1200x675-lavrovdan-avrupaya-savas-mesaji-niyetimiz-yok-1790451239428

Lavrov’dan Avrupa’ya savaş mesajı: “Niyetimiz yok”

Lavrov’dan Avrupa’ya savaş mesajı: “Niyetimiz yok”

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Lavrov'dan Avrupa'ya savaş mesajı: “Niyetimiz yok”

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, BM 81. Genel Kurulu kapsamında New York’ta gazetecilerle bir araya gelerek Avrupa, ABD, Ukrayna ve Gazze başta olmak üzere gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Avrupa ile savaşmak gibi bir niyetlerinin olmadığını söyleyen Lavrov, “Ancak Avrupa bizimle savaşmaya hazırlanıyor ve her gün bunu yeniden teyit ediyor” ifadelerini kullandı. ABD’nin ise Rusya’yı küresel ekonomiden dışlamaya yönelik politika yürüttüğünü savundu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Avrupa ile savaş ihtimaline ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Lavrov, Rusya’nın Avrupa ile savaşma niyetinin bulunmadığını belirtti. Avrupa ülkelerinin ise savaşa hazırlandığını savundu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de bizzat Rusya’nın Avrupa’yla savaşmak gibi bir niyeti bulunmadığını dile getirdiğini anımsatan Lavrov, “Avrupa’yla savaşmaya girme niyetimiz yok. Bu tamamen saçmalık. Ancak Avrupa bizimle savaşmaya hazırlanıyor ve her gün bunu yeniden teyit ediyor. Avrupalılar en geç 2030’a kadar savaşa hazır olmaları gerektiğini söylüyor.” ifadelerini kullandı.

Bu tür bir yaklaşımın kendi kendini gerçekleştiren bir “kehanete dönüşebileceğine” işaret eden Lavrov, Avrupa’nın büyük miktarlarda parayı silah üretimine yatırdığını savundu.

Lavrov, “Belli bir noktada, maceralara atılmaya meraklı kişilerden biri çıkıp ‘Bu kadar silah biriktirdik, şimdi bunlarla ne yapacağız?’ diyebilir. ‘Evet, Rusya’ya saldıracağımıza söz vermiştik.’ Böyle bir senaryoda bize saldırırlar. Bizim ise onlara saldırmak gibi bir niyetimiz yok.” dedi.

RUSYA-UKRAYNA MÜZAKERELERİ

Rusya-Ukrayna müzakereleri bağlamında Moskova açısından herhangi bir güven eksikliğinin söz konusu olmadığına dikkati çeken Lavrov, “İstanbul’da ikili müzakerelere, ayrıca ABD’nin de dahil olduğu Abu Dabi’deki üçlü görüşmelere devam ettik. Tüm bu görüşme turları nihayetinde bizim tarafımızdan sona erdirilmedi. Bunları, şimdi Rusya’nın temaslardan kaçındığını ve söyleyecek hiçbir şeyi olmadığını iddia edenler sona erdirdi.” değerlendirmesinde bulundu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin “Batı’nın tam kontrolü altında” olduğunu savunan Lavrov, “Avrupa’nın Ukrayna krizinin çözümüne yaptığı katkıya baktığımızda, bu kişilerle anlaşmaya varmak tamamen imkansız.” diye konuştu.

ABD İLE İLİŞKİLER

Lavrov, Rusya’nın ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle çeşitli formatlarda düzenli bir diyaloğu bulunduğunu ve bunun esasen normal bir durum olduğunu dile getirdi.

Rusya Dışişleri Bakanı, “(Rusya-ABD arasında) Benim ‘çok dostane’ olarak nitelendireceğim görüşmelere paralel olarak, (ABD) Rusya’yı küresel ekonomiden dışlamak yönünde kararlı bir politika yürütüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Ukrayna meselesinin ortadan kaldırılması” gerektiğinin altını çizen Lavrov, bu meselenin Rusya ile ABD arasında karşılıklı faydaya dayalı yeni bir dönemin önünde engel teşkil ettiğini söyledi.

Lavrov, ABD gibi ülkelerle diyaloğu her zaman sürdüreceklerine dikkati çekerek, diğer taraftan ABD’nin Rusya’ya yaptırım uygulamayı sürdürdüğünü ifade etti.

ABD’nin ulusal çıkarlarının oldukça “kendine dönük” olduğunu kaydeden Lavrov, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Açık konuşalım ve böyle ifade edelim. Günümüz dünyasında, ABD gibi bir süper güç için dahi tüm küresel sorunları tek başına ve diğer ülkelerin çıkarları pahasına, kendi lehine olacak şekilde çözmek mümkün değildir. Hayatın ABD’li ortaklarımıza çok kutupluluk çerçevesinde düşünmeye başlamayı ve dünyadaki tek ekonomik, askeri ve genel anlamda tek güç, uluslararası arenadaki tek bağımsız aktör olmadıkları gerçeğini kabul etmeyi öğreteceğinden eminim.”

İRAN İLE MÜZAKERELER

Lavrov, Washington’ın İran tarafından önerilen 7 günlük planı reddetmesinin “bu tür bir davranışın ilk örneği” olmadığını belirtti.

İslamabad Mutabakatı’na değinen Lavrov, mutabakatın en üst düzeyde imzalandığını, adil ve dürüst bir anlaşma olduğunu anımsattı.

Lavrov, İslamabad Mutabakatı’na geri dönülmesi gerektiğini kaydetti.

GAZZE’YE İLİŞKİN BMGK KARARI

Gazze’ye ilişkin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) kabul edilen 2803 sayılı kararın tam olarak uygulanmamasının “haber değeri” bulunmadığını ifade eden Lavrov, “Bir Güvenlik Konseyi kararının uygulanmaması haber değil. Ne yazık ki durum bu ve her defasında uyulmamasının arkasında Batı’nın ilerlettiği kendi gizli gündemi bulunuyor.” diye konuştu.

Lavrov, Rusya ve Çin’in söz konusu karar oylamasında çekimser oy kullandığını anımsatarak, “Bunun çok basit bir nedeni vardı: ABD’li taslak hazırlayıcılarla görüştük ve Filistin konusundaki kararda BM’ye hiçbir şekilde atıfta bulunulmamasının garip göründüğünü söyledik. BM Güvenlik Konseyi’nin, bu kuruluşun onlarca yıldır Filistin meselesiyle ilgilenirken oynadığı role hiçbir şekilde değinmeyen bir metni kabul etmesi bize tuhaf geldi.” ifadelerini kullandı.

S-400’LERİN TRANSFER EDİLMESİ

Türkiye’deki S-400 sistemlerinin başka bir ülkeye transfer edilmesine ilişkin soruları da yanıtlayan Lavrov, “Her türlü teklifi değerlendireceğiz. Şu anda yorum yapmayacağım ancak evet, bunun imkanları var.” dedi.

Transfer için Rusya’nın onayının gerektiğine dikkati çeken Lavrov, “Sistemlerin gönderileceği ülkenin sorumlu hareket etmesi ve Rusya Federasyonu ile dostane ilişkilere sahip olması gerekiyor. Böylece bu sistemlerin o ülkeden başka bir yere gönderilmeyeceğinden emin olabiliriz. Bu kritik önem taşıyor.” diye konuştu.

Avrupalıların dünyanın dört bir yanında Afrika, Asya, Latin Amerika ve Arap dünyasındaki ülkelerden silah satın aldığı ve bu silahların daha sonra başka yerlere aktarılmayacağına dair güvence imzaladığı çok sayıda örnek bulunduğunu anlatan Lavrov, daha sonra bu silahları Ukrayna’ya aktardıklarının görüldüğünü söyledi.

Lavrov, bu tür ihlallerin yaşanmayacağına ilişkin güvence verilmesi gerektiğini kaydetti.

SURİYE’DE YENİ ANAYASA SÜRECİ

Suriye’deki Kürtlerin anayasal haklarına ilişkin Rusya’nın ne tür rol oynayacağına dair bir soruya cevaben Lavrov, “Ne zaman bir tür kriz yaşasalar, örneğin (ABD Başkanı) Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusundan çekileceğini açıkladığı bir dönemde olduğu gibi, 25 Ağustos’ta feshedilen Suriye Demokratik Güçleri (SDG) derhal bize başvurarak bu süreçlere dahil olmamız için yardım istedi. Ardından ABD geri döndü ve SDG’nin bize olan ilgisi azaldı.” değerlendirmesinde bulundu.

Lavrov, SDG’nin Suriye hükümetiyle anlaşmayı imzalamayı gönüllü olarak kabul ettiğinin altını çizerek, “(Suriye’de) Kürtçenin yasaklandığına ilişkin herhangi bir şey duymadım. Böyle bir durum söz konusu değil. Bu, gerçekten milliyetçi ve Nazi ideolojilerini uygulayan Ukrayna rejiminin durumu gibi değil.” ifadelerini kullandı.

1200x675-tarihi-pakt-sahaya-iniyor-husi-tehdidine-karsi-mekke-ittifaki-devrede-a-haberde-carpici-analiz-celik-kubbe-suu-1790470028763

Tarihi pakt sahaya iniyor mu? Yemen’de Husi tehdidine karşı “Mekke İttifakı” devrede! A Haber’de çarpıcı analiz: “Çelik kubbe Suudi Arabistan’a girebilir”

Tarihi pakt sahaya iniyor mu? Yemen’de Husi tehdidine karşı “Mekke İttifakı” devrede! A Haber’de çarpıcı analiz: “Çelik kubbe Suudi Arabistan’a girebilir”

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Tarihi pakt sahaya iniyor mu? Yemen'de Husi tehdidine karşı "Mekke İttifakı" devrede! A Haber’de çarpıcı analiz: "Çelik kubbe Suudi Arabistan'a girebilir"

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında kurulan Mekke Paktı’nın Yemen sahasında Husilere karşı devreye girip girmeyeceği A Haber ekranlarında masaya yatırıldı. Üç ülkenin Genelkurmay Başkanlarının Riyad’da askeri ve istihbari kapasite entegrasyonu için toplanması, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “Suudi Arabistan’ın askeri ihtiyaçlarını karşılama yönünde bir sıkıntımız olmaz” mesajı ve Pakistan’ın “Anlaşma Husilere karşı devreye girmeli” çağrısıyla birlikte; çöken ABD hava savunma sistemlerine karşı yerli “Çelik Kubbe” bileşenlerinin bölgeye konuşlandırılması ve sahaya asker intikali dahil kritik askeri senaryolar uzman isimlerce değerlendirildi.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın askeri temasları sonrası gözler Husilere karşı atılacak adımlara çevrildi. Doç. Dr. Kemal Olçar ve Dr. Anar Ali, Mekke Paktı’nın Yemen’de devreye girme ihtimalini A Haber ekranlarında değerlendirdi.

“BÜTÜN OLUŞABİLECEK TEHDİTLERE KARŞI BİR TEDBİR ALINABİLİR”

Mekke İttifakı’nın kuruluş felsefesini ve kapsamını değerlendiren Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, liderlerin ittifakı açıklarken herhangi bir ülkeye veya doğrudan bir hedefe karşı kurulmadıklarını vurguladıklarını hatırlatarak, “Bu anlamda, her tehdide karşı kurulduk anlamı çıkıyor. Yani bütün oluşabilecek tehditlere karşı bir tedbir alınabilir anlamı çıkıyor. Pakistan, ‘Biz Husilere karşı Mekke İttifakı’nı kullanmalıyız’ dedi. Sayın Dışişleri Bakanımız da ‘Husiler, Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal edecek çok ciddi saldırılar yapmaktadır’ ifadelerini kullandı. Suudi Arabistan zaten saldırıya uğrayan devlet olduğuna göre Husilere karşı somut bir tedbir alınacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Kemal Olçar: ʺBütün oluşabilecek tehditlere karşı bir tedbir alınabilirʺ (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Kemal Olçar: ʺBütün oluşabilecek tehditlere karşı bir tedbir alınabilirʺ (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

Husilerin sahada iki ayrı cephe açtığını harita üzerinde aktaran Doç. Dr. Olçar, “Husiler bir iç cephe açarak hem ulusal hükümete karşı güneye doğru ilerliyor hem de kuzeye taarruz ediyor. Kritik bir kapı ağzında bulunan Pemir Adası’nı ve Mahah Limanı’nı ele geçirdiler; Taiz’i tehdit ederek Dubab üzerinden Aden’e doğru bir hat çizdiler. İkinci cephede ise Sana ve Sada bölgelerinden kuzeye; Cizan’daki El Tuwal ve El Dahrah bölgelerine, ardından Cidde’ye ve Riyad’a saldırdılar. Mekke’yi tehdit edip Yanbu Limanı’nı vurdular. Yanbu, Aramco tesislerinden çıkan petrolün Süveyş Kanalı ve Babülmendep çıkışına ulaştığı tek karasal güzergahtır. Kullanılan füzelerin üzerinde farklı isimler yer alsa da çapı, menzili ve harp başlığı kapasitesi bunların doğrudan İran menşeli orta ve uzun menzilli balistik füzeler olduğunu teyit ediyor” sözleriyle sahadaki tehdidin boyutlarını gözler önüne serdi.

Dr. Anar Ali, İran'ın 2008-2009 yıllarından itibaren Husileri aktif şekilde desteklediğini belirterek önemli açıklamalarda bulundu (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Dr. Anar Ali, İran’ın 2008-2009 yıllarından itibaren Husileri aktif şekilde desteklediğini belirterek önemli açıklamalarda bulundu (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

HUSİLERİN SİLAH SEVKİYATI VE TAHRAN BAĞLANTISI

Yemen’deki tablonun ciddiyetine işaret edilirken, Husilerin bu denli kapsamlı ve teknolojik silah stoğunu hangi kaynaklardan temin ettiğini gündeme getirdi.

Konuya ilişkin bölgesel dinamikleri açıklayan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali, İran’ın 2008-2009 yıllarından itibaren Husileri aktif şekilde desteklediğini belirterek, “Bu silah sevkiyatı ve askeri teknolojinin Husilere transfer edildiği bir gerçek ve Husiler de bunu inkar etmiyor. Husiler Yemen topraklarının yaklaşık üçte birini kontrol ediyor. 3 Temmuz’da Ali Hamaney’in cenaze töreninden dönen bir heyet uçağı hadisesi yaşandı. Uçakta Husi yetkililerin yanı sıra Devrim Muhafızları mensuplarının ve silah sevkiyatının bulunduğu gerekçesiyle Suudi Arabistan uçağın Sana Havalimanı’na inmesine izin vermedi. Uçak kıyıdaki Hudeyde Havalimanı’na yönlendirildi ve Husiler bu olayın ardından kısas operasyonlarını başlattı. İran menşeli silah akışı kesintisiz bir biçimde sürdürülüyor” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Olçar, Sahadaki sıcak çatışmaların devam ettiğini ve Suudi Arabistan Başmüftüsü'nün Husilere karşı cihat ilan ettiğini hatırlattı (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Doç. Dr. Olçar, Sahadaki sıcak çatışmaların devam ettiğini ve Suudi Arabistan Başmüftüsü’nün Husilere karşı cihat ilan ettiğini hatırlattı (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

“MEKKE PAKTI İLE ÇELİK KUBBE SUUDİ SAHASINA GİREBİLİR”

Sahadaki sıcak çatışmaların devam ettiğini ve Suudi Arabistan Başmüftüsü’nün Husilere karşı cihat ilan ettiğini hatırlatan Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, Husilerin elinde Şahid-131, Şahid-136, Muhacir ve hava savunma radarlarına karşı korunaklı Şahid-313 dolanan mühimmatların bulunduğuna işaret ederek, “Suudi Arabistan’ın elindeki ABD menşeli Patriot ve THAAD hava savunma mimarisi tıpkı Katar ve Ürdün örneklerinde olduğu gibi çökmüş durumdadır; erken ihbar ve radar yeteneklerinde ciddi eksiklikler görülüyor. Mekke Anlaşması gereğince üye ülkelerden birine yapılan saldırı hepsine yapılmış sayılmaktadır. Bu kapsamda masada üç temel seçenek vardır: Birincisi personel ve teknik eğitim desteği sağlamak. İkincisi teknolojik ürünleri paylaşarak yerli harp araç ve gereçlerini Suudi topraklarına konuşlandırmak. Üçüncüsü ise son seçenek olarak bir tugayın doğrudan Riyad’a intikal edip sınır hattında harekat icra etmesidir” şeklinde konuştu.

Doç. Dr. Olçar, geçmişte Baykar bünyesinde yürütülen İHA eğitimleri ve ikili savunma mutabakatlarının Mekke Paktı ile taçlandırıldığını belirtti (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Doç. Dr. Olçar, geçmişte Baykar bünyesinde yürütülen İHA eğitimleri ve ikili savunma mutabakatlarının Mekke Paktı ile taçlandırıldığını belirtti (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

Söz konusu iş birliklerinin zeminine değinen Doç. Dr. Olçar, geçmişte Baykar bünyesinde yürütülen İHA eğitimleri ve ikili savunma mutabakatlarının Mekke Paktı ile taçlandırıldığını belirterek, “Pakistan ve Suudi Arabistan’ın teklifinin ardından Türkiye’nin bir yıllık titiz değerlendirmesiyle imzalanan bu pakt çerçevesinde, Husilerin balistik füze, seyir füzesi ve SİHA saldırılarını önleyecek Çelik Kubbe bileşenlerinin bölgeye gönderilmesi kuvvetle muhtemeldir. Suudi Arabistan’ın Fransa ve ABD’den beklediği desteği bulamadığı, Trump’ın müdahil olmaktan kaçındığı bir konjonktürde, aranan hava savunma kabiliyetini Türkiye sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

1200x675-korfezde-iran-gerilimi-7-bin-saldiri-duzenlendi-1790388168765-2

Körfez’de İran gerilimi: “7 bin saldırı düzenlendi”

Körfez’de İran gerilimi: “7 bin saldırı düzenlendi”

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Körfez'de İran gerilimi: “7 bin saldırı düzenlendi”

Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyani, BM 81. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri ile Ürdün’ün İran tarafından yaklaşık 7 bin saldırının hedefi olduğunu söyledi. İran’ın sivil ve enerji tesislerine yönelik saldırılar düzenlediğini belirten Zeyani, “Kınama açıklamalarına değil uluslararası hukuku uygulamaya ihtiyaç var” diyerek sert mesaj verdi.

Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyani, BM 81. Genel Kurulu’nda ülkesinin İran ile yaşanan gerilime ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Zeyani, Körfez bölgesinin “benzeri görülmemiş” güvenlik koşullarından geçtiğini belirterek KİK ülkeleri ile Ürdün’ün İran’ın saldırılarına maruz kaldığını ifade etti.

Zeyani, “KİK ülkeleri ve Ürdün, İran’ın benzeri görülmemiş saldırılarına maruz kaldı. İran’ın söz konusu saldırıları, sivil ve enerji tesislerine yönelikti” dedi.

“ULUSLARARASI HUKUK AÇIKÇA İHLAL EDİLDİ”

Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik saldırıların herhangi bir gerekçesinin bulunmadığını savunan Zeyani, İran tarafından düzenlendiğini belirttiği saldırıların sayısının yaklaşık 7 bine ulaştığını söyledi.

Zeyani, saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek, “Bölgede güven ve istikrarın yeniden tesisi için kınama açıklamalarına değil uluslararası hukuku uygulamaya ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

HUSİLERE DE SERT SUÇLAMA

Bahreyn Dışişleri Bakanı Zeyani, Yemen’deki İran destekli Husileri de hedef aldı. Zeyani, Husilerin Babulmendeb Boğazı’ndan geçen gemileri tehdit ettiğini ileri sürdü.

İran’ın ise ABD ve İsrail’in saldırılarına misilleme kapsamında 28 Şubat’tan itibaren Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Umman, Suudi Arabistan ve Ürdün’e füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlediği belirtildi.

1200x675-halepte-ates-cemberi-ankara-takipte-mit-sahada-baskan-erdogan-detayi-1767951746695

Halep’te ateş çemberi! Ankara takipte MİT sahada | Başkan Erdoğan detayı

jkvb5krpu1h

2026 Yılı Tanıklık Ücret Tarifesi belli oldu

2026 Yılı Tanıklık Ücret Tarifesi belli oldu

2026 Yılı Tanıklık Ücret Tarifesi Resmi Gazetede yayımlandı

Kaynak :
Resmi Gazete Giriş : Güncelleme :
2026 Yılı Tanıklık Ücret Tarifesi belli oldu

Adalet Bakanlığından:

2026 YILI TANIKLIK ÜCRET TARİFESİ

Amaç

MADDE 1- (1) Bu Tarifenin amacı, ceza muhakemesi sırasında tanığa verilecek tazminatın miktarı ile ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Kapsam

MADDE 2- (1) Bu Tarife, ceza muhakemesi sırasında Cumhuriyet savcısı, mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrılan tanıklara verilecek tazminatı kapsar.

Dayanak

MADDE 3- (1) Bu Tarife, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 61 inci maddesi hükümlerine göre hazırlanmıştır.

Tazminat

MADDE 4- (1) Tanığa, tanıklık nedeniyle kaybettiği zamanla orantılı olarak günlük 130,00 ilâ 200,00 Türk Lirasına kadar ücret ödenir.

Giderler

MADDE 5- (1) Tanık hazır olabilmek için seyahat etmek zorunda kalmışsa yol giderleriyle tanıklığa çağrıldığı yerdeki ikamet ve beslenme giderleri de karşılanır.

Muafiyet

MADDE 6- (1) Tanığa ödenmesi gereken tazminat ve giderler hiçbir vergi, resim ve harç alınmaksızın ödenir.

Yargılama gideri

MADDE 7- (1) Bu Tarife uyarınca Devlet hazinesinden yapılan harcamalar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 324 üncü maddesi uyarınca yargılama giderlerinden sayılır.

Yürürlük

MADDE 8- (1) Bu Tarife 1/1/2026 tarihinde yürürlüğe girer.