşlandırma ateşkesten sonra olacak. Bu, Ukrayna’nın kapasitesini güçlendirmek için yapılacak. Caydırma amacıyla yapılacak ve askeri noktaları korumak için konuşlandırılacaklar. Sayılar askeri planlarla belirlenecek. Konuşlandırmadan önce bu sayıları parlamentonun onayına sunacağım.” dedi.

Badenoch, Starmer’ın Grönland konusunda NATO liderlerini bir zirveye çağırması gerektiğini de kaydetti.

STARMEİR’E NİCOLAS MADURO SORUSU

Parlamentodaki üçüncü büyük parti olan Liberal Demokratların lideri Ed Davey ise Starmer için ABD’nin Venezuela’ya yaptığı askeri müdahalenin uluslararası hukuka aykırı olup olmadığını sordu.

Starmer yanıtında, “Uzun süredir Nicolas Maduro’yu Venezuela’nın meşru devlet başkanı olarak görmüyoruz. Sanırım kimse onun arkasından ağlamamıştır. İhtiyacımız olan şey Venezuela’da demokrasiye barışçıl bir geçiş.” ifadelerini kullandı.

İngiltere’den Ukrayna’ya asker yollama kararı!

Uluslararası hukukun tüm ülkeler için ölçü olması gerektiğinin altını çizen Starmer, “ABD, eylemlerinin meşru gerekçelerini açıklamalı.” dedi.

NATO VE YENİ İTTİFAK SORUSUNA: STRATEJİK HATA CEVABI

Davey, ikinci sorusunda, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı alması halinde NATO’nun sona ereceğini söyleyerek, “Başbakan, İngiltere’nin savunma harcamalarını planlanandan daha önce artırıp güvenilir ülkelerle yeni bir ittifak kurmak gerektiğini düşünüyor mu?” diye sordu.

İngiltere’den Ukrayna’ya asker yollama kararı!

Starmer buna yanıtında, “(Davey) Beni sürekli NATO’yu bir kenara atıp Avrupa ile ABD arasında tercih yapmaya çağırıyor. Bu, ülkemiz için stratejik bir hata olur.” şeklinde konuştu.

1200x675-abden-trumpa-gronland-tepkisi-ve-nato-uyarisi-1767790246225

AB’den Trump’a Grönland tepkisi ve NATO uyarısı!

Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’dan sonra Grönland’a yönelik sözleri sonrası dikkat çeken açıklamalar yaptı. Francken, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, 2026’nın ilk meclis komisyonu toplantısında Grönland konusunun ele alınacağını duyurdu.

Francken’in mecliste yaptığı açıklamalardan Belçika basınına yansıyan bilgilere göre Bakan, Brüksel’de ABD temsilcileriyle konu özelinde görüşmeler yaptı.

AB’den Trump’a Grönland tepkisi ve NATO uyarısı!

NATO’NUN ÖNEMİ VURGULANDI

Bu görüşmelerde “kaygılarını ilettiğini” belirten Francken, “Atlantik İttifakı” anlayışıyla hareket ettiğini ve müttefiklerle açık diyalogun önemini vurguladığını söyledi.

AB’den Trump’a Grönland tepkisi ve NATO uyarısı!

Belçikalı Bakan, müttefik ülkelerle istişare ve güvenlik konularının konuşulmasının temel öncelik olduğunu vurguladı.

Francken, “en sadık NATO müttefiklerinden Danimarka’nın şimdi Amerikalıların hedefinde olmasının özellikle acı verici” olduğunu belirterek, “Bu olgun bir şekilde tartışılmalı. NATO içinde ‘yemek savaşı’ndan düşmanlarımız dışında kimse fayda görmez. Gelecek günlerde hem sahnede hem de perde arkasında bu sorunu çözmek için girişimler olacağına inanıyorum. Umudum bu ve başaracağımıza inanıyorum.” değerlendirmesini yaptı.

BELÇİKA ASKERLERİ GRÖNLAND’I SAVUNACAK MI?

Bakan, Belçika birliklerinin Grönland’ı savunmak için gönderilmesinin söz konusu olmadığını da “Şu anda buna kesinlikle bir talep yok, ne NATO aracılığıyla ne AB aracılığıyla ne de Danimarka’dan.” sözleriyle ifade etti.

AB’den Trump’a Grönland tepkisi ve NATO uyarısı!

DONALD TRUMP’IN GRÖNLAND ARZUSU

ABD Başkanı Trump, seçilip göreve geldikten sonra Grönland’ın ülkesinin kontrolünde bulunması gerektiğine ilişkin söylemini pek çok kez yineleyerek Ada’nın mülkiyeti ve kontrolüne sahip olmanın “mutlak zorunluluk” olduğunu savunmuştu.

Trump, Amerika’nın Grönland’a sahip olmasının “özgür dünyayı savunmak” için gerekli olduğunu ileri sürmüş ve bu sözleri, Grönlandlı yetkililer başta olmak üzere, birçok kesimin tepkisini çekmişti.

AB’den Trump’a Grönland tepkisi ve NATO uyarısı!

Beyaz Saray tarafından bugün yapılan açıklamada, Trump yönetiminin Grönland’a sahip olmak için “ABD ordusunu kullanmak da dahil” çeşitli seçenekleri değerlendirdiği açıklanmıştı.

Danimarka Krallığı çatısı altında bulunan Faroe Adaları ile iki özerk bölgeden biri olan Grönland, bağlı bulunduğu Danimarka’ya 2 bin 900 kilometre uzaklıkta yer alıyor.

1200x675-adliye-soygununda-yeni-goruntuler-a-haberde-calinan-altinlar-nerede-eritildi-1767766239639

Adliye soygununda yeni görüntüler A Haber’de! Altınları eritip galeri kurmuşlar

Büyükçekmece Adliyesi’ni sarsan adli emanet vurgununda sis perdesi A Haber’in ulaştığı özel bilgilerle aralanıyor. Milyonlarca liralık altın ve gümüşün adliyeden bir alışveriş sepetiyle çıkarılmasına dair yeni görüntüler ve organize yapının şifreleri gün yüzüne çıktı. A Haber muhabiri Mustafa Kadir Mercan, adliye koridorlarından lüks galeriye uzanan o kirli ağı tüm detaylarıyla aktardı.

ALIŞVERİŞ SEPETİYLE GELEN VURGUN VE YENİ GÖRÜNTÜLER

Soygunun nasıl gerçekleştirildiğine dair ilk kez yayınlanan görüntüleri değerlendiren Mustafa Kadir Mercan, “Dilerseniz görüntüyle başlayalım hemen. Zaten artık soygunun nasıl yapıldığını net bir şekilde o görüntüler gösteriyor. Bundan önceki elimizde fotoğraflar vardı fakat artık net bir görüntü de mevcut şu anda.” dedi.

Fotoğraf-DHAFotoğraf-DHA

Mercan “İlk etapta bu soygunu sadece Erdal Timurtaş yaptıolarak biliyorduk. Adliyenin içerisinden altın vesaire alınmıştı. Bakın o altınları ve gümüşleri götürdü bir iki tane arabaya teslim etti ve teslim ettikten hemen sonra da tekrar adliyeye döndü. Burada da yine yeni görüntü olduğunu söyleyelim, altını çizelim. Burada da bakın iki kişi bekliyor, lüks bir araçla bir kişi geliyor ve bu araçlar önümüzdeki saniyelerde bir kişi inecek. Burada bir o eritilen altın ve gümüşlerin nakde çevrildiği düşünüldüğü o paralar… Buradaki kadın iniyor bir çantayla, burada bir çanta alışverişi oluyor. Sonrasındaysa iki kadın tekrar arabaya biniyor, sonrasında buradaki erkek tekrar olay yerinden uzaklaşıyor.” sözleriyle vurgunun başlangıcını anlattı.

foto: ahaber.com.trfoto: ahaber.com.tr

İTİRAFÇI KONUŞTU: “BU BİR ÇETE İŞİ”

Soruşturmanın seyrini değiştiren itirafçı detayına dikkat çeken Mercan, soygunun tek kişilik bir eylem olmadığını şu sözlerle ifade etti:

Aslında biz bu soygunu ilk yapıldığında, Aralık’ın ilk günlerinde sadece bunu Erdal Timurtaş yaptı olarak biliyorduk. En azından hem savcılık makamından aldığımız bilgiler hem çevreden aldığımız bilgiler bu yöndeydi. Fakat artık durumun, etkin pişmanlıktan faydalanan itirafçı olarak nitelendirebileceğimiz bir kişinin vermiş olduğu ifadeyle birlikte artık soruşturmanın tamamen seyrinin değiştiğinin altını çizelim.

Fotoğraf-DHAFotoğraf-DHA

İlk önce Erdal Timurtaş sabah saatlerinde altın ve gümüşleri bir alışveriş sepeti içerisine, alışveriş arabası içerisine koyuyor. Bakın ne kadar ağır olduğunu net bir şekilde görebiliyorsunuz çünkü çıkaramıyor kaldırımdan. Hemen yaklaşık 10 metre kadar ilerde iki tane araba bekliyor. Bu iki arabanın da bir kiralama şirketi tarafından kiralandığının altını çizelim. Oradaki altın ve gümüşleri iki arabaya teslim ediyor sonra da hiçbir şey yokmuş gibi adliyeye geri geliyor.”

foto: ahaber.com.trfoto: ahaber.com.tr

ALTINLARI ERİTİP LÜKS OTOMOBİL GALERİSİ AÇMIŞLAR

Çalınan malların nasıl aklandığına dair çarpıcı detayları paylaşan Mercan, “Dosyada önemli gelişmeler var. Geçtiğimiz günlerde 50 farklı adrese operasyon düzenlendi ve bu operasyonlar kapsamında 8 kişi daha tutuklanarak cezaevine gönderildi. Erdal Timurtaş’ın arkadaşları diyebiliriz bu kişiler için. Yaklaşık soygundan önce de yine adliye çevresinde bulunan bir kafede oturup bunun planlamasını da yaptıklarını yine yakın çevreden öğrenmiş durumdayız. ” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf-DHAFotoğraf-DHA

“Soygun 13 Kasım günü yaşanmıştı ve 13 Kasım gününden sonra 6 gün sonra Erdal Timurtaş yurt dışına kaçmıştı.” diye Mercan “13 Kasım neden önemli? Çünkü bir sonraki rutin denetim 13 Ocak’ta yapılacaktı. Organize bir yapının olduğunun altını çizelim bir kez daha. Burada Erdal Timurtaş’ın şöyle bir ifadesi de var; yakın çevresine sosyal medya üzerinden attığı bir mesaj var, onda da şöyle diyor: ‘Ben herhangi bir şey yapmadım, sadece altınları dışarıya çıkardım, benim herhangi bir suçum yok, beni kullandılar, para dahi almadım, belki de ilerleyen zamanlarda Türkiye’ye gelerek etkin pişmanlıktan faydalanabilirim’ diye yakın bir arkadaşına mesaj gönderiyor.” şeklinde konuştu.

foto:ahaber.com.trfoto:ahaber.com.tr

Vurgunun mali boyutu ve aklama yöntemine dair ise, “Eritilen altın ve gümüşler… Buradaki bu kişiler çok rahat davranıyorlar çünkü rutin denetimin olacağını, denetimin daha önce yapılmayacağını düşünerekten bu kişiler artık parayı eriterek, daha doğrusu altın ve gümüşleri eriterek artık o parayı aklamaya çalışıyorlar çevredeki yakın akrabalarıyla birlikte. Yaklaşık 8-10 kişilik bir grubun olduğunu söyleyelim. Peki bu soygunu yaptıktan sonra parayı nasıl aklamaya çalışıyorlar?” dedi.

Fotoğraf-DHAFotoğraf-DHA

Mercan sözlerine şu şekilde devam etti:

Şüphelilerin başında olduğu iddia edilen kişi yakın çevresine parayı dağıtıyor ve bir galeri açılıyor. Daha doğrusu olan bir galeride yeni arabalar, lüks arabalar alınıyor. Para bir şekilde araba alınarak aklanıyor. Elden nakit bir şekilde, elden teslim şeklinde… Bu şekilde 8-9 tane araba alıyorlar. Sadece parayla galeri açmıyorlar. Örnek veriyorum gayrimenkul sektörüne bir nevi para yatırıyorlar. Yine gayrimenkul sektöründen bir kişi tutuklanarak cezaevine gönderiliyor. Yine şüphelilerin lideri olduğu düşünülen kişinin kız arkadaşı yine para aklama suçlamasından tutuklanarak cezaevine gönderiliyor.” açıklamalarında bulundu.

foto: ahaber.com.trfoto: ahaber.com.tr

OLASI MÜDAHALEYE KARŞI SİLAHINI ÇEKİP BEKLEYEN NÖBETÇİ

Soygun sırasında alınan güvenlik önlemlerinin dehşete düşüren detaylarını aktaran Mercan, “Önemli bir nokta daha var; altınları dışarıya çıkardığında Erdal Timurtaş, dışarıda iki araba bekliyor. Bu iki arabanın haricinde bir kişi daha beklediği iddia ediliyor. Bu bir kişi de olası bir Erdal Timurtaş’a müdahale sonucunda, herhangi bir güvenlik, polis müdahalesi sonucunda ateş etmek üzere beklediği iddia edilen bilgiler arasında. “ ifadelerini kullandı.

Fotoğraf-DHAFotoğraf-DHA

“Yani aslında ilk başta sadece Erdal Timurtaş’ın yapmış olduğu bu soygun artık yapılan teknik ve fiziki takip sonucunda Erdal Timurtaş’ın değil de organize bir şekilde, organize bir yapının yapmış olduğu bir soygun haline gelmiş durumda.” diyen A Haber Muhabiri Mercan ” Dosya kapsamında şu anda 16 tutuklunun olduğunu söyleyelim ve halihazırda da 2 firarinin olduğunu söyleyelim. Altınlar hiçbir şekilde yurt dışına çıkmadı, içeride eritildi, satıldı, paraya çevrildi. Sadece parayı aklamaya çalışıyorlar. Küçük olan altınlar; çeyrek, yarım, gram, ata gibi altınlar mesela normal kuyumcularda bozduruluyor. Yaklaşık 150 milyonluk bir soygundu. Türkiye’de bozduruyorlar. Bu bozdurduğu kişiler de tutuklanarak cezaevine gönderildi.” dedi.

foto:ahaber.com.trfoto:ahaber.com.tr

ANAHTAR BİLMECESİ: “HER YERE GÖTÜRÜRDÜ, O GÜN ERDAL’A VERDİ”

Adli emanetin anahtarının nasıl teslim edildiğine dair şüpheleri dile getiren Mustafa Kadir Mercan, “Bir şüpheli şahıs var, bunun da yine WhatsApp görüşmeleri savcılık tarafından tespit edilmiş durumda. Şahıs tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yapmış olduğu WhatsApp görüşmesinde şunu diyor soygunu yapan kişi için: ‘2 milyon Euro dağıttı etrafa’ diyor. ‘Bize de 200 bin Dolar kadar bir para geldi, biz bu parayla galeri kuracağız’ diyor. ‘Artık servis işine girmiyoruz, tamamıyla galeri kuracağız’ diyor. Bir de önemli bir not var; örnek veriyorum diyor, ‘Ben 1 milyonluk bir araç aldım, 1 milyonluk aldığım aracı 1 yüz bine satacağım ama bunun 100 bin lirası bizim. 1 milyonunu tekrar araç alacağız.’ Parayı çevirdikçe o kârını alacaklar, geri kalan paraysa aklanmış bir şekilde yine bu organize yapının lideri olarak iddia edilen kişinin cebine gidecek.” dedi.

Fotoğraf-DHAFotoğraf-DHA

Kadir Mercan sözlerini şu ifadelerle devam etti:

Erdal, mal varlıklarını satarak soygunu gerçekleştiriyor aslında. Anahtar şöyle; aslında bu adli emanetteki kişi, tutuklanarak (Kemal D. idi yanlış hatırlamıyorsam) cezaevine gönderildi. Bu anahtarı Erdal Timurtaş’a teslim ediyor. Erdal Timurtaş’a teslim etme sebebi de kendisinin izinde olması ve ailevi problemlerinden dolayı, bir hastalıktan dolayı gelmiyor, Erdal Timurtaş’a emanet ediyor anahtarı. Ama şöyle bir durum söz konusu; yine kendi vermiş olduğu beyanda Kemal D. örnek veriyorum Büyükçekmece’den Taksim’e gitse dahi anahtarları üzerinde taşıyormuş. Ne oldu da bu anahtarları Erdal’a verdi? O da soru işareti tabii ki.” diyerek sözlerini noktaladı.

Adliye soygununda yeni görüntüler A Haber’de! Altınları eritip galeri kurmuşlar

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Adliye soygununda yeni görüntüler A Haber’de! Altınları eritip galeri kurmuşlarAdliye soygununda yeni görüntüler A Haber’de! Altınları eritip galeri kurmuşlarAdliye soygununda yeni görüntüler A Haber’de! Altınları eritip galeri kurmuşlar
1200x627-sdg-icin-yolun-sonu-sam-yonetiminden-temizlik-operasyonu-sirada-deyrizor-ve-rakka-var-1767788468092

SDG için yolun sonu! Şam yönetiminden “temizlik” operasyonu: Sırada Deyrizor ve Rakka var

Suriye sahasında dengeler yeniden kuruluyor. Şam yönetimi, terör örgütü PKK/YPG’nin ana gövdesini oluşturduğu SDG’ye tanınan sürenin dolmasıyla birlikte Halep’teki terör mevzilerini “meşru hedef” ilan etti. Milli Savunma Bakanlığı’ndan gelen “Gereğini yaparız” mesajlarının ardından, bölgedeki kritik süreç A Haber canlı yayınında masaya yatırıldı.

İşte Suriye’deki son gelişmeler ve uzmanların A Haber canlı yayınındaki değerlendirmeleri;

CANLI ANLATIM
16:30
07 Ocak 2026

HALEP’TE TERÖR MEVZİLERİNE ‘SINIRLI OPERASYON’!

Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeki gerilimin yeni olmadığını belirten Karabacak,  “Günün en önemli gelişmesinden başlayalım; Suriye ordusu, Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde bir sınırlı askeri operasyonun icra edileceğini duyurdu. Aslında bu iki mahalledeki gerginlik anında gelişen bir gerginlik değildir; aylardır devam ediyor. Dün saat 7.30 akşam saatlerinde bu iki mahalleden mevzilenen SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG, sivil yerleşim alanlarına ve Suriye ordusunun mevzilerine saldırılarda bulunmuştu. Bu saldırıların üzerine artık burada bir askeri gelişme yaşanmaya başladı.” sözleri ile operasyonun gerekçesini aktardı.

SİVİLLER HEDEFTE: BİR AYDA 20 CAN KAYBI

Terör örgütünün bölgedeki sivil popülasyonu kasten hedef aldığını vurgulayan Karabacak, “Örgüt burada sürekli ana yolları, ticari alanları ve sivil yerleşim alanlarını hedef alıyor. Son bir ayda bu iki mahallede mevzilenen terör örgütü PKK/YPG, Halep’in çok kalabalık mahallelerine havan ve topçu saldırısı düzenliyor. Bu süreçte neredeyse 20 sivil hayatını kaybetti, 150’den fazla sivil yaralandı. Ayrıca 25’ten fazla Suriye ordusu mensubu yaşamını yitirdi. İçişleri Bakanlığı ise söz konusu iki mahallede güvenlik çemberi oluşturmaya başladı.”  diyerek  bilançoyu özetledi.

TAHLİYE KORİDORU VE ŞİDDETLİ ÇATIŞMALAR

Ordunun operasyon öncesi siviller için tahliye noktaları belirlediğini ancak çatışmaların şiddetlendiğini kaydeden Karabacak, sahadaki son durumu anlattı ve “Suriye ordusu mahallelerin tahliye edilmesi gerektiğini açıkladı. Sivillerin tahliyesi Avarid ve Zuhur sınır noktalarından gerçekleşiyor. Tahliyelerin sabah 8 ile öğleden sonra 15’e kadar devam edeceği bildirilmişti. Tahliye edilen aileler Halep Valiliği tarafından oluşturulan toplu barınma merkezlerine yerleştiriliyor. Ancak şu an itibarıyla mahallelerde ağır ve hafif silahlarla şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Suriye ordusu bölgeye zırhlı araç, tank, havan ve topçu birlikleriyle takviye yaparak örgütün mevzilerini hedef alıyor.” dedi. 

16:08
07 Ocak 2026

“SDG’NİN ‘D’Sİ DEMOKRASİ DEĞİL, İŞGALDİR!”

Terör örgütünün isim oyununa dikkat çeken A Haber canlı yayınına katılan Stratejist Dr. Mehmet Bozkuş, SDG adının algı oluşturmak amacıyla kullanıldığını vurguladı. Bozkuş, “SDG adıyla sanki çoğulcu ve kapsayıcı bir yapı varmış gibi bir algı oluşturuluyor. Oysa Arap aşiretlerinin önemli bir kısmının, özellikle son süreçte SDG’den ayrılma eğiliminde olduğunu biliyoruz. Suriye Kürtlerinin de tek bir ideal ve siyasi çizgide birleşmiş homojen bir yapı olduğu iddiası doğru değil. PKK ile bazı Kürt aşiretleri arasında geçmişten gelen ciddi çatışmalar var. Pek çok Kürt aşiret lideri PKK tarafından katledildi.” ifadelerini kullandı.

TEL RIFAT VE KOBANİ GERÇEĞİ

Örgütün bölge halkı üzerindeki baskısına değinen Bozkuş, Tel Rıfat örneğine dikkat çekti ve “Tel Rıfat, Kürtlerin yoğun yaşadığı bir bölgeydi. PKK’nın buradaki varlığının ardından birçok Kürt Kobani’ye gitmedi. El Bab çevresindeki çadır kentlerde, bir gün Tel Rıfat’ın özgürleşeceği ve evlerine dönebilecekleri umuduyla yaşadılar. SDG yapısı kendi içinde ciddi sorunlar barındırıyor. İki Arap aşiretinin örgütten ayrılması da bunun açık göstergesidir. SDG ismi, hak aramak için değil, hakları işgal etmek ve gasp etmek amacıyla kullanılan bir isimdir.” dedi. 

İSRAİL’İN “DAVUT KORİDORU” VE TERÖRİSTAN HAYALİ

Bölgedeki kaosun asıl kazananının İsrail olduğunu vurgulayan Bozkuş, çok uluslu bir terör yapılanmasına işaret ederek, “Bu yapının arkasındaki ülkelerin temel hedefi Türkiye’yi yıpratmak ve bölgedeki etkisini kırmaktır. Dört ülkeden toprak alarak sözde bir yapı kurma hayali taşıyorlar. Ancak bu planların İsrail’in bölgesel stratejileriyle nasıl örtüştüğünü görmezden geliyorlar. Kürt halkının haklarını savunmak yerine, onların duygu ve beklentilerini istismar eden bir yapıdan söz ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bozkuş, İsrail’in izlediği politikaya ilişkin ise, “İsrail, bölgede etnik ve mezhepsel çatışmaları körükleyerek varlığını sürdürmeye çalışıyor. Güçlü ve istikrarlı bir Suriye yerine, kendisine bağımlı ve istikrarsız bir Suriye hedefleniyor. Bu yaklaşım İsrail açısından bir güvenlik stratejisi olarak görülüyor.” dedi.

7 MİLYAR DOLARLIK PETROL GELİRİ

Örgütün kontrol ettiği bölgelerin ekonomik boyutuna da dikkat çeken Bozkuş, “SDG, Suriye topraklarının yaklaşık yüzde 33’ünü kontrol ediyor. Bu bölgeler petrol, tarım, elektrik ve su kaynakları açısından son derece stratejik. Sadece bu yıl petrolden yaklaşık 7 milyar dolar gelir elde ettikleri görülüyor. Tişrin ve Tabka barajlarıyla birlikte elektrik ve su hatları da örgütün kontrolünde.” ifadelerini kullandı.

15:10
07 Ocak 2026

İSRAİL’İN “DAVUT KORİDORU” PLANI VE İSTİKRARSIZLIK VURGUSU

Bölgedeki istikrarsızlığın arkasında İsrail’in stratejik hedeflerinin bulunduğunu vurgulayan Uluslararası Güvenlik Uzmanı Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, sürecin iki temel başlıkta tıkandığına dikkat çekti. Özcan, “İkiliklerden bahsetmemizin iki ana nedeni var. Birincisi askeri entegrasyondu. SDG’nin yeni Şam yönetimiyle birlikte hareket etmesi, tek bir ordu yapısı içerisinde yer alması öngörülüyordu. Ancak görüyoruz ki SDG, önceki militer yaklaşımını sürdürmeye çalışıyor. İkincisi ise iktisadi boyuttu. Özellikle Rakka ve Deyrizor’daki petrol kaynaklarının Suriye halkı için kullanılması son derece kritik bir konuydu. Suriye’de istikrar; siyasi, askeri, ekonomik ve toplumsal unsurların birlikte işlemesiyle mümkün. Ancak Halep’te başlayan süreç, sistem içerisinde ne kadar kırılgan bir yapı olduğunu da ortaya koydu,” dedi.

Özcan, Halep’te yaşanan gerilimin daha geniş çaplı bir tırmanma riski taşıdığına işaret ederek, “Bu kırılganlığın temel nedeni, İsrail’in SDG yapısını araçsallaştırarak istikrarsız bir Suriye politikası izleme çabasıdır. Mutabakatın zayıf noktaları, İsrail’in bu stratejisiyle doğrudan bağlantılıdır,” ifadelerini kullandı.

“KADİFE ELDİVEN İÇİNDEKİ DEMİR YUMRUK!”

Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerine ve bölgedeki stratejik yaklaşımına da değinen Özcan, “İsrail, bölgedeki jeopolitik dengeyi bozmayı hedefliyor. Türkiye ise buna kesinlikle izin vermeyecek. Uzun süredir Suriye’de istikrarın sağlanması ve yeni yönetimin güçlü, kalıcı ve bütüncül bir yapıya kavuşması için çaba sarf ediyoruz. Son bir yılda gelinen nokta bunun göstergesi. Ahmet Şara’nın Birleşmiş Milletler’de yaptığı konuşma, ABD Başkanı Trump’la görüşmesi ve yaptırımların kaldırılması önemli gelişmelerdir. Ancak ABD, İsrail ve SDG/YPG üçgeninde bölgesel jeopolitiğin derin şekilde etkilendiğini görüyoruz,” dedi.

Özcan, İsrail’in SDG/YPG’yi bir “ara yüz” olarak kullandığını belirterek, “Washington Post’ta yayımlanan ve İsrail’in Suriye’deki gizli faaliyetlerini ele alan analizler bu tabloyu doğruluyor. İsrail, SDG/YPG yapısını operasyonel anlamda araçsallaştırıyor. Aynı zamanda Süveyda’da Dürzi unsurlar üzerinden yürütülen süreçler de bu politikanın parçası. Nihai hedef, ‘Davut Koridoru’ üzerinden Suriye’nin üniter yapısını zayıflatmak. İsrail’in istediği güçlü bir Suriye değil, kendisini destekleyecek istikrarsız bir Suriye’dir,” değerlendirmesinde bulundu.

ANKARA-ŞAM HATTINDA STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ

Haberin son bölümünde Türkiye’nin izlediği çift yönlü politikaya dikkat çeken Özcan, “Türkiye bu coğrafyada iki temel politika yürütüyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın da ifade ettiği gibi bu yaklaşım ‘kadife eldiven içindeki demir yumruk’ metaforuyla özetlenebilir. Demir yumruk, 911 kilometrelik sınırımız bulunan Suriye’de yürütülen askeri operasyonlar ve terörle mücadeledir. Bu mücadele sadece sahada değil; istihbarat, lojistik ve mühendislik boyutlarıyla da sürdürülüyor,” dedi.

Diplomatik sürecin de eş zamanlı yürütüldüğünü vurgulayan Özcan, “Kadife eldiven ise diplomatik ve siyasi süreçtir. 10 Mart mutabakatı, SDG’nin entegrasyona açık olması halinde iş birliğinin sürdürülmesi için tanınan bir fırsattı. Ancak gelinen noktada entegrasyon, birlik ve komuta yerine anlaşmazlıklar konuşuluyor. Suriye’nin tek devlet ve tek ordu çerçevesinde ilerlemesi gerekiyor. Bu yaklaşım, etnik ya da mezhepsel dışlamayı değil, üniter ve istikrarlı bir yapıyı esas alıyor,” ifadelerini kullandı.

Özcan, İsrail’in izlediği politikaların Türkiye’nin güvenlik stratejisiyle taban tabana zıt olduğuna dikkat çekerek, “İsrail’in temel motivasyonu bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve bu ortamda kendisine alan açmak. Türkiye ise ulusal çıkarları ve güvenlik stratejisi doğrultusunda hareket ediyor. Şam yönetiminin de Türkiye ile birlikte istikrar odaklı bir bölgesel jeopolitiği benimsediğini net şekilde görüyoruz,” dedi.

14:55
07 Ocak 2026

“HALEP’TEN BAŞLAYAN ÇÖZÜLME DEYRİZOR VE RAKKA İLE DEVAM EDECEK”

Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, 10 Mart’ta başlayan protokol sürecinin terör örgütü tarafından sabote edildiğine dikkat çekti. Orallı, sürecin sonunda gelinen noktanın sahadaki tabloyu net biçimde ortaya koyduğunu belirterek, “10 Mart’tan itibaren yıl sonuna kadar süre tanındı ve 8 maddelik protokole uyulması beklendi. Güven artırıcı adımlar kapsamında gümrüklerin Şam yönetimine devri, barajların kontrolünün bırakılması ya da petrol sahalarına ilişkin sınır güvenliği gibi başlıklarda hiçbir adım atılmadı. Silahların teslim edilmesi ya da Şam’a bağlı bir orduya entegre olunması bir yana, en küçük bir ilerleme dahi sağlanamadı. Verilen sürenin dolmasıyla tablo netleşti. Türkiye Cumhuriyeti olarak çok açık bir duruş sergiledik; egemen devletlerin iç işlerine karışmayız ancak meşru bir Şam yönetimi varken, terör örgütü olduğu konusunda uluslararası alanda dahi şüphe bulunmayan PKK/YPG ve onun çatı yapılanması SDG gerçeği ortadadır,” dedi.

Orallı, Halep’te yürütülen operasyonların bir “temizlik süreci” olduğunu ve bunun genişleyerek devam edeceğini belirtti ve “Halep’te özellikle el Makşut hattında SDG’nin oluşturduğu sözde askeri yapılanmalar, sivil halka yönelik baskılar, hastane baskınları ve okullarda eğitimin durdurulması gibi uygulamalar Şam yönetimini harekete geçirdi. Bu alanlardan çıkmaları artık zorunluydu. 1 Ocak itibarıyla düğmeye basıldı ve kısa sürede ilk operasyonlar başladı,” ifadelerini kullandı.

Sivil halkın hedef alınmadığının altını çizen Orallı, “Bölgede sivil olarak tanımlanan birçok ismin PKK/YPG ile doğrudan bağlantılı olduğu biliniyor. Şam ve Türkiye istihbarat birimleri sahada yürüttükleri çalışmalarla bu isimleri net şekilde tespit etti. Şu an bu hedefler tek tek etkisiz hale getiriliyor. SDG’nin çözülmesi Halep’ten başladı. Bunun devamının Deyrizor, ardından Haseke ve Rakka’da geleceğini anlamaları için önlerinde çok uzun bir süre yok,” şeklinde konuştu.

13:45
07 Ocak 2026

“SDG DIŞ GÜÇLERE UMUT BAĞLAYARAK KÖTÜ BİR SINAV VERDİ”

Suriye ordusunun Halep’te SDG mevzilerini hedef ilan etmesini değerlendiren Sabah Gazetesi Yazarı Mahmut Övür, terör örgütünün ABD ve İsrail tarafından bir pazarlık unsuru olarak kullanıldığını vurguladı.

Övür, sürecin beklenen bir gelişme olduğunu belirterek, “Geçen yılın sonuna kadar SDG’ye entegrasyon için süre verilmişti. Ancak İsrail’in kışkırtmaları ve ABD’nin bazı unsurlarının, özellikle CENTCOM eksenli yapıların SDG’yi bir pazarlık aracına dönüştürmesi Suriye’nin içini karıştırdı. Dürziler, Nusayriler ve SDG üzerinden parçalı bir Suriye planı yürütüldü. Oysa Suriye’nin ve Türkiye’nin terörsüz bir gelecek hedefi açısından gönüllü bir entegrasyon gerekiyordu. SDG, dış güçlere umut bağlayarak bu süreçte kötü bir sınav verdi. Şam yönetiminin aldığı karar bu açıdan anlamlı. Çünkü başka bir seçenek bırakmadılar,” dedi.

Örgütün süreci bilinçli şekilde pazarlığa çevirdiğini ifade eden Övür, bunun bölgenin geleceği açısından kritik sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Övür, Şam yönetiminin kararlı tutumu karşısında örgütün geri adım atabileceğini belirterek, “Bugüne kadar sabırla beklendi. Ancak tavır netleşince SDG’nin geri adım atması muhtemel. Bu durum, Öcalan’ın 28 Şubat’taki açıklamalarıyla da çelişiyor. İsrail’in devreye girmesiyle oluşan bu konjonktürel fırsat, uzun vadede halklar arasındaki ilişkilere büyük zarar veriyor. Bu sadece Suriye’yi değil, Türkiye’yi ve Irak’ı da etkileyecek. Kürtler üzerinden siyaset yapan fırsatçı akıl, ne yazık ki bu geleceği göremiyor,” ifadelerini kullandı.

1200x675-bahis-sorusturmasinda-gelisme-108-teknik-direktor-pfdkya-sevk-edildi-1767790644413

Bahis soruşturmasında gelişme! 108 teknik direktör PFDK’ya sevk edildi

Türkiye Futbol Federasyonu, bahis oynadığı tespit edilen teknik direktörler ve menajerleri Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na sevk etti.

Son 5 yılda profesyonel liglerde teknik sorumlu görevi üstlenen 108 teknik adam ile TFF’ye tescilli ve faal olduğu dönemde bahis oynadığı tespit edilen 104 menajer tedbirli olarak PFDK’ya sevk edildi.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Bahis soruşturmasında gelişme! 108 teknik direktör PFDK’ya sevk edildiBahis soruşturmasında gelişme! 108 teknik direktör PFDK’ya sevk edildiBahis soruşturmasında gelişme! 108 teknik direktör PFDK’ya sevk edildi
1200x675-1767783558724

Doğu Kudüs’te yeni kriz: İşgalci İsrail 3401 konut inşa edecek

Filistin yönetimine bağlı Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonundan yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in Doğu Kudüs’te “E1 Projesi” kapsamında yasa dışı 3 bin 401 konut inşa etmeyi planladığı belirtildi.

Bu plan doğrultusunda İsrail yönetiminin “E1 Projesi” ile gasbedilen Filistin toprakları üzerinde 3 bin 400 konut inşası için ihale açtığı kaydedildi.

Irkçı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi Başkanı Mueyyed Şaban, yaptığı açıklamada, bu adımın yerleşim planları yoluyla Filistin topraklarına yönelik hızlanan saldırılar ışığında son derece tehlikeli bir gelişme oluşturduğunu ve Tel Aviv yönetiminin en tehlikeli İsrail yerleşim planlarından biri olarak kabul edilen “E1 Projesi” ile ilgili olarak planlama ve onay aşamasından uygulama aşamasına geçişin göstergesi anlamına geldiğini söyledi.

Şaban, ihale sürecinin başlatılmasının, Kudüs’ü Filistinli çevresinden tamamen izole etmeyi, Batı Şeria’yı parçalamayı ve Kudüs’ün doğusunda Filistinlilerin doğal kentsel genişlemesini engellemeyi amaçladığını vurguladı.

İsrail yönetimi, Filistin Devleti’nin kurulmasını önleyeceği söylenen “E1 Projesini” önceki ABD yönetimlerinin baskıları nedeniyle dondurmuştu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, işgal altındaki Batı Şeria’yı filen ikiye böleceği belirtilen “E1 Projesini” Eylül 2025’te onaylamıştı.

FİLİSTİN’DEKİ İŞGALİ GENİŞLETECEK “E1 PROJESİ”

Tarihsel olarak Doğu Kudüs’ün bir parçası olan ancak Ayrım Duvarı’nın (Utanç Duvarı) Batı Şeria kısmında kalan Filistin mahallesi Azeriye’nin yakınına inşa edilmiş “Ma’ale Adumim” yerleşimini, Batı Kudüs’e giden yola bağlamak için “E1 Projesi” başlatılmıştı.

Bu kapsamda, bölgeye 4 binden fazla yasa dışı konut ve oteller inşa etmek için 1999 yılında 12 bin dönüm Filistin toprağı gasbedilmişti.

“E1 Projesi” ile Doğu Kudüs’ün Batı Şeria’daki Filistin topraklarıyla bağlantısının kesilmesi ve izole edilmesi amaçlanıyor.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Doğu Kudüs’te yeni kriz: İşgalci İsrail 3401 konut inşa edecekDoğu Kudüs’te yeni kriz: İşgalci İsrail 3401 konut inşa edecekDoğu Kudüs’te yeni kriz: İşgalci İsrail 3401 konut inşa edecek