Başkan Erdoğan’dan dikkat çeken 3 çocuk çağrısı: Bu neslin artması lazım
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, ‘Hane’ İslam Sanatları Sergisi’nin açılışında yaptığı konuşmada, “Minyatürden ebruya, kalem işinden çiniye, hüsn-i hattan tezhibe gelenekli İslam sanatları hem inancımızın hem medeniyetimizin derinliklerini, güzelliklerini göstermesi bakımından çok çok önemlidir. Bunlar Müslümanların sahip oldukları yüksek estetik şuurun somutlaşmış, eser haline gelmiş, görünür olmuş, vücut bulmuş şekilleridir. Tabii İstanbul, özellikle kutlu fetihten sonra hat ve tezhibin adeta başkenti haline gelmiştir” dedi.
İslam sanatlarını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla Albayrak Grubu tarafından 12 yıldır düzenlenen İslam Sanatları Sergileri, bu yıl ‘Hane’ temasıyla sanatseverlerle buluştu. 2025 yılının ‘Aile Yılı’ ilan edilmesinden ilhamla hazırlanan serginin açılışı, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Başkan Erdoğan burada Yasemin Karaca’nın sunuculuğunu yaptığı açılış programında konuştu. Açılış programında beraberindeki heyetle sergiyi gezerek sanatçılardan eserleri hakkında bilgiler alan Başkan Erdoğan katılımcıların sorularını da yanıtladı. Program Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Başkan Erdoğan da açılış konuşmasına yaptığı duanın ardından, “Kıymetli hattat ve müzehhiplerimiz, sevgili genç kardeşlerim, değerli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Bu tarihi mekanda, Tophane-i Amire binamızda sizlerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bismillah diyerek hep birlikte açılışını yaptığımız Hane İslam Sanatları Sergisi’nin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu kıymetli serginin İslam sanatlarına, özellikle de hat ve tezhibe gönül veren tüm kardeşlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, Albayrak Grubu’na teşekkür ediyorum” diyerek başladı.

‘HAT VE TEZHİP SANATÇILARIMIZLA BİRLİKTE SERGİMİZİN KÜRATÖRÜNÜ DE CANI GÖNÜLDEN TEBRİK EDİYORUM’
Başkan Erdoğan, “Biraz önce eserlerimizi tek tek gördüm, inceledim. Hakikaten her biri çok titiz bir emeğin, seçkin bir üslubun ve göz nurunun meyvesi olarak bu tarihi yapıyı süslüyor. İstanbul’daki vatandaşlarımızı ve imkanı olan herkesi Hane sergimizi ziyaret etmeye davet ediyorum. Çizgileriyle ruhumuzu mesrur ve mesut eden hat ve tezhip sanatçılarımızla birlikte sergimizin küratörünü de canı gönülden tebrik ediyorum. Minyatürden ebruya, kalem işinden çiniye, hüsn-i hattan tezhibe gelenekli İslam sanatları hem inancımızın hem medeniyetimizin derinliklerini, güzelliklerini göstermesi bakımından çok çok önemlidir. Bunlar Müslümanların sahip oldukları yüksek estetik şuurun somutlaşmış, eser haline gelmiş, görünür olmuş, vücut bulmuş şekilleridir. Tabii İstanbul, özellikle kutlu fetihten sonra hat ve tezhibin adeta başkenti haline gelmiştir. 15’inci asırdan itibaren Ali bin Yahya Sufi, Şeyh Hamdullah Efendi ve Hafız Osman Efendi gibi büyük ustalar burada dünyanın en müstesna eserlerini verdi. Bu eserler gerek İstanbul’umuzda gerekse gönül coğrafyamızda camilerimizi, mescitlerimizi, pek çok mimari şaheserimizi süsledi ifadelerini kullandı.

‘HASAN ÇELEBİ HOCAMIZIN TABİRİYLE BUNLAR ‘GÜNDE 30 SAAT ÇALIŞMAYI ZARURİ KILAN’ SANATLARDIR’
Başkan Erdoğan, “Ömrünün 60 yılını hat sanatına vakfeden ve geçtiğimiz sene ebediyete uğurladığımız hattatların reisi merhum Hasan Çelebi üstadımız da bu abidevi şahsiyetlerden biriydi. İnşa edilen ilk ibadethanemiz olan Kuba Mescidi dahil Türkiye’de ve yurt dışında 75’in üzerinde cami rahmetli Hasan Çelebi hocamızın eserleriyle tezyin edildi. Bir kez daha kabri nur, mekanı cennet olsun diyor, bugüne kadar İslam sanatlarına katkı veren tüm büyüklerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Hat ve tezhip gibi İslam sanatları emek isteyen, sabır isteyen, devamlılık gerektiren alanlardır. Hasan Çelebi hocamızın tabiriyle bunlar ‘günde 30 saat çalışmayı zaruri kılan’ sanatlardır. Bu sanatların yaşatılması, özellikle teknoloji ve dijital kültürün gelenekli sanatlarımızı tehdit ettiği bugünlerde çok ama çok önemlidir. Sizler her biriniz bu noktada çok ağır bir yükü omuzluyor, sanatla birlikte kemalat yolculuğumuzu da sürdürüyorsunuz. Sizler sadece bu sanatları icra etmiyor, aynı zamanda bu sanatın neşet ettiği tarihimize, kültürümüze ve medeniyetimize vakıf oluyorsunuz” dedi.

‘KÜLTÜREL MİRASIMIZ ANCAK YENİ NESİLLERİN EKLERİYLE ZENGİNLEŞİR’
Başkan Erdoğan son olarak, “Şurası da unutulmamalıdır. Kadim tarihimizde, özellikle oradan süzülüp gelen kültürel mirasımız ancak yeni nesillerin ekleriyle zenginleşir, kökleşir, yaşar ve süreklilik kazanır. İşte bugün burada olduğu gibi sayfalara özenle nakşedilen her bir şekil aynı zamanda geçmişle gelecek arasında yeni bir köprü oluşturuyor. Sergimizdeki eserleri bu bakımdan ayrıca değerli ve anlamlı bulduğumu bilmenizi isterim. Gelenekli sanatlarımızı öğrenen, icra eden ve öğreten her bir kardeşimi tebrik ediyor, çalışmalarınızda Cenab-ı Allah’tan muvaffakiyetler diliyorum. Bu düşüncelerle burada sergilenen eserlerin sahiplerini tekrar kutluyor, serginin tertip edilmesinde emeği geçen başta Albayrak Grubu olmak üzere herkese şükranlarımı sunuyorum. Rabbim yar ve yardımcınız olsun” diye konuştu.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SORULARI YANITLADI
Başkan Erdoğan açılış konuşmasının ardından programın sunucusu Yasemin Karaca’nın ve katılımcıların sorularını yanıtladı.
‘NESLİMİZİ ÇOĞALTMAMIZ LAZIM’
Başkan Erdoğan, Yasemin Karaca’nın, “Sizi aile içi kimliklerinizden eş, bir evlat, bir dede olarak, bir baba olarak da biliyoruz. Siz bunlardan hangisi olmayı daha çok seviyorsunuz?” Sorusuna şu yanıtı verdi: “Her şeyden önce tabii dedeyim ve 9 tane de elhamdülillah torunum var. O da fakir için ayrı bir güzellik. Biliyorsunuz devamlı söylediğim bir söz var, “En az 3 çocuk” diyorum. Bu tabii güçlü bir ailenin olmazsa olmazı. Neslimizi çoğaltmamız lazım. Bu neslin artması lazım. Bu tabii bizim arzumuz değil, Rabbimizin emri. Sevgili Habibinin bizlere sürekli olarak tavsiyesi. “Diğer toplumlara karşı ümmetimin çokluğuyla iftihar ederim” diyor Peygamberimiz. Öyleyse bunun yerine gelmesi lazım. Bunun için de biz aile derken buradan hareket ederek geçtiğimiz yılı ‘Aile Yılı’ olarak ilan ettik. Ve Aile Yılı olarak bu adımı atmamızın da esbab-ı mucibesi, özellikle bir halkı Müslüman olan topluluk olarak bunu hiç tereddütsüz bu nesli ülkemizde çoğaltalım istiyoruz.”
‘ŞU ANDA EN DOST BİLDİKLERİMİZ BİLE NÜFUSUN ARTIŞINA KARŞI ÇIKIYOR’
Karaca’nın, “Siz kalabalık aileleri çok önemsiyorsunuz” sözüne, Başkan Erdoğan, Karaca’nın “Dünyada şu anda genç nüfusun tehdit altında olduğunu birçok rapor doğruladı. Siz ama bu riski çok erken fark ettiniz, yani neredeyse 25 yıldır “En az 3 çocuk” diyorsunuz. Nasıl gördünüz bunu? Sorusuna, “Yani bunu gördük ama hala biz bir netice almış değiliz. Şu anda gelişmeler iyi değil. En yakınlarımızla sohbet ederken bile bakıyorsunuz onlar da maalesef nüfusun artışına karşı çıkıyorlar. Bu da bizi tabii ciddi manada üzüyor. Ve şu anda en dost bildiklerimiz bile nüfusun artışına karşı çıkıyor. İnşallah Tophane-i Amire’deki bu buluşmamız nüfusun artışı noktasında yeni bir adıma vesile olur” ifadelerini kullandı.

‘BİZİM AİLEDE ŞU ANDA GELİŞME İYİ’
Başkan Erdoğan sunucu Yasemin Karaca’nın, “Biz burada sergiyi kurgularken birkaç neslin işlerini bir araya getirmeye çalıştık. Hem 200 yıllık tarihi eserler, hem bugüne ait çağdaş eserler, hem de genç sanatçıların işleri ve böylece bir ‘büyük aile’ nesiller arası bir ilişki kurmaya çalıştık. Sizin aileniz de büyük bir aile olarak bu nesiller arası ilişkiyi koruyor mu?” sorusuna ise, “Yani şu an itibariyle elhamdülillah bizim ailede şu anda gelişme iyi. Bundan dolayı da mutluyum” cevabını verdi.

‘O MUHABBET BİZE AYRI BİR DİNÇLİK VERİYOR’
Başkan Erdoğan’a bir sonraki soruyu ise Marmara Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde öğrenci olan Emine Efnan Nur Güler sordu. “Gençlerle kurduğunuz iletişimin çok güçlü olduğunu hepimiz biliyoruz. Bugün torunlarınız da bu genç neslin bir parçası. Onlarla kültürel hayatta, günlük hayatta, kültürel yaşam ve sanata dair sohbetler yapıyor musunuz” sorusuna Başkan Erdoğan, “Şimdi bu sabah en küçüğüyle iyi bir muhabbetim oldu. En küçüğü şu anda 2 yaşında. Onunla görüşmemi yaptım ve öyle ayrıldım. O da BAYKAR grubunun bir yavrusu. Ve hamdolsun o muhabbet bize ayrı bir dinçlik veriyor. Rabbim buradaki bütün kardeşlerime de aynı muhabbeti evlatlarından ve torunlarından almayı nasip etsin. Onlar bizi gerçekten dingin kılıyor” dedi.
‘BU ESERLER ASLA İHMAL EDİLMEMELİ’
Başkan Erdoğan daha sonra Mimar Sinan Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nde hocalıktan sonra emekliye ayrılan, ardından Haliç Üniversitesi’nde Grafik Tasarım Bölümü’nü kurup oradan da emekli olan ve kendini hattat olarak sıfatlandırdığını söyleyen Savaş Çevik’in, “İşin başından beri ülkemizde sanat kurumlarının gelişmesine büyük katkılarda bulundunuz. Atatürk Kültür Merkezi gibi, İstanbul Modern gibi çeşitli önemli camilerin açılışı, kültür merkezlerinin kuruluşu, eski eserlerimizin ihyası ve restorasyonu konularında sayısız çabalarınızı gördük ve teşekkür ediyoruz. Bütün bu faaliyetlerin dünya sanat platformundaki yansımasını nasıl görüyorsunuz, Türkiye’mizin bu dünya sanat platformundaki yerini ne şekilde etkilemiştir” sorusuna yanıt verdi.

Başkan Erdoğan şunları söyledi: “Hocam öncelikle tabii şu Tophane-i Amire’nin hizmete girmesi bile bizler için gerçekten çok çok önemli. Yani bu tür eserler eğer hizmete girmemiş olsaydı biz bugün burada böyle bir toplantıyı yapamayacaktık. Ama bu eserin hizmete girmiş olması, böyle bir toplantıyı burada yapmamıza da vesile oldu. Buradan kimler geldi kimler geçti. Ve buranın tabii tarihi de bizim için çok çok önemli. Onun için de yani biz Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak da yani bu Kültür Yolu etkinliklerini bu noktada da çok çok önemli görüyoruz. Ve ben şu anda bu eserin girdisi ve çıktısıyla burada yapılan bütün etkinliklerin ülkemizin geleceğine yönelik önemli adımları oluşturduğunu görüyorum. Ve bu eserler asla ihmal edilmemeli. Bunun hesabını veremeyiz. Yani bugün bizim bir Süleymaniye’miz, bir Sultanahmet’imiz varsa, bunlar hala yaşıyorsa, e bunlara eğer biz gereken önemi vermezsek kısa bir süre sonra buraların da maalesef yok olmaya yüz tuttuğunu görürüz. Ama şu anda görüyoruz ki elhamdülillah 23 yıllık iktidarımız döneminde bu eserlerimizde yaptığımız bütün restorasyonlar, renovasyonlar bütün bunlar gerek yurt dışından gelenler gerek ülkemiz insanı için buraları ayakta tutmamızın neticesidir. Ve şu an itibarıyla da başta Sultanahmet olmak üzere, Süleymaniye olmak üzere buralardaki sahiplenme hamdolsun gelecek nesillere bir mirastır. Fatih öyledir, Eyüpsultan öyledir. Yeni eser olarak bir Çamlıca öyledir. Ve bütün bunlarla birlikte bu eserlerimizi bizim çok diri geleceğe taşımak için de her türlü yatırımı yapmamız gerekir diye düşünüyorum.”

‘İNŞALLAH BİZLERE HEDİYE EDİLEN BÜTÜN ESERLERİ KASIMPAŞA’DA SERGİLEYECEĞİZ’
Sergide bir eseri bulunan Tezhip Sanatçısı Şeyma Okur ise Başkan Erdoğan’a, “Birçok sanatçının size eser takdim ettiğini biliyoruz. Bunun dışında sizin sanata destek vermek amacıyla eserler edindiğinizi biliyoruz. İlerde bu eserlerin bir koleksiyon, sergi ya da müze çatısı altında toplanması ve sergilenmesi gibi bir düşünceniz var mıdır” sorusunu yöneltti. Başkan Erdoğan yanıt olarak, “İnşallah bizlere hediye edilen bütün eserleri Kasımpaşa’da şimdi fakirin adına kurduğumuz bir müzemiz var. Bu müzemizi yılsonuna kadar, yani bu yılı bitirdik de artık önümüzdeki yılsonunu bulmayız inşallah, orada eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı vardı. Bu Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nı bizler ele aldık. Orayı tamamen restorasyonunu bitiriyoruz ve orası da adeta harabeydi. Ve o harabe eseri, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nı gerçekten şimdi muhteşem bir eser olarak ele aldık. Orayı düzenledik ve bitirmek üzereyiz. Orada bütün bu eserleri, fakire ne hediye ettiyseler, ister hat olsun, ister kitaplar olsun, ister diğer türlü her türlü eser olsun, bunların hepsini orada inşallah sergileyeceğiz. Ve orayı da bütün halkımıza açmak suretiyle oradan hepsinin istifade etmesini sağlayacağız” diye konuştu.
‘BİZ SİYASETLE İLGİLENDİK’
Sunucu Yasemin Karaca’nın, “Efendim siz hiç gençliğinizde sanatla ilgilendiniz mi? Geleneksel sanatlara ilgi duydunuz mu?” sorusuna ise Başkan Erdoğan, “İlgilendim dersem doğrusu doğru olmaz, çünkü biz siyasetle ilgilendik” cevabını verdi. Bunun üzerine Karaca da, “O da Türkler için bir geleneksel sanat” dedi.
‘SAĞ OLSUN BU ESERİ DE YAZDILAR VE BİZİ MUTLU ETTİLER’
Son soru ise katılımcılardan Hafize Zeynep Altun’dan geldi. “Özellikle kültürümüzün bir aynası olan geleneksel sanatlara ilgi biz gençler arasında yeni yeni yaygınlaşmaya başladı. Sizler bu ilgiyi artırma konusunda ilave ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz ya da ne gibi çalışmalar yapılabilir” sorusunu soran Altun’a Başkan Erdoğan şu yanıtı verdi: “Ben özellikle hat eserlerine düşkünüm. Ve bununla ilgili de çalışmalarımız filan oldu, oluyor. En önemlisi de şu anda tabii Mehmet Özçay üstadım da burada. Kendilerinden hep bir şeyi istirham ettim, özellikle bir Cumhurbaşkanlığım döneminde Kur’an-ı Kerim yazılması arzum, talebim vardı. Sağ olsun bu eseri de yazdılar ve bizi mutlu ettiler. Ve inşallah bu da bizim dönemimizin Cumhurbaşkanlığı olarak bir eseri olacak inşallah. Ve bununla birlikte de ayrıca bir farklı eseri de yine, onun da hamdolsun bitişini gördük. Bunlar da Cumhurbaşkanlığı dönemimizin bir eseri olarak ülkemize ve dünyaya kazandırmış olduğumuz iki tane önemli eser olacak.”

‘ANNE VE BABALARA SEVGİLİ HABİBİNİN SÜNNETİNE UYGUN BİR HAYATI YAŞAMALARINI TAVSİYE EDERİM’
Programın kapanışında sunucu Yasemin Karaca Başkan Erdoğan’a “Aile kurmak isteyen gençler, anne-baba olacak çiftler ve özellikle de babalara neler tavsiye edersiniz” sorusunu yöneltti. “Çok zor bir soru sordu” diyen Başkan Erdoğan’a, “Sizin kadınları çok önemseyen yaklaşımınızı bilerek babalara bir tavsiye verebileceğinizi düşündüm” diyen Karaca’ya Başkan Erdoğan son olarak şunları söyledi: “Her şeyden önce tabii bizim babalara da, annelere de Rabbimizin emri çerçevesi içerisinde, Allah’ın emri, Sevgili Habibinin sünnetine uygun bir hayatı yaşamalarını tavsiye ederim.”
Halep’te ateş çemberi! Ankara takipte MİT sahada | Başkan Erdoğan detayı
Halep’te ateş çemberi! Ankara takipte MİT sahada | Başkan Erdoğan detayı
ahaber.com.tr Haber Merkezi
09.01.2026
12:46
Güncelleme:09.01.2026
12:56

Suriye ordusuna katılmayı reddeden SDG’ye yönelik Suriye ordusu tarafından geniş çaplı bir operasyon başlatıldı. Güvenlik kaynakları Türkiye’nin Halep’teki çatışmaları yakından izlediğini kaydederken önceliğin Suriye’nin toprak bütünlüğü olduğu vurgulandı. Başkan Erdoğan’ın da süreci anbean izlediği belirtilirken MİT’in sahadaki çalışmalarının sürdüğünün altı çizildi.
Güvenlik kaynakları, Türkiye’nin sınır komşusu Suriye’de yaşanan gelişmelerin milli güvenlik öncelikleri doğrultusunda yakından takip edildiğini bildirdi. Türkiye’nin öncelikli hedefinin, Suriye’nin siyasi birliği, toprak bütünlüğü ve merkezi yapısının korunması olduğu vurgulandı.
Halep sokaklarında tansiyon giderek yükseliyor (AA)
SDG’NİN MUTABAKATA UYMAMASI ÇATIŞMALARA YOL AÇTI
Kaynaklar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı tarafından sınır hattına yakın bölgelerdeki çatışmaların Türkiye’ye olası olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi, muhtemel göç hareketlerinin dikkatle izlenmesi ve sivil halkın güvenliğinin sağlanması amacıyla yoğun bir çalışma yürütüldüğünü belirtti.
Son günlerde Halep kentinde, Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı Şeyh Maksud, Eşrefiye (Aşrafiye) ve Beni Zeyd mahallelerinde Suriye ordusu ile SDG unsurları arasında yaşanan çatışmaların bu çerçevede değerlendirildiği ifade edildi.
Güvenlik kaynaklarına göre, SDG’nin Suriye hükümetiyle 10 Mart’ta imzaladığı mutabakata uymaması ve uzlaşıdan uzak tutumu, bölgede çatışmaların yeniden başlamasına yol açtı. Bu durumun sivil kayıplara ve on binlerce kişinin yerinden edilmesine neden olduğu, aynı zamanda bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirme riski taşıdığı kaydedildi.
MAKSİMALİST BİR TUTUM SERGİLEDİLER
Suriye hükümetinin uzun süre çatışmasız çözüm için SDG’ye çeşitli öneriler sunduğu ve diyalog kanallarını açık tuttuğu belirtilirken, SDG’nin bu önerileri kabul etmediği ve maksimalist bir tutum sergilediği aktarıldı.
Çatışmaların ardından Suriye ordusunun yürüttüğü operasyonlar sonucunda Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinin büyük bölümünün merkezi yönetimin kontrolüne geçtiği, Şeyh Maksud mahallesinde ise sürecin devam ettiği ifade edildi.
Kaynaklar, Suriye yönetiminin SDG unsurlarının bölgeden çıkması için çalışmalarını sürdürdüğünü, bu kapsamda Fırat’ın doğusuna çekilmeleri amacıyla güvenli koridor oluşturulduğunu ve yerleşim alanlarında yeni bir askeri tırmanışın önüne geçmek için saat 03.00 itibarıyla tek taraflı ateşkes ilan edildiğini belirtti.
Bu gelişmelerin, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve merkezi otoritesinin yeniden tesis edilmesi açısından olumlu görüldüğü ifade edilirken, sivil halkın güvenliği ve olası göç dalgalarının önlenmesinin büyük önem taşıdığı vurgulandı. SDG unsurlarının sivil mahalleleri ve halkı canlı kalkan olarak kullanmaya çalışmasının kabul edilemez olduğu kaydedildi.
Türkiye yaşanan olayları yakından takip ediyor (AA)
BAŞKAN ERDOĞAN YAKINDA İZLİYOR
Güvenlik kaynakları, Türkiye’nin Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü temelinde, gerilimlerin barışçıl yöntemlerle çözülmesini esas aldığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın süreci yakından takip ettiği, talimatları doğrultusunda MİT’in Suriye hükümeti ve ABD ile temaslarını sürdürdüğü, uygun kanallar üzerinden SDG’ye de gerekli mesajların iletildiği aktarıldı.
Ayrıca Dışişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı ile tam koordinasyon içinde gelişmelerin çok boyutlu şekilde izlendiği, sahadaki MİT personelinin 24 saat esasına göre görev yaptığı bildirildi.
Bölgede temel amaç Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması (AA)
TEMAL AMAÇ SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ
Türkiye’nin, Suriye’nin istikrar ve güvenliğini kendi güvenliğiyle eşdeğer gördüğü vurgulanırken, tüm taraflara itidal çağrısı yapıldığı ve diyalog ile uzlaşıya davet edildiği ifade edildi. Güvenlik kaynakları, Suriye’deki Kürtlerin Suriye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olduğunu ve haklarının korunmasının da Türkiye’nin öncelikleri arasında yer aldığını belirtti.
Türkiye’nin temel amacının Suriye’de kalıcı barış, istikrar ve toprak bütünlüğünün sağlanması olduğu kaydedilirken, SDG’nin de bu hedeflere katkı sunacak bir tutum benimsemesinin beklendiği ifade edildi.
Başkan Erdoğan’dan Ahmed Şara ile görüşmeBAŞKAN ERDOĞAN’DAN AHMED ŞARA İLE GÖRÜŞME
A Haber sıcak nokta Halep’teA HABER SICAK NOKTA HALEP’TE
GÜNÜN MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN
- ABONE OL



İsrail’de karanlık ölüm! Netanyahu’nun yolsuzluk dosyalarının hakimi Benny Sagi kazada hayatını kaybetti
Be’er Sheva Bölge Mahkemesi Başkanı Yargıç Benny Sagi, 4 Ocak’ta 6 No’lu otoyolda motosikletiyle seyir halindeyken bir arazi aracının otoyola çıkıp çarpması sonucu hayatını kaybetti. Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri kazayı “şoke edici” olarak tanımladı. Sagi, ağır yaralı halde bulundu ve olay yerinde öldüğü açıklandı.
Polis, olayı “trafik kazası” olarak duyurdu. Ancak İsrail kamuoyunda bu açıklama tatmin edici bulunmadı.
Katil Netanyahu’nun yolsuzluk davasındakı kilit davalardan biri olan ve 3000 numaralı dava olarak da bilinen Tzachi Livni davasından sorumlu hakım Beni Sagi, trafik kazasında hayatını kaybetti (The Times of Israel)
ZAMANLAMA TESADÜF MÜ?
Sagi’nin ölümü, Netanyahu’nun yolsuzluk dosyalarının yeniden gündemin merkezine oturduğu bir dönemde yaşandı. İsrail basını ve sosyal medyada, kazanın sıradan bir trafik olayı mı yoksa siyasi baskıların gölgesinde gerçekleşen şüpheli bir ölüm mü olduğu yoğun biçimde tartışılmaya başlandı.
İsrail’de son yıllarda yargıçların hedef gösterilmesi, hükümet yanlısı çevrelerin “rahatsız” yargı mensuplarını açıkça tehdit etmesi ve yargı reformu adı altında yürütülen baskılar, bu ölümü daha da tartışmalı hale getirdi.
Trafik kazası (The Times of Israel)
MİLYAR DOLARLIK YOLSUZLUK DOSYASININ HAKİMİ
Yargıç Benny Sagi, kamuoyunda “3000 numaralı dava” olarak bilinen ve Almanya’dan denizaltı ile savaş gemisi alımını kapsayan milyar dolarlık yolsuzluk iddialarının merkezindeki dosyalardan sorumluydu. Bu dava, işgalci İsrail tarihinin en büyük yolsuzluk skandallarından biri olarak görülüyor.
Bu dosya kapsamında, Netanyahu’ya yakın isimlerin adı geçmiş, devletin en üst kademelerine uzanan bir çıkar ağı iddia edilmişti. Sagi’nin bu süreçte kilit bir rol üstlenmesi, ölümünün ardından “fazla mı ileri gitti?” sorularını gündeme taşıdı.
Orta Doğu’da binlerce masumu katleden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yolsuzluk davası nedeniyle sanık olarak mahkemede (REUTERS)
NETANYAHU’NUN SEVMEDİĞİ HAKİM
İsrail kamuoyunda, Netanyahu’nun Sagi’den hoşlanmadığı ve yargıdaki “kontrol edilemeyen” isimlerden biri olarak gördüğü yönündeki iddialar da yeniden tartışmaya açıldı. Özellikle yolsuzluk dosyalarında geri adım atmayan yargıçlara yönelik siyasi baskı iddiaları, bu ölümle birlikte daha yüksek sesle konuşulmaya başlandı.
‘ANA DAVAYA BAKMIYORDU’ SAVUNMASI
İsrail makamları, Sagi’nin Netanyahu’nun “1000”, “2000” ve “4000” numaralı ana yolsuzluk dosyalarına doğrudan bakan heyette yer almadığını öne sürüyor. Ancak hukuk çevreleri, 3000 numaralı davanın Netanyahu’nun yolsuzluk zincirinin en hassas halkalarından biri olduğunu ve bu ayrıntının özellikle perdelemeye çalışıldığını savunuyor.
Orta Doğu’da binlerce masumu katleden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yolsuzluk davası nedeniyle sanık olarak mahkemede (REUTERS)
YARGILANAN AMA İKTİDARDA KALAN BAŞBAKAN
Katil Netanyahu, 2019’da hakkında açılan davalarla rüşvet, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla yargılanan ilk görevdeki İsrail Başbakanı oldu. Buna rağmen iktidarda kalabildi.
Katil Netanyahu İsrail meclisi Knesset’te (REUTERS)
GAZZE’DEKİ SUÇLAMALARIN GÖLGESİ
Benny Sagi’nin ölümü, Netanyahu’nun yalnızca yolsuzlukla değil, Gazze’de binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırıların emrini veren siyasi lider olarak anıldığı bir döneme denk geldi. Birleşmiş Milletler, insan hakları örgütleri ve uluslararası kamuoyu, Netanyahu hükümetini sivilleri hedef almakla ve savaş suçları işlemekle suçluyor.
Baba ziyareti masalı! Bagajdan 66 bin hap fışkırdı
İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, kente yüklü miktarda uyuşturucu madde getirileceği bilgisi üzerine harekete geçti.

Ekipler, Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) Otoyolu’nda takibe aldığı otomobili, kent girişinde durdurdu. Sürücü M.A.Ç. ile E.M.Y.’nin indirildiği araçta narkotik köpeği ‘Tinga’ ile arama yapıldı.

Tinga’nın kapılara tepki vermesi üzerine yapılan detaylı aramada, döşemenin altına gizlenen 66 bin 600 uyuşturucu hap ele geçirildi. M.A.Ç. ve E.M.Y., gözaltına alındı.

BAĞLANTILI 2 ŞÜPHELİ DAHA YAKALANDI
Emniyete götürülen M.A.Ç. sorgusunda, “Babam hastaydı, onu ziyarete gidiyordum. Araçta uyuşturucu olduğundan haberim yoktu” dedi. Diğer şüpheli E.M.Y. de hakkındaki suçlamayı reddetti. Narkotik polisi, yaptığı çalışmada uyuşturucu maddeyle ilgisi olduğu saptanan V.G. (25) ve İ.M.’yi (23) de adreslerine yapılan baskında gözaltına aldı.

3 TUTUKLAMA
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen M.A.Ç., E.M.Y. ile V.G. çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı, İ.M. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

