İDDK’den Emsal Karar: Öğretim Görevlisi-Öğrenci İlişkisi “Özel Hayat” Sayılmadı

Danıştay İDDK'dan memur nakilleriyle ilgili önemli kararmask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), bir meslek yüksekokulunda görev yapan öğretim görevlisine verilen “ kamu görevinden çıkarma” disiplin cezasını hukuka uygun buldu.

Kararda öne çıkan yaklaşım şu şekilde özetleniyor:

  • İDDK, öğretim elemanlarının yükseköğretimin “asli personel unsuru” olduğunu vurgulayarak, toplumun bu kişilere güven duymasının yükseköğretime olan güveni doğrudan etkilediğini belirtiyor.

  • İncelemede, öğretim görevlisi ile öğrenci arasındaki ilişkinin öğretim elemanı–öğrenci sınırını aşması, bu durumun kurum ortamına yansıması / kamusal alana sirayet etmesi ve alenileşmesi kriterleri önem kazanıyor.

  • Ayrıca Kurul, disiplin hukuku bakımından değerlendirmenin, ceza yargılamasındaki sonuçtan bağımsız yapılabileceğine işaret ediyor: “Disiplin cezası için mutlaka ceza hukuku anlamında bir mahkûmiyet şart değildir” yaklaşımı öne çıkıyor.

  • Bu çerçevede İDDK, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesi kapsamındaki “öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak nitelikte yüz kızartıcı/utanç verici hareket” değerlendirmesiyle ihraç cezasını uygun görüyor.

Karar ne diyor?

  • Danıştay İDDK, bir meslek yüksekokulunda görev yapan öğretim görevlisine verilen kamu görevinden çıkarma cezasını hukuka uygun buluyor.

  • Kurulun temel yaklaşımı: Öğretim elemanı–öğrenci ilişkisinin sınırlarını aşan ve öğretim ilişkisini zedeleyen fiiller, bazı durumlarda “özel hayat” koruması içinde değerlendirilmeyebilir.

  • Kararda, fiilin özel alandan çıkıp kamusal alana yansıması (sirayet/aleniyet) ve kurumun güven/itibarına etkisi öne çıkarılıyor.

Ne anlama geliyor?

  • “Özel hayat” savunması, özellikle öğretim elemanı–öğrenci gibi güç dengesi bulunan ilişkilerde, ilişki kuruma yansıyorsa veya öğrenci- öğretmen sınırlarını ihlal ediyorsa her zaman koruma sağlamayabilir.

  • Disiplin hukuku değerlendirmesi, ceza yargılamasından bağımsız yürüyebilir: Ceza davası açılmaması ya da mahkûmiyet olmaması, disiplin cezasını otomatik olarak engellemeyebilir.

  • İDDK, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesi kapsamında “öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak” nitelikte davranışların ağır yaptırıma konu olabileceğini vurguluyor.

Üniversiteler ve personel için etkisi ne?

  • Üniversiteler açısından: Öğrenci-öğretim elemanı ilişkilerinde etik sınırlar ve kurumsal güven daha güçlü bir şekilde korunacak; disiplin soruşturmalarında “kuruma sirayet” ve “güven sarsılması” kriterleri daha belirleyici hale gelebilir.

  • Personel açısından: Öğrenciyle kurulan temaslarda mesleki sınır, görev/rol etkisi ve kurumsal ortama yansıma riski çok daha kritik.

  • Süreç yönetimi açısından: Delillendirme, kayıtlar, soruşturma usulü ve gerekçelendirme daha fazla önem kazanır; benzer olaylarda emsal gösterilebilecek bir çerçeve oluşur.

#
kamu görevinden çıkarma, 2547 53. madde, öğretim görevlisi öğrenci ilişkisi, üniversite disiplin, Danıştay İDDK kararı, KAMU, öğrenci, soruşturma, karar, Öğretmen, üniversiteler

One Response

Add a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *