26814-0-1676118770

Yatay geçiş şartları değişti: Başarı barajı yükseldi, listeleme sistemi güncellendi

686 sayılı KHK ile ihraç edilen 330 YÖK akademik personelin isim listesimask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Üniversite öğrencilerini doğrudan ilgilendiren yatay geçiş kurallarında önemli bir değişiklik yapıldı. YÖK’ün hazırladığı yönetmelik değişikliği, 28 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme; yatay geçiş, çift anadal, yandal ve kurumlar arası kredi transferi başlıklarında hem başvuru şartlarını hem de değerlendirme yöntemini yeniden şekillendiriyor.

1) Alt sınıfa yatay geçiş artık mümkün değil

Yeni eklenen hükümle birlikte öğrenciler, bulundukları sınıftan daha alt bir sınıfa geçiş için başvuru yapamayacak. Yani “sınıf düşürerek geçiş” dönemi kapandı.

2) Yabancı dilde eğitim veren programlara geçişte şart netleşti

Tamamen ya da kısmen yabancı dilde eğitim veren programlara yatay geçişte artık yorum farkı oluşmayacak şekilde net bir çerçeve var. Buna göre adayın;

  • üniversitenin yapacağı yabancı dil yeterlilik sınavını geçmesiveya

  • YÖK’ün tanıdığı ulusal/uluslararası bir sınavdan, üniversitenin belirlediği düzeyde puanı başvuruda belgeleyebilmesi
    gerekecek.

3) Başarı kriteri yükseltildi

Yönetmelikte yer alan bir eşik değerde “80” ibaresi “90” olarak güncellendi. Bu değişiklik, yatay geçişte akademik başarı çıtasının yükseltildiği şeklinde yorumlanıyor.

4) Yurt dışından geçişte “açık/uzaktan” kısıtı + fiilen ülkede bulunma şartı

Düzenlemenin en çok konuşulan başlıklarından biri de yurt dışından yatay geçişler oldu. Yeni hükümle:

  • Yurt dışında açık öğretim/uzaktan eğitim gibi devam zorunluluğu bulunmayan programlarda okuyan öğrencilerin, Türkiye’deki örgün öğretime yatay geçiş başvurusu yapamayacağı belirtildi.

  • Yurt dışından yatay geçiş başvurusu yapanların ise öğrenim süresince ilgili ülkede fiilen bulunduğunu pasaport, emniyet/e-Devlet kayıtları veya benzeri resmî belgelerle ispatlaması zorunlu hale getirildi.

5) Sonuçlar “puan sıralı” ilan edilecek, asıl-yedek sistemi netleşti

Başvuruların değerlendirme sonuçları puanlara göre sıralanmış şekilde açıklanacak. Ayrıca şartları sağlayan aday olması halinde asıl ve yedek listeler aynı sayıda belirlenecek; asıl aday kayıt yaptırmazsa yedekler sırayla çağrılacak. İntibak (uyum) işlemlerinin de öğrencinin yeni döneme diğer öğrencilerle aynı tarihte başlamasını sağlayacak şekilde yürütülmesi öngörülüyor.

6) Çift anadalda “yurt dışından gelenlere” aynı şart

Yurt dışından öğrenci kabul kontenjanıyla kayıt olanlar veya yurt dışından yatay geçişle gelenler, çift anadal yapmak isterse diğer öğrencilerle aynı şartlara tabi olacak.

7) Aile nedeniyle kesin dönüş yapanlar için kontenjan dışı değerlendirme

Anne-baba ya da eşin devlet görevi nedeniyle Türkiye’ye dönmesi veya işçi olarak kesin dönüş yapması gibi durumlarda, belirli şartları taşıyan öğrencilerin başvurularının kontenjan dışında değerlendirilebilmesine kapı aralanıyor. Ancak burada da yönetmelikteki temel şartların sağlanması gerektiği vurgulanıyor.

Kısacası: YÖK, hem “suistimal” olarak görülen bazı geçiş yollarını daraltıyor hem de yatay geçişte ölçütleri ve ilan sistemini daha standart hale getiriyor.

#
alt sınıfa geçiş yasak, YÖK düzenleme 2026, çift anadal şartları, yurt dışından yatay geçiş, yabancı dil şartı, yatay geçiş yönetmeliği, başvuru, 28 Şubat
60900-1771302979

Memur-Sen’den “Ramazan Mesaisi” Talebi: Mesai Saatleri Düzenlensin

Memur-Sen’den “Ramazan Mesaisi” Talebi: Mesai Saatleri Düzenlensinmask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), Ramazan ayı öncesinde kamu görevlilerinin çalışma saatlerinde düzenleme yapılması talebiyle Cumhurbaşkanlığına resmi yazı gönderdi.

16 Şubat 2026 tarihli yazıda, Ramazan ayında iftar saatinin mesai bitimine yakın olması nedeniyle kamu çalışanlarının zaman açısından zorlanabileceğine dikkat çekildi.

Resmi Yazı Cumhurbaşkanlığına Gönderildi

Memur-Sen Genel Başkan Yardımcıları Soner Can Tufanoğlu ve Hacı Bayram Tonbul imzasıyla, T.C. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğüne hitaben iletilen yazıda, Ramazan ayının sosyal ve kültürel hayattaki önemine vurgu yapıldı.

Yazıda, kamu görevlilerinin hem ibadetlerini yerine getirirken hem de kamu hizmetini aksatmadan sürdürme gayreti içinde olduğu ifade edildi.

İftar Saati ve Trafik Yoğunluğu Vurgusu

Başvuruda özellikle şu hususlara dikkat çekildi:

  • İftar saatinin mesai bitimine yakın olması nedeniyle oluşabilecek trafik yoğunluğu

  • Çalışanların iftar öncesi temel ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli zamana sahip olamaması

  • Kamu hizmetlerinin kesintisiz ve verimli şekilde yürütülmesi gerekliliği

Memur-Sen, kamu hizmetinin sürekliliği ve etkinliği dikkate alınarak Ramazan ayı süresince mesai bitiş saatlerine ilişkin genel bir düzenleme yapılmasını talep etti.

“Genel Bir Düzenleme Yapılsın” Çağrısı

Yazıda, kamu kurum ve kuruluşlarının konuya hassasiyetle yaklaşması gerektiği belirtilerek, Ramazan-ı Şerif boyunca kamu görevlilerinin mesai saatlerinde düzenleme yapılmasının uygun olacağı ifade edildi.

Talebin, kamu çalışanlarının Ramazan ayını daha rahat idrak edebilmesi ve kamu hizmetlerinin aksamadan sürdürülmesi amacıyla yapıldığı bildirildi.

memursen-001.jpg

 

 

 

#
KAMU, ifade
site-manset-2026-02-17t114108-105-1771849478

Türk Sağlık-Sen: Hastaneler “Çok Tehlikeli” Sınıftan Düşürülemez!

Türk Sağlık-Sen: Hastaneler “Çok Tehlikeli” Sınıftan Düşürülemez!mask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Türk Sağlık-Sen Genel Merkezi, hastanelerin İş Sağlığı ve Güvenliği kapsamında “çok tehlikeli” sınıftan çıkarılarak “tehlikeli” sınıfa alınmasına yönelik iddialara sert tepki gösterdi. Sendika, böyle bir düzenlemenin sağlık çalışanlarının güvenliğini zayıflatacağını ve toplum sağlığını riske atacağını vurguladı.

Türk Sağlık-Sen tarafından yapılan açıklamada, hastanelerin mevcut statüsünün bilimsel ve hukuki zorunluluk olduğu ifade edildi.

“Hastaneler Yüksek Riskli Kurumlardır”

Açıklamada, hastanelerin;

  • Bulaşıcı hastalık ve enfeksiyon riskinin yüksek olduğu,

  • Sağlıkta şiddet olaylarının sık yaşandığı,

  • Tıbbi atık, sterilizasyon ve acil müdahale süreçlerinin yürütüldüğü,

  • Hem çalışanlar hem de vatandaşlar açısından sürekli risk barındıran kurumlar olduğu

hatırlatılarak, bu nedenle “çok tehlikeli” sınıfta yer almalarının zorunlu olduğu belirtildi.

Türk Sağlık-Sen, sağlık hizmetinin doğası gereği yüksek risk içerdiğini ve hata payının insan hayatına doğrudan etki ettiğini kaydetti.

“Aynı Kategoride Değerlendirilmesi Kabul Edilemez”

Sendika açıklamasında, hastanelerin “tehlikeli” sınıfa düşürülerek farklı sektörlerle aynı risk grubunda değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Sağlık hizmetinin, insan yaşamını doğrudan ilgilendiren, 24 saat esasına göre yürütülen ve yüksek sorumluluk gerektiren bir alan olduğuna dikkat çekilen açıklamada, iş sağlığı ve güvenliği standartlarının düşürülmesinin telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.

“Sağlık Çalışanlarının Güvenliği Pazarlık Konusu Olamaz”

Türk Sağlık-Sen, iş sağlığı ve güvenliği düzenlemelerinin maliyet azaltma, bürokratik kolaylık sağlama veya idari düzenleme gerekçesiyle zayıflatılamayacağını belirtti.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Sağlık çalışanlarının güvenliği, toplum sağlığının teminatıdır. Hastanelerin risk sınıfının düşürülmesi, sağlık emekçilerinin korunmasını zayıflatacak bir adımdır. Böyle bir düzenleme kabul edilemez.”

Bakanlıklara Çağrı

Türk Sağlık-Sen, Sağlık Bakanlığı’nı bu tür bir düzenlemeden derhâl vazgeçmeye davet ederken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na da hastanelerin mevcut “çok tehlikeli” statüsünün korunması çağrısında bulundu.

Sendika, sağlık çalışanlarının haklarını ve güvenliğini ilgilendiren her konuda mücadele etmeye devam edeceğini açıkladı.

#
Sağlık Bakanlığı düzenlemesi, Türk Sağlık-Sen açıklaması, sağlık çalışanı güvenliği, iş sağlığı ve güvenliği, çok tehlikeli sınıf, hastaneler risk sınıfı, ifade, Türk Sağlık-Sen
tokmak-asliye-hukuk-mahkemesi-1280x720-1

Norm Fazlası Re’sen Atamada Yeni Yürütmeyi Durdurma Kararı

Norm Fazlası Re’sen Atamada Yeni Yürütmeyi Durdurma Kararımask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi, norm kadro fazlası olduğu gerekçesiyle re’sen atanan bir üyesi hakkında açılan davada yeni bir yürütmeyi durdurma kararı alındığını duyurdu.

Amasya İdare Mahkemesi, 2026/122 E. sayılı kararıyla dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına hükmetti.

Mahkeme: Eş Durumu Öncelikli Haktır

Kararın gerekçesinde, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına Dair Yönetmeliğin 9. maddesine dikkat çekildi.

Mahkeme, zorunlu yer değiştirmeye tabi kamu görevlilerinin eşlerinin atamalarında norm kadro sınırlamasının uygulanamayacağını vurguladı.

Somut olayda, eşi polis memuru olan davacının aile birliği mazereti kapsamında görev yapması gerektiği halde, norm kadro gerekçesiyle atama talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu değerlendirildi.

İtirazın Reddine de Hukuka Aykırılık Tespiti

Mahkeme kararında, yarıyıl tatilinde mazerete bağlı yer değişikliği başvurusu reddedilen öğretmenin açtığı dava sürecine de yer verildi.

Samsun 3. İdare Mahkemesi’nin önceki yürütmeyi durdurma kararına rağmen yapılan işlemlerin hukuka uygun olmadığı belirtildi.

Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılan itiraz reddi işleminin de hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldı.

“Telafisi Güç Zararlar Doğabilir”

Mahkeme, dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç ve imkânsız zararların doğabileceğine işaret ederek yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

Türk Eğitim-Sen, aile birliği mazeretinin anayasal güvence altında olduğunu belirterek, üyelerinin haklarını korumaya yönelik hukuki mücadelenin süreceğini açıkladı.

#
Türk Eğitim-Sen, re’sen atama, yürütmeyi durdurma kararı, Amasya İdare Mahkemesi, aile birliği mazereti, norm fazlası atama, KAMU, atama, Eğitim-Sen, karar, yer değişikliği, norm kadro
6994561cf2cdb1771329052-1771341449

Eğitim-Bir-Sen: Değerlere Karşı İdeolojik Tutum Kabul Edilemez

Eğitim-Bir-Sen: Değerlere Karşı İdeolojik Tutum Kabul Edilemezmask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

  Eğitim-Bir-Sen’den Ramazan Etkinlikleri Tartışmasına Sert Tepki

“Türdeş Sendikaların Rahatsızlığı Şaşırtmıyor”

Eğitim-Bir-Sen Genel Merkezi, bazı sendikaların Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okullarda planlanan Ramazan ayı etkinliklerine yönelik tutumuna ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamada, Ramazan ayı öncesinde yapılan çağrıların “ideolojik bir refleks” olduğu savunularak, söz konusu sendikaların dini ve kültürel değerlere karşı mesafeli bir tutum sergilediği ileri sürüldü.

“Görevleri Yerine Getirmeme Çağrısı Sorumlulukla Bağdaşmaz”

Eğitim-Bir-Sen, Eğitim Sen ve Eğitim-İş’in üyelerine Ramazan etkinlikleri kapsamında verilen görevleri yerine getirmemeleri yönünde çağrıda bulunduğunu hatırlattı.

Bu tutumun “ilkel ve sorumsuz sendikacılık anlayışının göstergesi” olduğu ifade edilen açıklamada, öğrencilerin kültürel ve manevi değerlerle buluşturulmasının eğitim sürecinin bir parçası olduğu vurgulandı.

“Laiklik ve Bilimsellik Söylemi Paravan Olamaz”

Açıklamada, söz konusu sendikaların Ramazan etkinliklerini laiklik ve bilimsel eğitim ilkelerine aykırı olarak nitelendirmesine de tepki gösterildi.

Eğitim-Bir-Sen, bazı uygulamalara karşı çıkılırken diğer dini ya da kültürel etkinliklere destek verilmesini “çifte standart” olarak değerlendirdi.

“Bilimsellik, laiklik ve çağdaşlık kavramlarının yasakçı bir tutuma gerekçe yapılamayacağı” ifade edildi.

“Toplumun İnanç ve Değerlerine Saygı Çağrısı”

Eğitim-Bir-Sen, açıklamasında toplumun inanç ve değerlerinin eğitim ortamında görmezden gelinemeyeceğini belirtti.

Sendika, diğer eğitim sendikalarını “içinde yaşadıkları toplumu tanımaya ve inanç değerlerine saygılı olmaya” davet etti.

#
Eğitim-Bir-Sen, Eğitim Sen, Eğitim-İş, Ramazan etkinlikleri, laiklik tartışması, MEB Ramazan kararı, ifade, açıklama
akin-gurlek-1771343076-2

Bakan Gürlek’ten Yargı Teşkilatına Mesaj: Özlük Hakları İyileştirilecek

Bakan Gürlek’ten Yargı Teşkilatına Mesaj: Özlük Hakları İyileştirilecekmask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı çalışanları ve avukatlara yönelik yayımladığı video mesajında adalet personelinin özlük haklarının iyileştirileceğini, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve liyakat esaslı bir yönetim anlayışının güçlendirileceğini açıkladı.

Norm Kadro ve İş Yükü Analizi Yeniden Ele Alınacak

Bakan Gürlek, güçlü bir adalet sisteminin ancak güçlü bir teşkilat yapısıyla mümkün olacağını belirterek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını söyledi.

Norm kadro sisteminin güncelleneceğini ifade eden Gürlek, performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını vurguladı.

Hakim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyecek uzmanlaşma ve eğitim modellerinin de hayata geçirileceğini kaydetti.

“Adalet Personelinin Özlük Haklarını İyileştireceğiz”

Adalet teşkilatının huzurlu ve motive bir yapıya kavuşmasının öncelikli hedef olduğunu belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını duyurdu.

Şeffaflık ve liyakat vurgusu yapan Bakan Gürlek, kurum içinde güven ve aidiyet duygusunun güçlendirileceğini söyledi.

Avukatlara Özel Vurgu: “Savunma Güçlü Olmadan Adalet Hayat Bulmaz”

Mesajında avukatlara da seslenen Gürlek, savunma makamının yargının üç temel unsurundan biri olduğunu belirtti.

Barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını ifade eden Gürlek, fiziki şartlardan dijital erişime kadar birçok alanda iş birliğinin artırılacağını söyledi.

“Birlikte Daha Adil Bir Gelecek İnşa Edeceğiz”

Türkiye genelinde 26 bin 765 hakim ve savcı, 96 bini aşkın adalet personeli, 83 binden fazla ceza ve tevkifevleri çalışanı ve 208 bini aşkın avukat bulunduğunu hatırlatan Gürlek, tüm yargı mensuplarının ortak hedefinin adalet hizmetini güçlendirmek olduğunu belirtti.

“Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz” mesajıyla konuşmasını tamamladı.

#
avukatlar, norm kadro, Adalet Bakanlığı, özlük hakları, Akın Gürlek, yargı reformu, ifade, liyakat, iş yükü, adalet personeli, Adalet Bakanı
hbwqv8sw0aa2lk1-1771347441

Türk Büro-Sen’den Merasim Sokak Şehitlerine Vefa

Türk Büro-Sen’den Merasim Sokak Şehitlerine Vefamask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Türk Büro-Sen, 10 yıl önce Ankara’da gerçekleşen ve kamuoyunda Merasim Sokak saldırısı olarak hafızalara kazınan hain terör saldırısında şehit edilen askerleri rahmet, minnet ve saygıyla andı.

Sendika tarafından yapılan açıklamada, saldırının yalnızca ailelerin değil, tüm milletin yüreğini yaktığı vurgulanarak, terörün birlik ve beraberliği hedef aldığı ifade edildi.

“Milletimiz Kenetlenmeyi Bilmiştir”

Açıklamada, Türk milletinin geçmişte olduğu gibi bugün de acılar karşısında dimdik durduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi:

“O karanlık gün, aziz milletimizin yüreğine ateş düşürmüş; ancak milletimiz her zamanki gibi kenetlenmeyi, vatanına sahip çıkmayı bilmiştir.”

“Şehitlerimizin Emanetine Sahip Çıkacağız”

Türk Büro-Sen, şehitlerin emanetine sahip çıkmayı bir sorumluluk olarak gördüklerini belirterek, devletin, ordunun ve güvenlik güçlerinin her zaman yanında olduklarını dile getirdi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bu topraklar, bedeli canla ödenmiş bir vatandır. Hiçbir hain odak milletimizin iradesini kıramayacaktır. Bayrağımızı ilelebet dalgalandırmaya ve devletimize sadakatle bağlı kalmaya devam edeceğiz.”

“Unutmadık, Unutturmayacağız”

Mesajın sonunda, hayatını kaybeden şehitlerin unutulmayacağı vurgulanarak, “Aziz şehitlerimizin ruhu şad, makamları âli olsun. Onları unutmadık, unutturmayacağız” denildi.

#
Türk Büro-Sen, birlik ve beraberlik, şehit anma, Merasim Sokak saldırısı, Ankara terör saldırısı, anma mesajı, ifade
hbx-gtxxsaamywu-1771347703-2

Türk Büro-Sen’den Yetkili Sendikaya Sert Mesaj: “Çare Masadaki İradeyi Değiştirmek”

Türk Büro-Sen’den Yetkili Sendikaya Sert Mesaj: “Çare Masadaki İradeyi Değiştirmek”mask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Türk Büro-Sen, 8. Olağan Genel Kurul sonrası oluşan yeni yönetim kurulu ile ilk toplantısını gerçekleştirdi. Sendika, toplantıya katılarak tecrübelerini paylaşan Önder Kahveci’ye teşekkür etti.

Genel merkez tarafından yapılan açıklamada, kamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik ve özlük sorunlara dikkat çekilerek yetkili sendikaya yönelik sert eleştirilerde bulunuldu.

“Eşantiyon Anlayışını Sona Erdireceğiz”

Açıklamada, memur sendikacılığının “eşantiyon anlayışı” ve “meslek-kurum sendikacılığı” ile dejenere edildiği savunularak, şu ifadeler kullanıldı:

“Bir yandan memurumuzu, diğer yandan kutsal hak arama aracı olan memur sendikacılığını dejenere eden anlayışı sona erdireceğiz.”

Türk Büro-Sen, meslek ve kurum sendikalarının memura katkı sunmadığını, yetkili sendikanın ise kamu çalışanlarının haklarını yeterince savunamadığını öne sürdü.

“Yetkili Sendika Hakkı Neden Alamıyor?”

Sendika açıklamasında dikkat çeken bir soru da kamu çalışanlarına yöneltildi:

“Kamu işvereni dediğimiz hükümetle masaya oturan kamuda çalışan işçiler hakkını alırken, aynı hükümetle masaya oturan yetkili sendika memurumuzun hakkını neden alamamaktadır?”

Türk Büro-Sen’e göre sorunun kaynağı 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu ya da toplu sözleşme masası değil; masadaki iradeyi temsil eden yetkili sendika.

“Memur Maaşları Hayat Pahalılığına Yetmiyor”

Açıklamada, memurların maaşlarının yaşam maliyetleri karşısında yetersiz kaldığına vurgu yapıldı. Kamu çalışanlarının aldıkları ücretlerin büyük bölümünü kira ve gıdaya ayırmak zorunda kaldıkları, sosyal yaşamlarının ciddi şekilde daraldığı belirtildi.

Ayrıca memurların eğitim durumları, diplomaları ve görev sorumlulukları ile özlük hakları arasındaki dengesizliği sorguladıkları ifade edildi.

“Çare, Masadaki İradeyi Değiştirmektir”

Türk Büro-Sen, çözümün toplu sözleşme masasındaki yetkili sendikanın değişmesinden geçtiğini savunarak, memurları tercihlerini bu doğrultuda yapmaya davet etti.

Açıklamada, memur ve işçi maaşlarını karşılaştıran kamu çalışanlarının mevcut tabloyu doğru analiz etmeleri gerektiği vurgulandı.

#
Önder Kahveci, Türk Büro-Sen, 4688 sayılı yasa, toplu sözleşme, memur sendikası, Memur maaşları, ifade, özlük hakları, KAMU, 8. Olağan Genel Kurul
27353-1779375340

MEB’den Nöbetçi Öğretmenlere İlişkin Görüş: Ek Ders Ücreti Şarta Bağlandı

Nöbetçi Öğretmen, Ücretini Almadığı Boş Derse Girmeye Zorlanamazmask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), okullarda sıkça tartışma konusu olan “boş geçen derslere giren nöbetçi öğretmenlere ek ders ücreti ödenip ödenmeyeceği” meselesine ilişkin görüş yazısını paylaştı.

Yapılan değerlendirmede, ek ders ücretinin otomatik değil, belirli şartlara bağlı olduğu vurgulandı.

Müfredat İşlenirse Ek Ders Ödenir

MEB’in görüşüne göre, nöbetçi öğretmenin boş geçen derse girmesi tek başına ek ders ücreti anlamına gelmiyor.

Ek ders ödenebilmesi için:

  • Öğretmenin o saatte işlenmesi gereken dersi müfredata uygun şekilde anlatması,

  • Dersin fiilen okutulması,

  • Öncelikle maaş karşılığı ders saatinin doldurulmuş olması gerekiyor.

Eğer öğretmen maaş karşılığı ders yükünü tamamlamışsa, müfredat işlediği saatler için ek ders ücreti ödeniyor.

Sınıfta Sadece Düzen Sağlamak Yeterli Değil

Görüş yazısında, öğretmenin yalnızca sınıfın düzenini sağlamak, öğrencilerin başında bulunmak ya da sessizliği temin etmek amacıyla sınıfta kalmasının “ders okutmak” kapsamında değerlendirilemeyeceği ifade edildi.

Bu durumda ek ders ücreti ödenmiyor.

Nöbetçi Öğretmen Boş Derse Girmek Zorunda mı?

İlgili yönetmelik hükümlerine göre, öğretmeni bulunmayan sınıfların kontrolü ve öğrencilerin düzenli şekilde etüt yapmasının sağlanması nöbetçi öğretmenin sorumluluğunda.

Ancak tüm nöbetçi öğretmenlerin dersi olması halinde gerekli önlemleri almak okul yönetiminin görev alanına giriyor.

Öğretmenleri Yakından İlgilendiriyor

Karar, özellikle büyük okullarda sık yaşanan “boş ders” uygulamaları açısından önem taşıyor.

Ek ders ödemelerinde yaşanan tereddütlerin giderilmesi amaçlanırken, uygulamada müfredat işlenip işlenmediğinin belirleyici olacağı ifade ediliyor.

#
EK DERS ÜCRETİ, MEB açıklaması, müfredat, nöbetçi öğretmen, boş ders, öğretmen hakları, ifade, karar, Öğretmen, okul
6995b047111bf1771417671-1771428314-2

Eğitim-Bir-Sen: İslam Âleminin Ramazan-ı Şerifi Mübarek Olsun

Eğitim-Bir-Sen: İslam Âleminin Ramazan-ı Şerifi Mübarek Olsunmask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Eğitim-Bir-Sen tarafından yapılan açıklamada, Ramazan ayının rahmet, mağfiret ve arınma iklimi olduğu vurgulanarak İslam âleminin Ramazan-ı Şerif’i tebrik edildi. Açıklamada, bu mübarek ayın yalnızca bireysel ibadet değil; toplumsal dayanışma, kardeşlik ve paylaşma bilincini güçlendiren bir dönem olduğuna dikkat çekildi.

“Ramazan, Kulluk Bilincinin Merkezde Olduğu Aydır”

Açıklamada, Ramazan ayının dua, yakarış, ibadet ve manevi arınma ayı olduğu belirtilerek; orucun, hayatın merkezine kulluk bilincini yerleştirdiği ifade edildi. Ramazan’ın başının rahmet, ortasının mağfiret, sonunun ise cehennem azabından kurtuluş olduğu hatırlatıldı.

Bu ayda müminlerin sabır, tevekkül, paylaşma ve affetme gibi değerleri hayatın merkezine taşıdığı; toplumsal barış ve kardeşliğin güç kazandığı kaydedildi.

“ Maarifin Kalbinde Ramazan” Faaliyetlerine Destek

Açıklamada, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından “Maarifin Kalbinde Ramazan” temasıyla okullarda hayata geçirilmesi planlanan etkinliklerin değerler eğitimi açısından önemli olduğu ifade edildi. Çocukların Ramazan iklimini yaşayarak öğrenmesinin, manevi gelişimlerine katkı sağlayacağı vurgulandı.

Eğitim-Bir-Sen, söz konusu faaliyetleri desteklediklerini ve bu yaklaşımı isabetli bulduklarını belirtti.

Kur’an Ayı Vurgusu

Ramazan ayının aynı zamanda Kur’an ayı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, Kadir Gecesi’nin bu ay içinde yer almasının ayrı bir anlam taşıdığı ifade edildi. Müslümanların bu dönemi Kur’an’ı anlama, idrak etme ve hayatlarına rehber edinme fırsatı olarak değerlendirmeleri gerektiği belirtildi.

Mukabele geleneği, sahur ve iftar sofralarının birlik ve beraberliği güçlendiren yönüne de değinildi.

Filistin ve Doğu Türkistan Mesajı

Açıklamanın sonunda, başta Filistin ve Doğu Türkistan olmak üzere zulüm altında bulunan Müslümanlar için dua edildi. Ramazan ayının İslam âlemine huzur, barış ve esenlik getirmesi temenni edildi.

Eğitim-Bir-Sen, tüm Müslümanların Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ederek, bu mübarek ayın insanlığa iyilik, merhamet ve kardeşlik bilinci kazandırmasını diledi.

#
Maarifin Kalbinde Ramazan, Doğu Türkistan dua, Eğitim-Bir-Sen Ramazan mesajı, Ramazan-ı Şerif tebrik, değerler eğitimi, Filistin mesajı, ifade, Eğitim-Bir-Sen