1200x675-rubiodan-iran-ve-kuba-ekonomileri-icin-dikkat-ceken-aciklama-1790668958986-2

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, İran’ın hızla felakete doğru gittiğini, Küba’nın ise çoktan düştüğünü öne sürdü

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, İran’ın hızla felakete doğru gittiğini, Küba’nın ise çoktan düştüğünü öne sürdü

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
ABD Dışişleri Bakanı Rubio, İran’ın hızla felakete doğru gittiğini, Küba’nın ise çoktan düştüğünü öne sürdü

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ın “iflasa yakın olup olmadığı” sorusuna karşılık ülkenin “hızla felakete doğru gittiğini”, Küba’nın da “çoktan düştüğünü” öne sürdü.

Rubio, Fox News kanalına verdiği röportajda, ABD’nin dış politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın çok sayıda konvansiyonel silah üreterek bölgeyi tehdit etmesini önlediğini iddia eden Rubio, “Bunun aksini öğrenmemizin tek yolu, bunun olmasına izin vermek olurdu, o zaman da beş yıl içinde herkes, ‘İnanılmaz, İran’ın konvansiyonel bir kalkanın arkasında nükleer silah programı geliştirmesine izin verdiler ve şimdi Orta Doğu’da Kuzey Kore var.’ derdi.” ifadelerini kullandı.

Rubio, İran ile ilgili sorunun devrimden kaynaklandığını, ülkeyi yönetenlerin ABD medyasına konuşan “takım elbiseli hükümet yetkilileri” değil “kıyametçi vizyona sahip radikal Şii din adamları” olduğunu savundu.

İran’ın “iflasa yakın olup olmadığı” sorulan Rubio, “Bence şu anda oradalar ve hızla bir felakete doğru gidiyorlar.” yanıtını verdi.

“KÜBA’NIN AMERİKAN ÇIKARLARINA KARŞI OPERASYON ÜSSÜ OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

Rubio, Küba’nın “düşmeye yaklaşıp yaklaşmadığı” sorusuna karşılık ülkenin “işlevsel bir ekonomisi olmadığını” belirterek, “Gerçek şu ki Küba çoktan düştü.” dedi.

Küba’nın “farklı bir yol seçmesini umduklarını” dile getiren Rubio, şunları kaydetti:

“Bugün silahları ve baskıcı rejimi kontrol edenler arasında, karşı karşıya oldukları gerçekliğe gözünü açacak bazı kişilerin olduğunu umuyoruz. Donald Trump, başkan olduğu sürece Küba halkının sırtından artık para kazanamayacaklar. Başkan Trump görevde olduğu sürece Küba’nın hiçbir koşulda Amerikan çıkarlarına karşı bir operasyon üssü haline gelmesine veya ulusal güvenliğimize tehdit oluşturmasına asla izin vermeyeceğiz.”

Rubio, Venezuela’da da “özgür ve adil seçimlerin en kısa sürede düzenlenmesine imkan verecek koşulların sağlanması” için ülkedeki parlamentoyla çalıştıklarını ifade etti.

İNGİLTERE’DE HAVA ÜSSÜ YAKINLARINDAKİ OLAY “ÇOK CİDDİ BİR DURUM”

İngiltere’de ABD’nin kullandığı bir hava üssü yakınlarında gözaltına alınan kişilerin daha sonra kefaletle serbest bırakılmasına ilişkin konuşan Rubio, “canlı yayında söyleyemeyeceği bazı şeyler olduğunu” belirtti.

Rubio, bu şüphelilerin engellenen girişiminin “çok ciddi bir durum” olduğunu ve “yabancı bir aktörün açıkça dahil olduğunu” kaydederek, İngiliz makamlarının ABD ile işbirliği yaptığını ve yardımcı olduğunu söyledi.

Trump’ın geçen hafta Beyaz Saray’da ağırladığı Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in, ABD’nin Grönland’a ilişkin yaptığı açıklamalara nasıl tepki verdiği sorusuna karşılık Rubio, bu konunun görüşmelerde hiç açılmadığını ifade etti.

1200x675-bakan-fidandan-new-yorkta-kritik-temas-bm-genel-kurulu-baskani-rahman-ile-gorustu-1790476985195

Bakan Fidan’dan New York’ta kritik temas! BM Genel Kurulu Başkanı Rahman ile görüştü

Bakan Fidan’dan New York’ta kritik temas! BM Genel Kurulu Başkanı Rahman ile görüştü

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Bakan Fidan’dan New York’ta kritik temas! BM Genel Kurulu Başkanı Rahman ile görüştü

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, BM 81. Genel Kurulu’nun yüksek düzeyli haftası kapsamında New York’ta BM 81. Genel Kurul Başkanı Khalilur Rahman ile bir araya geldi. Görüşmede Türkiye ile BM arasındaki temaslar ve gündemdeki uluslararası gelişmeler ele alındı.

Küresel gündemin yoğunlaştığı kritik dönemde gerçekleşen görüşmede, BM çalışmaları ve uluslararası gelişmeler masaya yatırıldı. Fidan’ın temasları, Türkiye’nin BM Genel Kurulu marjındaki diplomasi trafiğinin önemli başlıklarından biri oldu.

1200x675-turkiyeden-katil-israilin-mescid-i-aksa-baskinina-sert-tepki-1790547757214

Türkiye’den katil İsrail’in Mescid-i Aksa baskınına sert tepki

Türkiye’den katil İsrail’in Mescid-i Aksa baskınına sert tepki

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Türkiye’den katil İsrail’in Mescid-i Aksa baskınına sert tepki

Türkiye, katil İsrail işgal güçlerinin koruması altındaki aşırılık yanlısı grupların Mescid-i Aksa’ya düzenlediği provokatif baskına art arda sert tepki gösterdi. Yapılan açıklamalarda, kutsal mekanın tarihi ve hukuki statüsünü hedef alan eylemler en güçlü biçimde kınanırken uluslararası topluma, İsrail’in saldırganlığına karşı caydırıcı tedbirler alma çağrısı yapıldı.

İsrail güvenlik güçlerinin gözetiminde gerçekleştirilen provokasyona ilişkin yazılı bir açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı, İsrailli aşırılık yanlısı grupların Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskını en güçlü biçimde kınadı.

Türkiye’den katil İsrail’in Mescid-i Aksa baskınına sert tepki - 1

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: NETANYAHU HÜKÜMETİ BARIŞI BALTALIYOR

Bakanlığın açıklamasında, katil Netanyahu hükümetinin Müslümanlara ait kutsal mekanları hedef alan ihlal ve provokasyonlarla bölgedeki gerilimi daha da artırmayı ve barış ile istikrar çabalarını baltalamayı amaçladığının görüldüğü belirtildi.

Açıklamada ayrıca, İsrail’in Mescid-i Aksa’nın tarihi ve hukuki statüsünü ihlal eden uygulamalarına karşı uluslararası toplumun caydırıcı tedbirler alması yönündeki çağrı yinelendi.

Türkiye’den katil İsrail’in Mescid-i Aksa baskınına sert tepki - 2

ÖMER ÇELİK: MESCİD-İ AKSA MÜSLÜMANLARIN KIRMIZI ÇİZGİSİDİR

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de İsrailli aşırılık yanlısı grupların Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskına tepki gösterdi. Çelik, İsrail işgal güçlerinin koruması altındaki eylemleri kınayarak Harem-i Şerif’in kutsiyetini ve tarihî statüsünü hedef alan provokasyonların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Çelik ayrıca, İsrail makamlarının gözetiminde gerçekleştirilen bu eylemlerin bölgesel gerilimi tırmandıran tehlikeli adımlar olduğunu belirtti.

Saldırıların sona erdirilmesi çağrısında bulunan Çelik, Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar için kırmızı çizgi olduğunu belirterek uluslararası toplumu, uluslararası hukukun ve kutsal mekânların statüsünün korunması konusunda net bir duruş sergilemeye çağırdı.

1200x675-irandan-abdye-rest-savasa-da-diplomasiye-de-haziriz-1790550259792

İran’dan Trump’ın ateşkes teklifini reddetmesine ilişkin dikkat çeken rest! “Savaşa da diplomasiye de hazırız”

İran’dan Trump’ın ateşkes teklifini reddetmesine ilişkin dikkat çeken rest! “Savaşa da diplomasiye de hazırız”

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
İran'dan Trump'ın ateşkes teklifini reddetmesine ilişkin dikkat çeken rest! "Savaşa da diplomasiye de hazırız"

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Trump’ın 7 günlük ateşkes teklifini reddetmesine ilişkin açıklamalarda bulunarak yeni bir savaşa hazır olduklarını ve diplomasi kapılarını tamamen kapatmadıklarını belirtti. Arakçi ABD’li televizyon kanalı NBC’ye verdiği demeçte seçimin tamamen Trump’a bağlı olduğunu vurguladı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD televizyon kanalı NBC’ye konuştu. Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma teklifini kamuoyu önünde reddetmesinin ardından ülkesinin ABD ile yeniden savaşa girmeye hazır olduğunu ancak diplomasiden henüz vazgeçmediğini söyledi.

İranlı bakan, NBC News’in “Meet the Press” programında yaptığı açıklamada, “Savaşın yeniden başlamasına tamamen hazırız. Yeni bir saldırı karşısında, bu kıyamet savaşı anlamına gelse bile kararlı duruyoruz. Aynı zamanda diplomasiye de hazırız. Seçim Başkan Trump’a bağlı” dedi.

“DİPLOMASİYE DÖNMEMEMİZ İÇİN HİÇBİR NEDEN YOK”

Trump’ın kamuoyuna yaptığı açıklamalara rağmen teklifin arabulucular aracılığıyla İran’a hâlâ resmi olarak iletilmediğini söyleyen Abbas Arakçi, İran’ın çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmanın parçası olarak boğazı yeniden açmaya hazır olduğunu tekrarladı. İran Dışişleri Bakanı, “Bunun karşılığında yasadışı şekilde dondurulan paramızın ve varlıklarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. Petrolümüzü satabilmek istiyoruz” şeklinde konuştu.
Diplomasiye vurgu yapan Arakçi, “Bize sorarsanız diplomasiye dönmememiz için hiçbir neden yok. Hala diplomasi için çaba gösteriyorum, çünkü barış için hiçbir fırsatı kaçırmamamız gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

ABD’deki ara seçimlerle ilgilenmediklerini vurgulayan Arakçi, “Biz ulusal çıkarlarımızla ilgileniyoruz” dedi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Trump'ın 7 günlük ateşkes kararını reddetmesine ilişkin İran'ın savaşa ve diplomasiye hazır olduğunu belirtti. (Foto: AA)İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Trump’ın 7 günlük ateşkes kararını reddetmesine ilişkin İran’ın savaşa ve diplomasiye hazır olduğunu belirtti. (Foto: AA)

“BU AŞAMADA GÜVEN İNŞA ETMEYE KARAR VERDİK”

ABD ile zenginleştirilmiş uranyum konusunda görüşmeye hazır olduklarını belirten Abbas Arakçi, “2025 ve 2026 yıllarında yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş nükleer malzememiz konusunda bir teklif sunduk ve eğer iyi niyetlerini ve barış konusundaki gerçek kararlılıklarını gösterirlerse bu hala değerlendirilebilecek bir seçenek. Nükleer konuların tamamını daha sonraki aşamalara bırakmaya ve bu aşamada güven inşa etmeye karar verdik” diye konuştu. Arakçi, Tahran’ın önerdiği yedi günlük planın özellikle Washington ile güven oluşturmayı amaçladığını belirtti.

“OLDUKÇA ALAYCI BİR GİRİŞİMDİ”

ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Arakçi’nin röportajından önce “Meet the Press” programında İran tarafından sunulan planın “bir dizi nedenden dolayı” reddedildiğini söyledi. Mike Waltz, “Bence bu, kabul edilemez olduğunu bildikleri bir şeyi masaya koymaya yönelik oldukça alaycı bir girişimdi. Ablukanın, uluslararası yaptırımların kaldırılmasını ve milyarlarca dolarlık varlığa erişim talep ediyorlardı” ifadelerini kullandı.

ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a güvenmediğini belirterek, “Birkaç ay önce yeniden denemiş olmamızın ardından Başkan’ın bu kez İran’a güvenmemesi bence oldukça anlaşılır. Başkan, İran’ın nükleer silahla dünyayı tehdit etmesine karşı güvenliği sağlamak için tüm seçenekleri masada tutacak” dedi.

Trump’ın hangi anlaşmayı kabul edeceği sorulan Waltz, “Başkan adına müzakere yapmayacağım. Bu, gelecek nesli İran’ın dünyayı nükleer silahla tehdit etmesinden korumakla ilgili” dedi.

İRAN, KATAR ARACILIĞIYLA ABD’YE PLAN SUNMUŞTU

İran, bu hafta New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında arabulucu Katar aracılığıyla ABD’ye iletilen planın parçası olarak Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı ve küresel petrol ticareti açısından kritik öneme sahip boğazdan normal deniz geçişini 7 gün içinde yeniden başlatmayı teklif etmişti. Trump, dün bu teklifi reddettiğini söyleyerek, “Tekliflerini reddettim. Çok ağır kaybettikleri için Boğaz’ı derhal açacakları bir anlaşma yapmak istiyorlar” demişti.

1200x675-abdli-senator-coonstan-turk-amerikan-iliskilerinin-gelecegine-mesaj-1790050512070

ABD’li Senatör Coons, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğinin parlak olduğunu belirterek 100 yıllık iş birliğine vurgu yaptı

ABD’li Senatör Coons, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğinin parlak olduğunu belirterek 100 yıllık iş birliğine vurgu yaptı

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
ABD’li Senatör Coons, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğinin parlak olduğunu belirterek 100 yıllık iş birliğine vurgu yaptı

ABD’li Senatör Chris Coons, Türk-Amerikan ilişkilerinin tarihi bir derinliğe sahip olduğunu ve geleceğinin parlak olduğunu vurgulayarak, “Yüz yıllık derin ve anlamlı iş birliğimiz, iş dünyası ile kenetlenmiştir.” dedi.

Coons, Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın da katıldığı New York’ta düzenlenen “100 Yıllık Dostluk: Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri” etkinliğine katılarak bir konuşma yaptı.

Senatör Coons, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihi bir derinliğinin olduğunu ve geleceğinin parlak olduğunu ifade ederek, “Yüz yıllık derin ve anlamlı iş birliğimiz, iş dünyası ile kenetlenmiştir.” dedi.

ABD’de iş yapan Türk iş adamlarının çok önemli katkılar yaptığını anlatan Coons, Ankara’da yapılan NATO Zirvesi’nin de ittifakın geleceği açısından çok önemli bir rol oynadığını belirtti.

New York’ta ABD Ticaret Odası ile ABD-Türkiye İş Konseyi (USTBC) organizasyonuyla ve Konsey Başkanı Hamdi Ulukaya’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen “100 Yıllık Dostluk Galası”na Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş katıldı.

Etkinliğe ayrıca Medicare ve Medicaid Hizmetleri Direktörü Mehmet Öz ile birlikte ABD yönetiminden ve Kongresinden çok sayıda üst düzey davetli katıldı.

1200x675-trump-si-zirvesinde-tayvan-ticaret-ve-iran-gundemi-1790054396162

Trump-Şi zirvesinde kritik hesaplaşma: Masada ticaret, Tayvan, İran ve yapay zekâ var

Trump-Şi zirvesinde kritik hesaplaşma: Masada ticaret, Tayvan, İran ve yapay zekâ var

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Trump-Şi zirvesinde kritik hesaplaşma: Masada ticaret, Tayvan, İran ve yapay zekâ var

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 23-25 Eylül’de ABD’yi ziyaret edecek. Washington’daki zirvede ticaret ateşkesinin geleceğinden yapay zekâ rekabetine, İran savaşından kritik minerallere kadar birçok başlık ele alınacak. Ancak zirvenin en hassas dosyalarından biri Tayvan olacak. ABD basınına göre Pekin, Trump dönemindeki belirsizlikleri ada üzerindeki etkisini artırmak için fırsata çevirmeye çalışıyor.

Dünyanın en büyük iki ekonomisinin liderleri, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bu hafta Washington’da kritik bir görüşme gerçekleştirecek.

Çin Dışişleri Bakanlığı, Şi’nin Trump’ın daveti üzerine 23-25 Eylül tarihlerinde ABD’ye devlet ziyareti yapacağını açıkladı. Ziyaret, Şi’nin 2015’ten bu yana ABD’ye gerçekleştireceği ilk devlet ziyareti olacak. İki liderin 24 Eylül’de görüşmesi bekleniyor.

Pekin, zirvenin Çin-ABD ilişkileri ile “dünya barışı ve kalkınması” konularında kapsamlı görüş alışverişine sahne olacağını duyurdu. Ancak Washington’daki görüşmelerin gündemi, diplomatik açıklamalarda kullanılan geniş ifadelerin çok ötesine geçiyor.

Ticaret ateşkesi, gümrük vergileri, yapay zekâ, nadir toprak elementleri, İran ve Tayvan, iki liderin önündeki başlıca dosyalar arasında bulunuyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı, Devlet Başkanı Şi Cinping'in ABD Başkanı Donald Trump'ın daveti üzerine 23-25 Eylül tarihlerinde ABD'ye resmi ziyaret gerçekleştireceğini açıkladı. (İHA)Çin Dışişleri Bakanlığı, Devlet Başkanı Şi Cinping’in ABD Başkanı Donald Trump’ın daveti üzerine 23-25 Eylül tarihlerinde ABD’ye resmi ziyaret gerçekleştireceğini açıkladı. (İHA)

WASHINGTON’DA KRİTİK PAZARLIK: TİCARET ATEŞKESİ UZATILACAK MI?

Trump ile Şi’nin görüşmesinde en somut beklentilerden biri, iki ülke arasındaki ticaret ateşkesinin geleceğine ilişkin yeni bir uzlaşı sağlanması.

ABD ile Çin arasında geçen yıl varılan geçici ticaret anlaşmasının mevcut çerçevesi kasım ayında sona erecek. Bu nedenle Washington’daki zirvede tarafların ateşkesi uzatıp uzatmayacağı önemli bir başlık olacak. Reuters’a göre görüşmenin ana odağında, geçen yıl küresel ekonomi üzerinde daha büyük bir şok yaşanmasını önleyen ticaret ateşkesinin sürdürülüp sürdürülmeyeceği bulunuyor.

Tarafların karşılıklı olarak uyguladığı bazı gümrük vergilerinin askıya alınması, nadir toprak elementleri ve kritik mineraller konusunda sağlanan geçici düzenlemeler ile tarım ürünleri ticareti de bu müzakerelerin parçalarını oluşturuyor.

Ancak Washington ile Pekin arasındaki ekonomik rekabet sona ermiş değil.

Beyaz Saray personeli ve ABD askeri tören mangası, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in gelecek hafta ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da gerçekleştireceği görüşme öncesinde karşılama töreni provası yaptı. (REUTERS)Beyaz Saray personeli ve ABD askeri tören mangası, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in gelecek hafta ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da gerçekleştireceği görüşme öncesinde karşılama töreni provası yaptı. (REUTERS)

ABD, Çin’in kritik mineraller üzerindeki ihracat kontrollerini gevşetmesini isterken Pekin de Washington’ın teknoloji alanındaki kısıtlamalarının azaltılmasını talep ediyor. Bu nedenle zirvede verilecek mesajlar, yalnızca iki ülke arasındaki ticaret hacmi açısından değil, küresel tedarik zincirlerinin geleceği açısından da önem taşıyor.

NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ VE TEKNOLOJİ SAVAŞI

Washington ile Pekin arasındaki en önemli ekonomik anlaşmazlıklardan biri nadir toprak elementleri. Bu mineraller; elektrikli araçlar, elektronik cihazlar, savunma sistemleri ve ileri teknoloji ürünleri için kritik önem taşıyor. Çin, küresel tedarik zincirinde önemli bir konuma sahip.

Trump yönetimi Pekin’in bu alandaki ihracat kısıtlamalarını gevşetmesini isterken, Çin tarafı ABD’nin ileri teknoloji ve çip ihracatına yönelik sınırlamalarından rahatsız. Dolayısıyla Washington’daki görüşmelerde ticaret ve teknoloji dosyaları birbirinden ayrı ilerlemeyecek.

Reuters’ın aktardığına göre Şi’nin Washington’a güçlü bir ticaret pozisyonuyla gitmesi, Pekin’in yeni tavizler vermek konusunda acele etmeyebileceği değerlendirmelerine yol açıyor. Çin’in küresel ticaret fazlasının bu yıl ikinci kez 1 trilyon doları aşması bekleniyor.

MASAYA YENİ BİR BAŞLIK DAHA GELİYOR: YAPAY ZEKA

Trump-Şi görüşmesinin dikkat çekici başlıklarından biri de yapay zekâ olacak.

ABD ve Çin, yapay zekâ alanında küresel liderlik için yoğun bir rekabet yürütüyor. Washington, Çin’in ileri teknolojiye ve gelişmiş yapay zekâ çiplerine erişimini sınırlandırmaya çalışırken Pekin kendi teknoloji kapasitesini hızla geliştiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 30 Ekim 2025’te Güney Kore’nin Busan kentinde düzenlenen APEC Zirvesi kapsamında ikili görüşme gerçekleştirdi. (REUTERS)ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 30 Ekim 2025’te Güney Kore’nin Busan kentinde düzenlenen APEC Zirvesi kapsamında ikili görüşme gerçekleştirdi. (REUTERS)

Buna karşın iki ülke, yapay zekânın oluşturabileceği güvenlik riskleri konusunda iletişim kanalları oluşturma arayışında.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı Hı Lifıng’ın zirve öncesinde New York’ta gerçekleştirdiği görüşmelerde yapay zekâ güvenliği konusunda yeni bir bildirim mekanizması oluşturulmasının ele alındığı bildirildi. Bu mekanizmanın, ulusal güvenliği etkileyebilecek yapay zekâ kaynaklı olayların taraflara bildirilmesini amaçlaması bekleniyor.

AP’ye göre Washington ve Pekin yapay zekâda birbirleriyle rekabet ederken aynı zamanda teknolojinin oluşturabileceği siber saldırı, kritik altyapıların hedef alınması ve kontrol kaybı gibi riskler konusunda ortak zemin arıyor.

ZİRVENİN EN HASSAS DOSYASI: TAYVAN

Washington’daki görüşmelerin siyasi açıdan en kritik başlıklarından biri ise Tayvan olacak.

Pekin, Tayvan’ı Çin’in ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Washington ise Tayvan’la resmi diplomatik ilişki kurmamasına rağmen adaya uzun süredir savunma desteği sağlıyor.

Şi’nin Trump’la Tayvan konusunda daha açık bir tutum geliştirmesi için görüşmelerde baskı yapması bekleniyor.

Reuters’a göre Çin liderinin özellikle ABD’nin Tayvan’ın bağımsızlığına yönelik tutumu konusunda daha net bir pozisyon talep etmesi bekleniyor. Bu konu, zirve öncesinde ABD’nin Asya’daki müttefiklerinin de yakından takip ettiği bir başlık haline geldi.

Reuters’a göre Japonya ve Güney Kore dahil ABD’nin bölgedeki müttefikleri, Washington’ın Tayvan’a yönelik desteğinin geleceği konusunda yakından izliyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da zirve öncesinde Japon ve Güney Koreli mevkidaşlarıyla görüşerek bölgesel güvenlik ve Tayvan konusunda ABD’nin müttefikleriyle koordinasyonunu vurguladı.

ABD askeri tören mangası, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Beyaz Saray ziyareti öncesi Washington’da ABD ve Çin bayraklarıyla prova yaptı. (AFP)ABD askeri tören mangası, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Beyaz Saray ziyareti öncesi Washington’da ABD ve Çin bayraklarıyla prova yaptı. (AFP)

PEKİN, TRUMP DÖNEMİNİ NEDEN FIRSAT OLARAK GÖRÜYOR?

The Wall Street Journal’ın son analizine göre Pekin, Trump’ın Tayvan politikasındaki belirsizliği “nadir bir fırsat penceresi” olarak değerlendiriyor.

Habere göre Çin yönetimi, ABD’nin Tayvan’a verdiği desteğin geleceği konusunda adada oluşan soru işaretlerinden yararlanarak kamuoyunu kendi lehine etkilemeye çalışıyor.

Trump’ın daha önce Tayvan’a yönelik yaklaşık 14 milyar dolarlık silah paketini “pazarlık kozu” olarak nitelendirmesi de bu tartışmanın merkezinde bulunuyor.

Reuters’a göre bazı ABD müttefikleri, Trump’ın Pekin’le ekonomik kazanımlar karşılığında Tayvan konusunda taviz verebileceğinden endişe ediyor. Bu endişeler, Şi’nin Washington ziyaretine yalnızca diplomatik bir görüşme değil, Tayvan konusunda gelecekteki ABD politikasının sınırlarını test edeceği bir temas niteliği kazandırıyor.

PEKİN’İN TAYVAN PLANINDA DİKKAT ÇEKEN İSİM: CHENG Lİ-WUN

WSJ’nin haberinde Pekin’in Tayvan üzerindeki etkisini artırma girişimlerinin yalnızca Washington’la yürütülen diplomasiyle sınırlı olmadığı vurgulanıyor.

Çin yönetimi, Tayvan’daki siyasi aktörlerle ilişkilerini de güçlendirmeye çalışıyor.

Bu stratejinin dikkat çeken isimlerinden biri, Tayvan’ın ana muhalefet partisi Kuomintang’ın (KMT) lideri Cheng Li-wun.

Cheng, nisan ayında Çin ana karasına 6 günlük bir ziyaret gerçekleştirdi. Yaklaşık 10 yıl aradan sonra Tayvan’ın büyük siyasi partilerinden birinin liderinin Çin ana karasına yaptığı ilk ziyaret olan gezi kapsamında Cheng, Şanghay’da temaslarda bulundu ve Şi Cinping ile görüştü.

WSJ’nin görüştüğü kaynaklara göre ziyaret öncesinde Çinli yetkililer KMT temsilcileriyle görüşerek Cheng’in kullanacağı bazı ifadeler üzerinde çalıştı.

Tayvan'ın ana muhalefet partisi Kuomintang'ın (KMT) lideri Cheng Li-wun (Arşiv)Tayvan’ın ana muhalefet partisi Kuomintang’ın (KMT) lideri Cheng Li-wun (Arşiv)

Cheng’in hazırladığı konuşma metinlerinde Tayvan’ın bağımsızlığına karşı olduğunu açık biçimde ifade ettiği belirtildi. Pekin’in bu yaklaşımı, Tayvan üzerindeki siyasi etkisini yalnızca askeri baskıyla değil, siyasi ve toplumsal kanallar üzerinden de artırmaya çalıştığı değerlendirmelerini beraberinde getirdi.

ÇİN’İN HESABI: TAYVAN’DA SİYASİ DENGEYİ DEĞİŞTİRMEK

KMT, Tayvan’ın Çin ana karasıyla daha yakın ilişkiler kurulmasını savunan ancak resmi olarak Çin ile derhal birleşmeyi desteklemeyen bir parti.

Parti, 2008-2016 yılları arasında Tayvan’ı yönetirken Pekin’le ekonomik ve siyasi ilişkilerin geliştirilmesine öncelik vermişti.

Cheng’in siyasi geçmişi ise daha karmaşık.

Kariyerinin ilk döneminde KMT karşıtı demokrasi protestolarına katılan Cheng, bir dönem Tayvan’ın bağımsızlığını savundu. Daha sonra DPP’den ayrılarak KMT’ye katıldı.

Bugün ise Çin ile diyaloğun geliştirilmesini ve Tayvan Boğazı’nda çatışma riskinin azaltılmasını savunuyor.

WSJ’ye göre Pekin açısından Cheng’in önemi, KMT’yi daha açık biçimde Çin yanlısı bir çizgiye taşıma ihtimaliyle bağlantılı.

Ancak bu stratejinin Tayvan toplumunda ne ölçüde karşılık bulacağı belirsiz.

National Chengchi Üniversitesi’nin uzun dönemli araştırmalarına göre Tayvan’da Çin ile birleşme desteği son 30 yılda belirgin biçimde geriledi. WSJ’nin aktardığı verilere göre birleşmeyi destekleyenlerin oranı yaklaşık 30 yıl önce yüzde 22 seviyesindeyken bugün yüzde 8’in altında.

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 14 Mayıs 2026’da Çin’in başkenti Pekin’deki Cennet Tapınağı’nı gezerken görüntülendi. (REUTERS)ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 14 Mayıs 2026’da Çin’in başkenti Pekin’deki Cennet Tapınağı’nı gezerken görüntülendi. (REUTERS)

SOSYAL MEDYADA DA MÜCADELE SÜRÜYOR

Pekin’in Tayvan politikasının bir diğer ayağını dijital alan oluşturuyor.

Tayvan Ulusal Güvenlik Bürosu, Çin’in internet platformları ve sahte internet siteleri üzerinden kapsamlı bir “bilişsel savaş” kampanyası yürüttüğünü öne sürüyor.

WSJ’nin aktardığı Tayvanlı resmi verilere göre 2025’te yaklaşık 45 bin şüpheli hesap tespit edildi. Bu sayı 2024’te yaklaşık 28 bin olarak kaydedilmişti.

Tayvanlı yetkililer ayrıca Çin’le bağlantılı olduğunu belirttikleri deepfake içeriklerin dolaşıma sokulduğunu ve ABD’nin bir gün Tayvan’ı Çin’e “satabileceği” yönündeki mesajların yayılmaya çalışıldığını söylüyor.

Pekin ise dezenformasyon kampanyalarına müdahil olduğu yönündeki suçlamaları reddediyor.

Böylece Tayvan konusunda askeri baskının yanında siyasi nüfuz, sosyal medya ve kamuoyu algısı da mücadelenin parçaları haline geliyor.

İRAN SAVAŞI DA ZİRVENİN GÜNDEMİNDE

Trump-Şi görüşmesinin bir diğer kritik dosyası ise İran savaşı.

ABD’nin İran’la savaşı sürerken Washington, Pekin’in Tahran üzerindeki ekonomik ve diplomatik nüfuzundan yararlanmak istiyor.

Axios’un zirve öncesi değerlendirmesine göre Trump’ın Çin üzerindeki İran baskısını ne ölçüde artıracağı, ekonomik ilişkilerdeki kırılgan dengeyi bozmadan bunu yapıp yapamayacağı açısından önemli olacak.

ABD Başkanı Donald Trump, 14 Mayıs 2026’da Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya geldi. Görüşmeler ticaret, bölgesel güvenlik ve ikili ilişkilerin güçlendirilmesine odaklandı. (REUTERS)ABD Başkanı Donald Trump, 14 Mayıs 2026’da Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya geldi. Görüşmeler ticaret, bölgesel güvenlik ve ikili ilişkilerin güçlendirilmesine odaklandı. (REUTERS)

Çin ise İran’la uzun süredir ekonomik ve stratejik ilişkiler yürütüyor.

Bu nedenle Washington’daki görüşmede İran başlığı, ABD-Çin rekabetinin Orta Doğu’ya yansıyan boyutlarından biri olacak.

“DÜNYA BARIŞI” MESAJININ ARKASINDA ÇOK DAHA GENİŞ BİR PAZARLIK VAR

Pekin, Şi’nin Washington ziyaretini “dünya barışı ve kalkınması” söylemiyle çerçeveliyor. Ancak görüşmelerin somut gündemi, iki ülkenin küresel güç rekabetinin hemen her alanına dokunuyor. Bir tarafta ticaret ateşkesi ve gümrük vergileri, diğer tarafta yapay zekâ ve ileri teknoloji rekabeti bulunuyor.

Bunlara nadir toprak elementleri ve kritik mineraller gibi küresel tedarik zincirlerini etkileyen konular ile Tayvan ve İran gibi doğrudan jeopolitik sonuçları bulunan dosyalar ekleniyor.

Dolayısıyla 24 Eylül’deki Trump-Şi görüşmesi, tek bir anlaşmanın ötesinde iki ülkenin önümüzdeki dönemde rekabeti nasıl yöneteceğine ilişkin önemli mesajlar verebilir.

1200x675-turkiye-ve-abd-arasinda-nukleer-enerjide-yeni-is-birligi-1790062366472

Türkiye ile ABD arasında nükleer enerji iş birliği: SMR ve 4. nesil reaktörler için teknik çalışma başlıyor

Türkiye ile ABD arasında nükleer enerji iş birliği: SMR ve 4. nesil reaktörler için teknik çalışma başlıyor

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Türkiye ile ABD arasında nükleer enerji iş birliği: SMR ve 4. nesil reaktörler için teknik çalışma başlıyor

Türkiye ile ABD arasında nükleer enerji alanında yeni bir iş birliğine gidildi. Buna göre; yeni nükleer santral projelerinin geliştirilmesinden sorumlu Türkiye Nükleer Enerji Anonim Şirketi (TÜNAŞ) ile ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) ortak bir proje geliştirecek. Proje kapsamında ABD’li şirketlerin küçük modüler reaktör (SMR) tasarımları ve 4’üncü nesil reaktör tasarımları ile ilgili kapsamlı teknik raporlar hazırlanacak.

Anlaşmayı değerlendiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 2053 net sıfır emisyon ve enerjide tam bağımsızlık hedefleri doğrultusunda, enerji sepetini çeşitlendirmekte kararlı olduklarını bildirerek “Büyük ölçekli nükleer santrallerimizin yanı sıra ülkemizin ihtiyaçlarına en uygun alternatifleri titizlikle çalışarak güçlü ve modern bir enerji altyapısı inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi.

TÜRKEVİ’NDE TÖREN

Başkan Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’na katılmak üzere bulunduğu New York, Türkiye ile ABD arasında nükleer alanında yeni bir iş birliğine sahne oldu. TÜNAŞ ve USTDA arasında proje bazlı bir anlaşma imzalandı. Türkevi’nde gerçekleştirilen imza törenine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar refakat ederken TÜNAŞ Genel Müdürü Dr. Necati Yamaç ve USTDA Direktör Yardımcısı Thomas R. Hardy imzaları attı.

Türkevi’nde gerçekleştirilen imza töreni (ahaber.com.tr)Türkevi’nde gerçekleştirilen imza töreni (ahaber.com.tr)

ÇEŞİTLİ AÇILARDAN DEĞERLENDİRİLECEK

Varılan anlaşma ile 4 ABD’li şirketin SMR tasarımları ve ABD’li şirketlerin 5 farklı 4’üncü nesil reaktör tasarımları; teknik, ekonomik, mevzuat ve lisanslama açılarından değerlendirilecek.

TEKNİK ÇALIŞMADA NELER VAR?

Yapılacak teknik çalışmada; söz konusu reaktörlerin tasarımsal özellikleri, maliyetler, lisanslama durumu, tedarik zinciri ve SWOT analizi, finansman kaynakları ve finans modelleri incelenecek. Yetkilendirme, acil durum, tasarım güvenliği, saha seçimi ve yasal çerçeve noktasında da değerlendirmeler yapılacak.

EN AZ BİR YIL SÜRECEK

Tüm bu analizlerin ardından teknik raporlar hazırlanacak. Yaklaşık 2 milyon dolar bütçeli anlaşma kapsamında en az bir yıl sürecek teknik çalışmayı USTDA karşılayacak.

GÜÇLÜ VE MODERN BİR ENERJİ ALTYAPISI

Anlaşmaya ilişkin sosyal medyadan bir açıklama yapan Bakan Bayraktar, “ABD temaslarımız kapsamında Türkevi’nde, Türkiye Nükleer Enerji A.Ş. (TÜNAŞ) ile ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) arasında Küçük Modüler Reaktörler (SMR) ve 4. Nesil Reaktörlere yönelik Hibe Anlaşması İmza Töreni’ne katıldık. Şahitlik ettiğimiz bu anlaşma sayesinde yeni nesil nükleer teknolojilerin ülkemiz için teknik, ekonomik ve mevzuat boyutlarındaki uygulanabilirliğini kapsamlı bir şekilde değerlendireceğiz. 2053 Net Sıfır Emisyon ve enerjide tam bağımsızlık hedeflerimiz doğrultusunda, enerji sepetimizi çeşitlendirmekte kararlıyız. Büyük ölçekli nükleer santrallerimizin yanı sıra ülkemizin ihtiyaçlarına en uygun alternatifleri titizlikle çalışarak güçlü ve modern bir enerji altyapısı inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

TEMELLERİ GEÇEN YIL ATILDI

Bakan Bayraktar, geçen yıl 25 Eylül’de Başkan Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği görüşmede ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile birlikte Stratejik Sivil Nükleer İşbirliği Mutabakat Zaptı’nı imzaladı. Söz konusu çerçeve anlaşma, bu alanda Türkiye ile ABD’li şirketler arasındaki olası iş birliklerini destekler nitelikteydi.

1200x675-ahmed-saradan-new-yorkta-suriyeli-toplumuyla-gorusme-1790067704693

Ahmed Şara, New York’ta ABD’deki Suriyeli toplumuyla buluştu ve Suriye’nin yeniden yapılanma sürecini değerlendirdi

Ahmed Şara, New York’ta ABD’deki Suriyeli toplumuyla buluştu ve Suriye’nin yeniden yapılanma sürecini değerlendirdi

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Ahmed Şara, New York’ta ABD’deki Suriyeli toplumuyla buluştu ve Suriye’nin yeniden yapılanma sürecini değerlendirdi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ABD’deki Suriyeli toplumunun temsilcileriyle bir araya gelerek Suriye’deki son gelişmeleri, yeniden yapılanma sürecini ve Washington ile ilişkileri ele aldı.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu’na katılmak üzere geldiği New York’ta ABD’deki Suriyeli toplumunun üyeleriyle bir araya geldi.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, salı günü gerçekleştirilen toplantıya Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Acil Durum ve Afet Yönetimi Bakanı Raid es-Salih ile çok sayıda yetkili katıldı.

SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELER ELE ALINDI

Görüşmede Şara, Suriye’deki son gelişmeler, son dönemde elde edilen kazanımlar ile ülkenin yeniden yapılanma ve toparlanma sürecini değerlendirdi.

Şara ayrıca toplantıya katılanların çeşitli konulara ilişkin görüş ve önerilerini dinledi.

WASHINGTON İLE İLİŞKİLERE VURGU

Şara, ABD’deki Suriyeli toplumunun Şam ile Washington arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve ilerletilmesinde önemli bir rol oynadığını belirtti.

Suriye dışında yaşayan Suriyelilerin sahip olduğu bilgi, deneyim ve uzmanlıktan yararlanmanın önemine de dikkat çeken Şara, diaspora üyelerinin ülkenin yeniden yapılanma çalışmalarına katkı sunabileceğini ifade etti.

BM GENEL KURULU’NA İKİNCİ KEZ KATILACAK

Görüşme, Şara’nın 81. BM Genel Kurulu’na katılmak üzere New York ziyaretine başlamasının ardından gerçekleşti. Şara, pazartesi günü New York’a geldi.

Bu ziyaret, Şara’nın BM Genel Kurulu’na üst üste ikinci katılımı olma özelliğini taşıyor.

Şara, Eylül 2025’te düzenlenen 80. BM Genel Kurulu’na da katılmış ve 1967’den bu yana BM Genel Kurulu toplantısına katılan ilk Suriye Cumhurbaşkanı olmuştu.

1200x675-arakciden-abdye-savas-kayiplari-uzerinden-tepki-1790068982084

İran Dışişleri Bakanı Arakçi, ABD’nin İran açıklamalarına tepki gösterdi: Yüzlerce askeri tesis hasar gördü

İran Dışişleri Bakanı Arakçi, ABD’nin İran açıklamalarına tepki gösterdi: Yüzlerce askeri tesis hasar gördü

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
İran Dışişleri Bakanı Arakçi, ABD’nin İran açıklamalarına tepki gösterdi: Yüzlerce askeri tesis hasar gördü

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’nin İran’ın savunmasız kaldığı yönündeki açıklamalarıyla alay ederek, ABD Savunma Bakanlığı’nın savaş sırasında yaşanan mühimmat sıkıntısı ve ABD askeri unsurlarındaki hasara ilişkin raporuna dikkat çekti.

Arakçi, salı günü X hesabından yaptığı paylaşımda, “Kurgu: İran savunmasız. Gerçek: Yüzlerce ABD askeri tesisi yerle bir edildi, onlarca uçak kül oldu.” ifadelerini kullandı.

Arakçi, bu açıklamasında ABD Savunma Bakanlığı’nın pazartesi günü Kongre’ye sunduğu rapora atıfta bulundu. İranlı bakan, raporda açıklanan kayıpların yalnızca “buzdağının görünen kısmı” olduğunu savundu.

ABD’NİN BÖLGEDEKİ ÜSLERİNDE YÜZLERCE YAPI HASAR GÖRDÜ

Raporda, İran’ın saldırılarının Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün’deki ABD askeri üslerinde yüzlerce bina ve yapıya hasar verdiği veya bunları yok ettiği belirtildi.

Raporda ayrıca savaş sırasında onlarca ABD savaş uçağı ve diğer askeri hava aracının hasar gördüğü veya imha edildiği ifade edildi.

TRUMP “HİÇBİR SAVUNMASI YOK” DEMİŞTİ

Çatışmanın 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlamasının ardından ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın “kesinlikle hiçbir savunmasının kalmadığını” söylemiş ve ülkenin liderliği, donanması ve hava kuvvetlerinin yok edildiğini ileri sürmüştü.

Savaşın üzerinden 6 aydan fazla süre geçti.

MÜHİMMAT STOKLARINDA “STRATEJİK AÇIK”

ABD Savunma Bakanlığı bünyesindeki bir denetim kuruluşu da “Epic Fury Operasyonu” sırasında yoğun mühimmat kullanımının, ABD’nin stratejik mühimmat stoklarında açık oluşturduğunu ve savunma sanayisinin mühimmat stoklarını yeniden doldurma kapasitesinde darboğazlar ortaya çıkardığını tespit etti.

Çatışmalar sırasında aralarında Patriot ve THAAD füzelerinin de bulunduğu çok sayıda maliyetli önleme füzesi kullanıldı.

THAAD ya da Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması, kısa ve orta menzilli balistik füzeleri havada önlemek üzere tasarlanmış bir sistem olarak biliniyor.

İRAN, 500 MİLYON DOLARLIK THAAD RADARINI DA VURDU

Rapora göre İran ayrıca yaklaşık 500 milyon dolar değerindeki bir THAAD radar istasyonunu imha etti.

ABD Savunma Bakanlığı, savaş çabalarının haziran ayı sonuna kadar olan maliyetini 33,4 milyar dolar olarak tahmin etti. Bu miktarın 22 milyar dolardan fazlasının mühimmat için harcandığı belirtildi.

1200x675-baskan-erdogan-abdde-iran-savasi-zirvesinde-trump-erdogan-cetin-biri-ve-dostum-1790106719131

Başkan Erdoğan ABD’de İran savaşı zirvesinde! Trump: Erdoğan’la uğraşamazsınız

Başkan Erdoğan ABD’de İran savaşı zirvesinde! Trump: Erdoğan’la uğraşamazsınız

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Başkan Erdoğan ABD'de İran savaşı zirvesinde! Trump: Erdoğan'la uğraşamazsınız

Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Trump Körfez liderleri ile bölgedeki krizi görüştü. Toplantının açılışında açıklamalarda bulunan Trump İran’la krizin 3 Kasım’daki Kongre ara seçimlerinden sonra sona ereceğini düşündüğünü belirtti. ABD Başkanı Başkan Erdoğan’a övgülerde bulunarak “Erdoğan çok çetin birisi ve dostum. Onunla uğraşamazsınız.” dedi.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan ABD-İran masasında…

Trump, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu toplantıları için New York’ta bulunan KİK üyesi ülkelerin liderleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile BM binasında bir araya geldi.

Toplantıya Türkiye’nin yanı sıra KİK üyesi Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Umman ile Mısır, Suriye, Irak ve Lübnan liderleri veya dışişleri bakanları katıldı.

Fotoğraf: AAFotoğraf: AA

TRUMP’TAN BAŞKAN ERDOĞAN’A ÖVGÜ

ABD Başkanı Trump, geçen yıl yine BM marjında bölge ülkeleriyle bir araya gelerek Gazze konusunda önemli adımlar attıklarını ve bölgedeki krizi sona erdirmek için çaba gösterdiklerini kaydetti.

Bu sürece ilişkin konuşurken Başkan Erdoğan’a dönen Trump, şunları söyledi:

“Tam olarak bir yıl önce, birçok ülke Birleşmiş Milletlerin yan etkinlikleri kapsamında burada bir araya gelerek Gazze’deki kanlı savaşı nasıl sona erdirebileceğimizi tartışmıştık ve neredeyse aynı isimler buradaydı. Aralarında Türkiye’den gelen, tam şuradaki dostum da vardı. Kendisi sert bir adamdır. Onunla uğraşmayın. Kendisi gerçekten harika bir adamdır.”

Fotoğraf: AAFotoğraf: AA

“İRAN’LA ÇOK VERİMLİ BİR GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRDİK”

İran’la çok verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini kaydeden Trump, sürecin bundan sonra nasıl ilerleyeceğini hep birlikte takip edeceklerini belirtti.

“Bir süredir görüşmeler yapılıyor, bence bir anlaşmaya varmaları için oldukça büyük bir ivme var. Herkesin ağzından duyduğumuz bu.” diyen Trump, anlaşmaya varmalarının herkes için iyi olacağını söyledi. İran’la krizin ne zaman çözülebileceği konusunu değerlendiren ABD Başkanı, “İran’la ilgili durumun (3 Kasım’daki) ara seçimlerden hemen sonra, hatta belki de daha önce sona erebileceğini düşünüyoruz. Bilmiyorum, bu işler asla belli olmaz.” diye konuştu.

Trump, Tahran’la ya bir anlaşma yapacakları ya da anlaşma sağlayamazlarsa bu ülkeyi “yok edecekleri” şeklindeki söylemini yineledi. Hürmüz Boğazı’ndan krizin başladığı günden bu yana yaklaşık 1 milyar varil petrolün geçişini sağladıklarını ifade eden ABD Başkanı, boğazın kontrolünün kendilerinde olduğunu savundu.

Trump, “Yönetimim, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nu ve petrolün nakledilmesini sağlayan boru hatlarını güçlü bir şekilde desteklemektedir. Hep birlikte, bu bölgeyi on yıllardır rahatsız eden zorlukların üstesinden gelmenin eşiğindeyiz.” değerlendirmesini yaptı.

Gazze’de akan kanın durdurulması sürecinde masada bulunan ülke liderlerinin çok çaba sarf ettiğini dile getiren Trump, şimdi Gazze’nin yeniden inşası sürecinde de bu ülkelerin kayda değer katkılar yapmaya hazır olduklarını belirtti.

Trump’ın açıklamalarının ardından soru alınmazken, toplantının kalan bölümünün basına kapalı gerçekleştirileceği bildirildi.