1200x675-1766728098573

Belediye imkanlarıyla mitinge yargı freni! Yavaş mercek altında

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanlığı yardımcılığı adaylığı sürecinde kamu kaynaklarını kendi siyasi kampanyası için kullandığı ortaya çıktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın araştırmalarına göre Yavaş, Karabük ve Çankırı mitinglerinde belediyenin araçlarını, personelini ve teknik ekipmanlarını seferber ederek CHP ve İYİ Parti bayrakları altında siyasi propaganda yaptı.

Belediye imkanlarıyla mitinge yargı freni! Yavaş mercek altında

Seçim öncesi halka “Belediye imkânlarını kullanmayacağım” sözü veren Yavaş’ın hem bu sözünü tutmadığı hem de halen ABB Başkanı olduğu halde görevini ihmal ederek kendi siyasi ikbalinin peşine düştüğü tespit edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ABB’de tespit edilen usulsüzlük iddiaları üzerine harekete geçti. Mülkiye müfettişleri, MASAK ve Sayıştay denetçilerinin raporlarına yansıyan bulgular, başkentte “hizmet” bütçesinin nerelere harcandığını gözler önüne serdi. Hem milyonluk konser harcamaları hem de belediye araçlarının şehir dışındaki parti mitinglerinde kullanılması nedeniyle Yavaş ve ekibi hakkında inceleme başlatıldı.

Belediye imkanlarıyla mitinge yargı freni! Yavaş mercek altında

KAYNAKLAR SİYASETE AKTI

Mansur Yavaş’ın 2023 seçimlerinde “Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayı” sıfatıyla yürüttüğü kampanyada, belediye kaynaklarının cömertçe kullanıldığı ortaya çıktı. İddialara göre, 9 Mayıs 2023’teki Karabük mitinginde alanın dolu görünmesi amacıyla, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ait araçlarla insan taşındı.

Belediye imkanlarıyla mitinge yargı freni! Yavaş mercek altında

Sabah’ın haberine göre; 11 Mayıs 2023’teki Çankırı mitinginde ise sahne ve ses düzeninin bizzat ABB envanterine kayıtlı olduğu ve kurulumun belediye personeli tarafından yapıldığı belirlendi. Çankırı mitingi, incelemelerde en dikkat çeken başlıklardan biri oldu. Mitingde tüm teknik düzeneklerin ABB ekipleri tarafından hazırlandığı, ses sisteminin ABB’ye ait olduğu ve belediye personelinin görev yaptığı saptandı. Ankaralılar hizmet beklerken, Yavaş’ın mesaisini ve belediye bütçesini kendi adaylığı için harcaması “görevi kötüye kullanma” suçlamasının temelini oluşturdu.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Belediye imkanlarıyla mitinge yargı freni! Yavaş mercek altındaBelediye imkanlarıyla mitinge yargı freni! Yavaş mercek altındaBelediye imkanlarıyla mitinge yargı freni! Yavaş mercek altında
1200x675-1766731193877

AK Parti’de 2026 stratejisi belli oldu! Teşkilatlara talimat: Tüm kış sahada olun

AK Parti, milletle gönül bağını güçlendirmeye yönelik saha çalışmalarını kış döneminde de kararlılıkla sürdürecek. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş imzasıyla il başkanlıklarına gönderilen yazıyla, 2025– 2026 kış dönemi saha çalışmalarının kapsamı ve yol haritası belirlendi.

AK Parti’de 2026 stratejisi belli oldu! Teşkilatlara talimat: Tüm kış sahada olun

TEŞKİLAT SAHADA OLACAK: Buna göre, kış ayları boyunca milletvekilleri, belediye başkanları, teşkilat mensupları ile birlikte Bakanlar ve AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri de sahada aktif olarak yer alacak. Bu süreçte bakanlar ve MYK üyeleri, çeşitli illeri ziyaret ederek teşkilatlarla bir araya gelecek, saha programlarına katılacak ve vatandaşlarla doğrudan temas kuracak. Kış dönemi boyunca il ve ilçelerin tamamını kapsayacak şekilde planlanacak programlarda; ev ziyaretleri, esnaf ve sanayi sitesi buluşmaları, öğrenci evleri ve yurt sohbetleri, üye toplantıları, STK ve dernek ziyaretleri ile yeni seçmen buluşmaları gerçekleştirilecek.

AK Parti’de 2026 stratejisi belli oldu! Teşkilatlara talimat: Tüm kış sahada olun

HER RAPOR GENEL MERKEZE İLETİLECEK: Teşkilatlara gönderilen yazıda, AK Parti’nin kuruluşundan bu yana millet odaklı bir siyaset anlayışıyla hareket ettiği vurgulanarak, sahadan gelen talep ve beklentilerin politika üretiminde belirleyici olmaya devam edeceği ifade edildi. Programların disiplinli bir şekilde planlanması, saha ekiplerinin önceden organize edilmesi, basın bilgilendirmesinin zamanında yapılması ve her programın raporlanarak Genel Merkez’e iletilmesi istendi.

AK Parti’de 2026 stratejisi belli oldu! Teşkilatlara talimat: Tüm kış sahada olun

İKİ AYLIK PERİYOT HALİNDE PLANLANACAK: Ayrıca iki aylık periyotlar halinde yapılacak planlamalar sonucunda milletvekillerinin ilin tüm ilçelerini ziyaret etmiş olması ve saha raporlarının eksiksiz şekilde hazırlanmasının önemine dikkat çekildi. Ramazan ayına yönelik programların ise ayrıca planlanacağı belirtildi. AK Parti Teşkilat Başkanlığı koordinasyonunda yürütülecek bu çalışmalarla birlikte, kış dönemi boyunca teşkilatların sahadaki görünürlüğünün artırılması, vatandaşla bire bir temasın güçlendirilmesi ve Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda toplumsal bağların daha da pekiştirilmesi amaçlanıyor.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
AK Parti’de 2026 stratejisi belli oldu! Teşkilatlara talimat: Tüm kış sahada olunAK Parti’de 2026 stratejisi belli oldu! Teşkilatlara talimat: Tüm kış sahada olunAK Parti’de 2026 stratejisi belli oldu! Teşkilatlara talimat: Tüm kış sahada olun
1200x675-son-dakika-saldiri-hazirligindaki-deasli-ibrahim-burtakucin-mit-operasyonuyla-yakalandi-1766733655753

Saldırı hazırlığındaki DEAŞ’lı İbrahim Burtakuçin MİT operasyonuyla yakalandı!

Milli İstihbarat Teşkilatı, yeni yılda eylem yapma hazırlığında olan DEAŞ’lı teröristi yakaladı.

MİT’in yaptığı istihbari çalışmalar sonucunda, İbrahim Burtakuçin’in Türkiye’de DEAŞ adına faaliyet yürüttüğü, çatışma bölgelerine intikal ederek DEAŞ’a katılma arayışı içinde olduğu ve yılbaşı için DEAŞ adına eylem/saldırı hazırlığı yaptığı tespit edildi.

DEAŞ’lı terörist İbrahim Burtakuçin (AHABER)DEAŞ’lı terörist İbrahim Burtakuçin (AHABER)

DEAŞ’lı Burtakuçin’in yurt içi ve yurt dışında birçok DEAŞ sempatizanı ile irtibat halinde olduğu belirlendi. MİT’in yürüttüğü hassas çalışmalar sonucunda teröristin güncel konumu tespit edildi. MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün sürdürdüğü çalışmalar sonucunda İbrahim Burtakuçin, Malatya’da yakalandı.

ÖRGÜTSEL GÖRÜŞMELER TESPİT EDİLDİ

Operasyonda, şüpheliye ait dijital materyaller ile evinde bulunan yasaklı yayınlar ele geçirildi. İncelemeler sonucunda DEAŞ’lı Burtakuçin’e ait materyallerde; DEAŞ’a ait yazılımların, DEAŞ’ın sözde bayrağına/flamalarına ilişkin görsellerin, DEAŞ tarafından motivasyon amaçlı canlı bomba/fedai eylemlerinde kullanılan ve DEAŞ’a katılımı destekleyen ses dosyalarının, DEAŞ unsurlarına ve yöneticilerine ait görseller ve videoların, DEAŞ unsurları ile gerçekleştirdiği örgütsel görüşmelerin olduğu tespit edildi.

1200x675-chpli-antalya-dosemealti-belediyesine-yolsuzluk-operasyonu-1766733498032

CHP’li Antalya Döşemealtı Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu

Antalya’da, Döşemealtı Belediyesine yönelik “yolsuzluk” operasyonunda 10 şüpheli gözaltına alındı.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Döşemealtı Belediyesine yönelik “yolsuzluk” soruşturması kapsamında operasyon düzenledi.

Operasyonda “yolsuzluk” iddiasıyla 10 şüpheli gözaltına alındı.

Soruşturmanın, belediyenin 2023 yılında açık ihale usulü ile yaptığı 2 bin adet 800 litre kapasiteli “Galvanizli Çöp Konteyneri Alım İşi” ihalesi ile ilgili olduğu belirtildi.

Konteynerlerin nitelik ve sayı incelemesi yapılmadan muayene ve kabul tutanağı düzenlenip teslim alınarak, firma lehine 7 milyon 153 bin 713 lira haksız menfaat sağlandığının tespit edildiği öğrenildi.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
CHP’li Antalya Döşemealtı Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonuCHP’li Antalya Döşemealtı Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonuCHP’li Antalya Döşemealtı Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu
1200x675-miadan-turk-istihbarat-tarihine-yeni-bir-katki-1766739542666

MİA’dan Türk istihbarat tarihine yeni bir katkı

MİA öğretim üyesi Dr. Serhat Aslaner’in yayına hazırladığı çalışma, Türk istihbarat düşüncesinin tarihsel birikimini günümüze aktarmayı amaçlamaktadır. Çalışma, yazarın MAH ile ilişkisinin de tartışıldığı bir giriş bölümüyle başlayıp orijinal metnin Latin harflerine aktarıldığı ve günümüz Türkçesine uyarlandığı iki bölümle devam etmektedir. Bu çalışma aynı zamanda, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Arşivi’ndeki belgeleri ve MİT Müzesi envanterindeki görselleri de kapsamaktadır.

İSTİHBARAT DÜŞÜNCESİNDE OLGUNLAŞMA

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan hemen sonra istihbarat teşkilatı (MAH) kurma çalışmaları sırasında yayınlanan bu kapsamlı çalışma, aynı zamanda Türk elitlerinin ve Cumhuriyet’in kurucu kadrolarının zihninde istihbarat düşüncesinin kavuştuğu sistematik boyuta ilişkin ipuçları barındırıyor. Öte yandan çalışma, Trablusgarp Harbi ile başlayıp, Balkan savaşları, I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele ile başlayan uzun savaş deneyiminin söz konusu sistematik gelişimde oynadığı rolü de ortaya koyan çok sayıda atıf içeriyor.

MİA’dan Türk istihbarat tarihine yeni bir katkı

İSTİHBARATA KARŞI KOYMANIN ARTAN ÖNEMİ

Dönemin Moskova ataşemiliteri Rahmi Apak tarafından ortaya konan eser, savaş sonrası I. Dünya Savaşı sonrası dünya konjonktüründe istihbaratın edindiği yeni rollerin, istihbarat teşkilatlarının genişleyen faaliyet ve sorumluluk alanlarının da altını çiziyor. İstihbaratın sadece savaşa endeksli bir gündemin ötesine geçen ve sadece askeri alanda cereyan eden bir faaliyet olmaktan çıktığı, eser boyunca vurgulanan hususlar arasında yer alıyor. Bu bağlamda yeni dünyada istihbarata karşı koyma faaliyet ve politikalarının bütün kamusal ve toplumsal kesimleri ilgilendirdiği, bu kesimlerin bu bilinç içerisinde olması gerektiği sıklıkla hatırlatılıyor.

CASUSLUK VE CASUSLUKLA MÜCADELE

Bu nedenle Apak eserini iki bölüm şeklinde kurguluyor: Casusluk ve Casuslukla Mücadele. İlk bölümde 1920’ler dünyasında istihbaratın nasıl yürütüleceği, istihbarat elemanlarının taşıması gereken özelliklerin neler olduğu, güvenli haberleşme yöntemleri, bilgi güvenliği gibi konuları ele alıyor. İkinci bölüm ise detaylı bir şekilde istihbarata karşı koyma faaliyetlerini ele alıyor ve hemen her kesime sorumluluklarını hatırlatan bir yaklaşım ortaya koyuyor.

Fransızca, İngilizce, Almanca ve Rusça bilen Rahmi Apak’ın bu metni bu dillerin hemen hepsinde yazılmış temel eserlere ve bu ülkelerin başarılı ve başarısız istihbarat operasyonlarına yer veren geniş referans dünyası ile de dikkati çekiyor. Bu geniş referans dünyasında, Japon istihbarat faaliyetlerinin 1905 Rus-Japon Savaşında Japonya’nın galibiyetinde oynadığı rol ise özel bir yer tutuyor.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
MİA’dan Türk istihbarat tarihine yeni bir katkıMİA’dan Türk istihbarat tarihine yeni bir katkıMİA’dan Türk istihbarat tarihine yeni bir katkı

Metinden Alıntı:

Bugün milletler ve hükûmetler kendi siyasi, coğrafi ve iktisadi rakiplerini zayıflatmak, alaşağı etmek ve mahvetmek için yalnızca harp zamanında savaşmayı veya çeşitli vasıtalarla çalışmayı yetersiz buluyor. Milletler sulh zamanında dahi birbirlerinin mezarlarını kazmaktan, birbirlerini mahvedecek tedbirlere gizlice başvurmaktan geri durmuyor. Sulh zamanında müstakbel düşmanları zayıflatmak, onların kuvvet kazanmalarına engel olmak için alınan tedbirlerden biridir. Bu düşmanların aleyhine harici siyasi blöfler hazırlamak, iktisaden onları müşkül vaziyete sokacak tedbirlere yeltenmek; bunların dışında bunun kadar zarar verici bir tedbir, düşmanların dâhili bazı sorun ve çatışmalarını ateşlemek, körüklemek veya hiç yoksa icat etmektir.

Bu dâhili müdahaleler de başlıca aşağıdaki maddelere dayanır:

1. Bir memleket dâhilinde mevcut azınlıkları mensup oldukları hükûmet aleyhine tahrik etmek,

2. Bazı devlet adamlarını birbirleri aleyhine tahrik etmek,

3. Bazı mıntıkalarda mevcut iktisadi sorunlardan istifade ederek bu mıntıkalar halkını hükûmetleri aleyhine tahrik etmek,

4. Siyasi düşünceler üzerine kurulmuş olan siyasi partiler arasındaki ihtilafları üst seviyeye çıkaracak ve kronik hâle sokacak şekilde bu ihtilafları beslemek,

5. Dinî ve hissî ihtilafları körüklemek,

6. Memleket dâhilindeki sosyal ve sınıfsal mücadeleyi körüklemek… ilh.

İşte memleketimiz dâhilinde müstakbel düşmanlarımız tarafından, yukarıda zikredilen sahalarda aleyhimize sarf edilecek mesai, tabii müstakbel düşman hükûmetlerin elçilikleri, gezici ve sabit casus teşkilatları… ilh. tarafından yapılacaktır. Dikkate alınmalıdır ki “Para ve propaganda, mahirane bir surette sarf ve idare edilecek olursa bir halkın ve bir toplumsal grubun kendi menfaatleri aleyhine ayaklanmasını doğurur.” Bu fikir, hükûmetlerin kendi tebaalarının aklıselimini muhafaza edebilmeleri için bile ne kadar tedbirli ve uyanık bulunmaları gerektiğini bize öğretir. (s. 112-113)

1200x675-baskan-erdogan-sagliktaki-devrimi-boyle-ozetledi-turkiye-oncu-bir-ulke-1766751721196

Başkan Erdoğan sağlıktaki devrimi böyle özetledi: Türkiye öncü bir ülke

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, ülkeye hizmetin devleti özeli olmadığını belirterek, “Türkiye’nin gelişmesine, kalkınmasına, Türkiye Yüzyılı hedeflerine bir adım daha yaklaşmasına katkı yapan her türlü çaba takdire şayandır. Eskiden olduğu gibi sermayeyi renklerine göre tasnif etmeyen, yatırımcılar arasında yerli yabancı ayrımına gitmeyen, ülkenin hayrına olacak her işi, her projeyi destekleyen bir iktidar olarak bu yatırımları çok kıymetli görüyoruz. Özellikle sağlık alanında vatandaşlarımızın kaliteli sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran her türlü çabayı takdirle karşılıyoruz.” dedi.

Başkan Erdoğan, Medistate Çekmeköy Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, her açıdan donanımlı ve modern bir hastaneyi İstanbul’a kazandırmanın heyecanını paylaşmak üzere bir arada bulunduklarını söyledi.

Medistate Çekmeköy Hastanesi’nin ilçeye, İstanbul’a ve İstanbullulara hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, 150 hasta yatağı kapasiteli hastanede 16 genel, 13 yenidoğan yoğun bakım ünitesi, 43 poliklinik, 4 diş polikliniği, 7 ameliyathane, kapsamlı acil servis ile fizik tedavi ve rehabilitasyon ünitesi bulunduğunu aktardı.

Erdoğan, hastanede ayrıca nükleer tıp ve nükleer tedavi gibi kritik hizmetlerin sunulacağı onkoloji merkezinin mevcut olduğunu, inşa edilecek 50 yataklı Nörolojik Bilimler Merkezi ile hastanenin yatak kapasitesinin 200’e çıkacağını belirtti.

Başkan Erdoğan sağlıktaki devrimi böyle özetledi: Türkiye öncü bir ülke

Söz konusu hastanede sağlık hizmeti alacaklara şimdiden acil şifalar temenni eden Erdoğan, burada görev yapacak doktorlara, hemşirelere, diğer sağlık çalışanları ve idari personele Cenabıallah’tan başarı diledi.

Başkan Erdoğan, hastanenin kurulmasında ve faaliyete geçmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, “Burada bir hususun altını öncelikle çizmek istiyorum. Ülkeye hizmetin devleti özeli olmaz. Türkiye’nin gelişmesine, kalkınmasına, Türkiye Yüzyılı hedeflerine bir adım daha yaklaşmasına katkı yapan her türlü çaba takdire şayandır. Eskiden olduğu gibi sermayeyi renklerine göre tasnif etmeyen, yatırımcılar arasında yerli yabancı ayrımına gitmeyen, ülkenin hayrına olacak her işi, her projeyi destekleyen bir iktidar olarak bu yatırımları çok kıymetli görüyoruz. Özellikle sağlık alanında vatandaşlarımızın kaliteli sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran her türlü çabayı takdirle karşılıyoruz.” diye konuştu.

“SAĞLIK ALANINDA ARTIK FARKLI BİR LİGİN OYUNCUSUYUZ”

Bunun ne kadar isabetli bir yaklaşım olduğunu pek çok kez gördüklerini dile getiren Erdoğan, etkileri halen atlatılamayan küresel bir salgının yaşandığını, tüm dünyayı kasıp kavuran ve milyonlarca insanın hayatını kaybettiği bu salgının ülkelerin hem ekonomisini hem de sağlık sistemini test ettiğini anlattı.

Erdoğan, sağlık sistemi zayıf olan ülkelerin salgın döneminde ağır bedeller ödediğini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Senelerdir bize örnek gösterilen, muhalefetin hala öve öve bitiremediği Avrupa’da hangi trajik sahnelerin yaşandığını hepimiz hatırlıyoruz. Türkiye, son asrın en büyük sağlık krizi olan koronavirüs salgınını en iyi yöneten ülkelerden biri oldu. Bu süreçte kamu-özel fark etmeksizin sağlık altyapısının önemini hepimiz bizzat tecrübe ettik. Devlet ve şehir hastanelerimizle birlikte özel sağlık kuruluşlarımız salgını başarıyla yönetmemizde gerçekten kritik roller üstlendi. 6 Şubat depremlerinde de benzer durumlarla karşılaştık. Acil afet durumlarında özel hastanelerimiz Sağlık Bakanlığımızın yürüttüğü koordinasyonla ciddi yük aldı. Buradaki hizmet bedelleri devletimiz tarafından karşılanarak en iyi sağlık hizmetini ilave maddi bir külfet oluşturmadan halkımıza sunduk.”

Türkiye’nin bu alanda öncü ve örnek bir ülke olduğunu son yıllarda defalarca gösterdiğinin altını çizen Erdoğan, “Sağlık alanında artık farklı bir ligin oyuncusuyuz. Bundan da ülkemiz adına kıvanç duyuyoruz. Şimdi biz böyle konuşunca nedense birileri rahatsız oluyor. Ülkemizde hangi alanda olursa olsun özel teşebbüs deyince hemen eleştiri oklarını çeken, hemen saldırıya geçen bir kesim var. 1960 ve 70’lerin jargonlarına hapsolmuş bu çevreler, güya kamuculuk adına son derece yanlış bir şekilde her türlü özel girişime karşı çıkıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, sağlık hizmetlerinin standardını sadece belirli bir kesim ve bölge için değil, tüm Türkiye’de yukarı çektiklerini belirterek, “Aile hekimliği sistemimizle devlet hastanelerimiz, şehir hastanelerimiz, özel hastaneler ve üniversite hastanelerimizle çok güçlü bir altyapı oluşturduk.” dedi.

Başkan Erdoğan sağlıktaki devrimi böyle özetledi: Türkiye öncü bir ülke

Başkan Erdoğan, Medistate Çekmeköy Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, özel sektörün, okul, hastane, kamuyla işbirliği içinde yol, köprü ve havalimanı yaptığını anlattı.

Bir kesim tarafından bunların anında kötülenmeye başlandığını, bu kesimin makul, mantıklı, pratik ve sürdürülebilir hiçbir öneri de getirmediğini belirten Erdoğan, söz konusu kesimin Türkiye’nin ufkunu açacak, ekonomilerine katma değer sağlayacak, millete ve memlekete faydası dokunacak hiçbir projelerinin, fikirlerinin olmadığını dile getirdi.

Erdoğan, 23 yıl boyunca attıkları her adımda, hayata geçirdikleri her eserde özel sektörle işbirliği içinde ülkeye kazandırdıkları her yatırımda, bunlarla çok sık muhatap olduklarını ifade ederek, “Nasıl elinde çekiç olan her şeyi çivi görürse, bunlar da her konuyu getirip bir şekilde özel teşebbüs düşmanlığına bağladılar. Oysa asıl kamuculuk sermaye düşmanlığı yapmak değil, gerektiğinde özel sektörle el ele verip kamu yararına değer üretmek, halkın hayatını daha güvenli, daha huzurlu hale getirmek, temel hizmetleri en uygun şekilde en üst kalitede vatandaşına sunabilmektir.” diye konuştu.

Başkan Erdoğan, “Mesela, 2002 öncesi gibi sağlık hizmeti almak eğer bir çileye dönüşmüşse, böyle bir sistemde ne kamuculuktan ne sosyal devletten söz edilebilir. Aynı şekilde belediye kaynakları talan ediliyor, halkın parası, rantçıların, yolsuzların, yandaşların cebine akıyor, bunun da tüm faturasını daha fazla trafik, daha fazla eziyet, daha az hizmetle sokaktaki vatandaş ödüyorsa, orada da bunların hiçbiri yoktur, tam tersine çok büyük bir soygunu vardır.” ifadelerini kullandı.

“İNSANI MERKEZE ALAN SİYASETİMİZİN EN GÜZEL ÖRNEKLERİNDEN BİRİ SAĞLIKTIR”

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla son 23 yıldır kimseyi ayırmadan çalıştıklarını, çabaladıklarını ve 86 milyona aşkla hizmet ettiklerini vurgulayan Erdoğan, “Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki insanı merkeze alan siyasetimizin en güzel örneklerinden biri sağlıktır.” dedi.

Erdoğan, göreve geldikleri ilk günden beri sağlığı temel insan hakkı olarak gördüklerini, parası olanın değil ihtiyacı olanın sağlık hizmetine eriştiği bir sistemi ülkeye kazandırdıklarını belirterek, şöyle devam etti:

“Sağlık hizmetlerinin standardını sadece belirli bir kesim için, sadece belirli bir bölge için değil, tüm Türkiye’de yukarı çektik. Aile hekimliği sistemimizle devlet hastanelerimiz, şehir hastanelerimiz, özel hastaneler ve üniversite hastanelerimizle çok güçlü bir altyapı oluşturduk. Bakınız bugün Türkiye, toplam 1539 sağlık kuruluşu, 270 binin üzerinde yatak kapasitesi ve 49 bine yaklaşan yoğun bakım yatağıyla vatandaşına kesintisiz sağlık hizmeti sunan bir ülkedir. Sadece İstanbul’da, son 23 yılda, 35 yeni hastane, mevcut hastanelere 24 ek hizmet binası ile 18 güçlendirme çalışmasıyla toplam 77 hastane inşa ettik. Hastane yapmakla yetinmedik. 12 ağız ve diş sağlığı merkezi, 103 birinci basamak sağlık tesisi, son 5 yılda üçü şehir hastanesi olmak üzere 7 büyük hastaneyle İstanbul’un sağlık yükünü hafiflettik.”

“TÜRKİYE’DE BİR GÜNDE 3 MİLYON MUAYENE GERÇEKLEŞTİRİYORUZ”

Başkan Erdoğan, hizmete hazır hastanenin bağlantı yollarını yapmaktan bile aciz olanlara rağmen bunları başardıkları vurgulayarak, “İstanbul’da sağlık yatırımlarımızın toplam bedeli 170 milyar lirayı buldu. Halihazırda devam eden 37 projemiz tamamlandığında inşallah bu rakam 250 milyar liraya çıkacak.” bilgisini paylaştı.

Sağlıkta kilit noktanın personel olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “İstanbul’da toplam hekim sayısını yüzde 134, ebe hemşire sayısını yüzde 311 oranında artırdık. Bugün Türkiye genelinde 234 bini hekim 264 bini hemşire olmak üzere toplam 1 milyon 470 bin sağlık çalışanımız, İstanbul’da ise 52 bine yakın hekimimiz 51 bini aşkın ebe ve hemşiremiz milletimize hizmet veriyor. Bu güçlü insan kaynağıyla yıllık muayene sayısını Türkiye genelinde 1 milyarın üzerine, İstanbul’da ise 170 milyonun üstüne çıkardık. Türkiye’de bir günde 3 milyon muayene gerçekleştiriyoruz. Ayrıca İstanbul’da 79 bin vatandaşımıza evde sağlık hizmeti ulaştırıyoruz.” diye konuştu.

Erdoğan, tüm bu yatırımlar neticesinde ülkenin ve İstanbul’un sağlık turizminde ciddi bir ivme yakaladığını gördüklerini dile getirdi.

Başkan Erdoğan sağlıktaki devrimi böyle özetledi: Türkiye öncü bir ülke

“SAÇ EKİMİ BAŞTA OLMAK ÜZERE ESTETİKLE İLGİLİ BİRÇOK ALANDA İSTANBUL ADETA BİR MARKA HALİNE GELDİ”

Daha önce vatandaşların daha kaliteli teşhis ve tedavi için yurt dışına giderken, bugün ise dünyanın her yerinden insanların Türkiye’ye geldiğini, her yıl milyonlarca misafirin hastalığının şifasını Türkiye’de aradığını belirten Erdoğan, “2025’in üçüncü çeyrek verilerine göre yılın ilk 9 ayında sağlık hizmeti almak amacıyla ülkemizi ziyaret eden kişi sayısı 1,1 milyona ulaştı. Sağlık turizmi gelirimiz ise 2 milyar 200 milyon dolara yaklaştı. Saç ekimi başta olmak üzere estetikle ilgili birçok alanda İstanbul adeta bir marka haline geldi.” dedi.

Başkan Erdoğan, bunların gelecek açısından umut verici rakamlar olduğunu söyleyerek, bu yoğun teveccühün doğru yönetilmesinin de önemli olduğuna dikkati çekti.

Sağlık hizmetinin doğrudan insan hayatına taalluk eden bir mesele olduğunun altını çizen Erdoğan, ihmalin, özensizliğin, tedbirsizliğin veya hatanın bedelini, kişinin burada ya yaşamını ya da sağlığını kaybederek ödediğini aktardı.

Başkan Erdoğan, nitekim buna dair müessif haberlere zaman zaman rastladıklarını söyleyerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Başkan Erdoğan sağlıktaki devrimi böyle özetledi: Türkiye öncü bir ülke

“Hükümet olarak sağlık hizmetlerinin sunumunda kara düzen çalışan kim varsa, tespit ettiğimiz an gözünün yaşına bakmıyoruz. ‘Daha fazla para kazanacağız.’ diye kimse ülkemizin itibarına zarar veremez, vatandaşlarımızın ve misafirlerimizin sağlığını tehlikeye atamaz. Açgözlü muhterislerin Türkiye’nin giderek büyüyen sağlık turizmine gölge düşürmemesi için ne yapılması gerekiyorsa yapıyoruz ve yapacağız. Bakınız, sağlığa dair hususlarda bizim prensibimiz şudur. Milletimizin her bir ferdi birinci sınıf vatandaştır. Dolayısıyla sağlık başta olmak üzere her alanda birinci sınıf hizmete layıktır. Devlet üniversite, özel ayrımı yapmadan söylüyorum, hastanelerimizin 23 senede kat ettiği mesafe gerçekten göz kamaştırıcıdır. Pek çok ülkenin kendisine uyarlamak için gelip incelediği, vatandaşımızın her fırsatta memnuniyetini dile getirdiği bir sağlık sistemimiz var. İnşallah bunu güçlendirecek, vatandaşlarımızdan gelen talep, öneri, tespit ve eleştirilere göre geliştirecek, çok daha iyi seviyelere taşıyacağız. Bunu da kamu özel, hep beraber yapacağız.”

Açılışını yaptıkları hastanenin hayırlı, uğurlu olmasını dileyen Erdoğan, Medistate Sağlık Grubu ile birlikte özel sektörden bu alana yatırım yapan tüm kuruluşlara ülkesi ve milleti adına teşekkür ederek, hastane çalışanlarına başarı temennisinde bulundu.