1200x675-abdli-senator-coonstan-turk-amerikan-iliskilerinin-gelecegine-mesaj-1790050512070

ABD’li Senatör Coons, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğinin parlak olduğunu belirterek 100 yıllık iş birliğine vurgu yaptı

ABD’li Senatör Coons, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğinin parlak olduğunu belirterek 100 yıllık iş birliğine vurgu yaptı

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
ABD’li Senatör Coons, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğinin parlak olduğunu belirterek 100 yıllık iş birliğine vurgu yaptı

ABD’li Senatör Chris Coons, Türk-Amerikan ilişkilerinin tarihi bir derinliğe sahip olduğunu ve geleceğinin parlak olduğunu vurgulayarak, “Yüz yıllık derin ve anlamlı iş birliğimiz, iş dünyası ile kenetlenmiştir.” dedi.

Coons, Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın da katıldığı New York’ta düzenlenen “100 Yıllık Dostluk: Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri” etkinliğine katılarak bir konuşma yaptı.

Senatör Coons, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihi bir derinliğinin olduğunu ve geleceğinin parlak olduğunu ifade ederek, “Yüz yıllık derin ve anlamlı iş birliğimiz, iş dünyası ile kenetlenmiştir.” dedi.

ABD’de iş yapan Türk iş adamlarının çok önemli katkılar yaptığını anlatan Coons, Ankara’da yapılan NATO Zirvesi’nin de ittifakın geleceği açısından çok önemli bir rol oynadığını belirtti.

New York’ta ABD Ticaret Odası ile ABD-Türkiye İş Konseyi (USTBC) organizasyonuyla ve Konsey Başkanı Hamdi Ulukaya’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen “100 Yıllık Dostluk Galası”na Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş katıldı.

Etkinliğe ayrıca Medicare ve Medicaid Hizmetleri Direktörü Mehmet Öz ile birlikte ABD yönetiminden ve Kongresinden çok sayıda üst düzey davetli katıldı.

1200x675-baskan-erdogandan-terorsuz-turkiye-mesaji-kardesi-kardese-kirdirma-planlari-bosa-dustu-1789824496554

Başkan Erdoğan’dan Terörsüz Türkiye mesajı: Kardeşi kardeşe kırdırma planları boşa düştü

Başkan Erdoğan’dan Terörsüz Türkiye mesajı: Kardeşi kardeşe kırdırma planları boşa düştü

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Başkan Erdoğan'dan Terörsüz Türkiye mesajı: Kardeşi kardeşe kırdırma planları boşa düştü

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da şehit yakınları ve gazilerin kamu kurumlarına yerleştirilmesi kura töreninde önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, kamuda görev yapan şehit yakını ve gazi yakını atama sayısının 53 bin 179 olduğunu açıkladı. Başkan Erdoğan, “Kardeşi kardeşe kırdırma planları boşa düştü” derken, Terörsüz Türkiye sürecini devlet projesi olarak gördüklerini belirtti.

Başkan Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Şehit Yakınları, Gazi ve Gazi Yakınlarımızın Kamu Kurumlarına Yerleştirilmesi Kura Töreni”nde yaptığı konuşmada katılımcıları selamladı.

Aziz İstanbul’da böylesi anlamlı bir törende bulunmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirten Erdoğan, “Gaziler Günü’nde bizleri onurlandıran siz kıymetli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyor, ‘Hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz.’ diyorum.” ifadesini kullandı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bu tören için teşekkür eden Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında ebed müddet devletimiz ve aziz milletimiz için, milli ve mukaddes değerlerimiz için, istiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Peygamberlikten sonraki en yüce makama erişen aziz şehitlerimizin her birinin ruhları şad, mekanları cennet olsun. Rabbim bizleri Hatemül Enbiya Efendimizin livaü’l-hamd sancağı altında şehitlerimizle inşallah haşru cem eylesin. Şehitlerimizin kanlarıyla sulanan bu cennet vatanda milletimiz özgürce yaşasın diye bedel ödeyen gazilerimize bilhassa şükranlarımı sunuyorum. Hayatta olan gazilerimize bereketli ömürler diliyor, ebediyete irtihal eden gazilerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Buradaki kardeşlerimin şahsında kendilerine çok şey borçlu olduğumuz tüm gazilerimizin ve kıymetli ailelerinin Gaziler Günü’nü şahsım ve milletim adına yürekten tebrik ediyorum.”

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 'Şehit Yakınları, Gazi ve Gazi Yakınlarımızın Kamu Kurumlarına Yerleştirilmesi Kura Töreni'ne katıldı. (Foto: AA)Başkan Recep Tayyip Erdoğan, ‘Şehit Yakınları, Gazi ve Gazi Yakınlarımızın Kamu Kurumlarına Yerleştirilmesi Kura Töreni’ne katıldı. (Foto: AA)

Başkan Erdoğan, bu önemli günün birliğe, beraberliğe, 86 milyonun vahdet ve uhuvvetinin güçlenmesine vesile olmasını temenni ederek kura neticesinde yeni görev yerleri belli olacak kişilere üstün başarılar ve hayırlı hizmetler diledi.

“BAYRAĞIMIZ RENGİNİ ŞEHİTLERİMİZİN AL KANINDAN ALIYOR”

Türk milletinin şehitleriyle yaşayan, şühedanın emanetini baş tacı eden ve ona gözü gibi bakan bir millet olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Her şeyden önce şehitlerin ölmediğini, onların Allah katında nimetlerin en güzeliyle visale erdiklerini müjdeleyen böyle bir inancın müntesipleriyiz. Bayrağımız rengini şehitlerimizin al kanından alıyor. Devletimiz yolunu ve yönünü şehitlerimizin canlarını ortaya koyduğu değerlere, ülkülere, hedeflere göre tayin ediyor. Milletimiz aynı şekilde şühedanın muazzez hatırasını daima kalbinde, zihninde, belleğinde yaşatıp, her şartta muhafaza ediyor. Bunun için Cenab-ı Allah’a ne kadar hamdetsek azdır. Şahsen böyle vefakar, böyle yüce gönüllü bir milletin evladı olduğum için Rabbime hamdediyorum. Şunun da bilinmesini isterim ki bizim zaferlerimiz emperyalistlerin lütfuyla değil, asırlardır şehit ve gazilerimizin mübarek kanlarıyla kazanılmıştır. Bizim şahsiyetimiz şehit ve gazilerimizin mücadelesiyle güç bulmuştur. Bizim şanlı tarihimiz şehitlerimizin mezarlarından yayılan destanlarla yazılmıştır. Hicaz’dan Yemen’e, Mohaç’tan Kudüs’e, Kut’ül Amare’den Preveze’ye gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında şehitlerimizin ve yakınlarımızın kahramanlıklarının, fedakarlıklarının, asaletlerinin silinmez izleri vardır.”

Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Şehit Yakınları, Gazi ve Gazi Yakınlarımızın Kamu Kurumlarına Yerleştirilmesi Kura Töreni”nde yaptığı konuşmada, Osman Yüksel Serdengeçti’nin “Cenk Türküsü” isimli şiirinden şu dizeleri okudu:

“Dedem kayıp olmuş Yemen çölünde/Amcam şehit olmuş Urum elinde/Babamın ruhu Çanakkale’de/Beşikte bırakmış beni pederim/Elimde süngüm, cenge giderim/Mübarek gaza, cenk, düğüş, sefer/Böyle buyurmuş ulu peygamber/Demiş ki ‘Yurt için can veren erler, mahşerde benimle beraber’/Tanrı’nın buyruğu, buna ne derim/Elimde süngüm, cenge giderim.”

Erdoğan, cenk meydanlarında, vatan müdafaasında, İ’la-yı Kelimetullah yolunda ve terörle mücadelede bugüne kadar nice şehitler verildiğini söyleyerek, “Tam bin yıldır onurumuzla, gururumuzla, vakarımızla bu topraklarda yaşayabilmek için, mazlum ve mağdurlara umut olabilmek için nice koç yiğitleri, nice civanmertleri içimiz kan ağlayarak toprağa verdik. Ama ne olursa olsun ümidimizi yitirmedik.” diye konuştu.

Şehitlerin uğruna canlarını feda ettikleri o davayı yaşatmak için her türlü badireyi milletle birlikte göğüslediklerini belirten Erdoğan, gazilere ve şehit yakınlarına şöyle seslendi:

“Tabii en büyük acıyı sizler yaşadınız. Evladınızı, eşinizi, anne babanızı içiniz yana yana ebediyete uğurladınız. Kimi zaman bayramlarda, kimi zaman düğünlerde, kimi zaman anneler, babalar gününde, şehitlerimizin doğum ve şehadet yıl dönümlerinde onların hasretiyle, sızısıyla, hatırasıyla baş başa kaldınız. Biz ne kadar çabalarsak çabalayalım sizlerin çektiği bu acıları asla tam olarak idrak edemeyiz. Ama şunu da çok iyi biliyoruz ki şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve gazi yakınlarımızın gösterdikleri sabır, sahip oldukları dirayet ve taşıdıkları metanet takdirlerin en yükseğine layıktır.”

“İMKANLARIMIZ NİSPETİNDE SİZLERE EN GÜÇLÜ DESTEĞİ VERMEYE ÖZEN GÖSTERİYORUZ”
Devlet ve hükümet olarak şehitlerin emaneti aileler, gaziler ve onların yakınları için ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: “Şurası bir gerçek ki sizlerin fedakarlıklarıyla bizlerin sunduğu hizmetler kuşkusuz kıyaslanamaz. Sizlerin ödediği bedellere bu dünyada hiçbir paha biçilemez. Fakat biz yine de imkanlarımız nispetinde sizlere en güçlü desteği vermeye özen gösteriyoruz. İstihdam hakkından mali ve ekonomik muafiyetlere, eğitim ücretlerinin karşılanmasından farklı alanlardaki indirimlere pek çok sahada sizlerin hayatını kolaylaştıracak adımlar attık. 2012’de yaptığımız düzenleme ile terörle mücadele şehitlerimizin yakınlarına tanınan istihdam hakkını birden ikiye çıkardık. Terör mağduru sivil vatandaşlarımız ile şehitlerimizin anne ve babalarına aylık bağladık.”

Erdoğan, 2013’te hayata geçirdikleri düzenleme ile istihdam hakkı bulunmayan vazife ve harp malullüğü kapsamında hayatını kaybedenlerin yakınlarına iki, malul olanlara ise bir istihdam hakkı sağladıklarını söyledi.

“BUGÜNE KADAR YAKLAŞIK 1 MİLYON ZİYARET GERÇEKLEŞTİRDİK”
Diğer kamu kurumlarındaki vazife malulleri ile terör saldırılarında hayatını kaybeden vatandaşların yakınlarına ve engelli hale gelen terör mağduru sivil vatandaşlara bir istihdam hakkı sağladıklarını anlatan Erdoğan, 2016’da ise şehit yakınlarına araç alımlarında özel tüketim vergisi muafiyeti getirdiklerini belirtti.

Başkan Erdoğan, şöyle devam etti: “2023’te devreye aldığımız düzenleme ile muharip gazilerimizin şeref aylıklarının, sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın asgari ücret tutarında ödenmesini temin ettik. Şehit ve gazilerimizin milletçe el üstünde tuttuğumuz evlatlarının özel öğretim kurumlarında ücretsiz eğitim almalarının önünü açtık. Ücretsiz seyahat kartlarından yüzde 50 indirimli doğal gaz kullanımı ve uçak biletlerine kadar burada tek tek sayamayacağımız nice uygulamayı hayata geçirdik. Tüm bunları yaparken aynı zamanda şehit yakınlarımız, gazilerimiz ve aileleriyle sık sık bir araya gelmeyi, onlar ile hasbihal etmeyi, talep ve ihtiyaçlarını bizzat kendilerinden dinlemeyi asla ihmal etmedik. Bu kapsamda bugüne kadar yaklaşık 1 milyon ziyaret gerçekleştirdik.”

Son olarak ağustosta şehit aileleri ve gazilerin haklarını genişleten yasa teklifinin Meclis tarafından kabul edildiğini dile getiren Erdoğan, yeni kanunla birçok alanda önemli düzenleme, kolaylık ve desteğin hayata geçirildiğini vurguladı.

Erdoğan, vatan için bedel ödeyenlerin çok farklı alanlardaki taleplerini karşıladıklarını, önem verdikleri bir diğer alanın ise atamalar olduğunu belirterek, “1995’ten 2002’ye kadar sadece 6 bin 315 şehit yakını, gazi ve gazi yakınımız kamu kurumlarımıza atanmıştı. Bugün çekeceğimiz kuralarla 571 kardeşimizi daha kamu kurumlarına yerleştirecek, böylelikle kamuda istihdam edilen şehit yakını, gazi ve gazi yakını sayısını tam 53 bin 179’a yükselteceğiz. Az sonra atamalarını gerçekleştireceğimiz her bir kardeşimize yeni görevlerinde başarılar diliyor, hayırlı, uğurlu olsun diyorum.” diye konuştu.

Bu hizmetleri özetlerken dahi büyük bir mahcubiyet duyduğunu kaydeden Erdoğan, “Bizler zaten bu makamlarda sizlere hizmet etmek için, sizlerin sorunlarını gidermek için bulunuyoruz. Ne yaparsak yapalım şehit ve gazilerimizin haklarını asla tam manasıyla ödeyemeyeceğimizi bizler zaten biliyoruz. Ama yine de elimizden geldiğince şükran ve minnet borcumuzu bir nebze de olsa naçizane ödemeye çalışıyoruz. Rabb’im şehitlerimizin ruhlarını şad edebilmeyi, şehit ve gazilerimizin emanetine dört elle sahip çıkabilmeyi hepimize nasip eylesin diyorum.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, şehitlerin 86 milyonun huzur, güven ve dayanışma içinde kardeşçe bir arada yaşayabilmesi için serden geçtiklerini kaydetti.

Aynı şekilde gazilerin de milletin müessir ve muteber bir ülkede özgür ve bağımsız bir şekilde hayat sürebilmesi için kanlarını akıttığını kaydeden Erdoğan, “Bizlerin yegane ve en önemli ödevi şehit ve gazilerimizin bu hedeflerini devlet ve millet olarak el ele verip hayata geçirmektir. Ocaklarımıza yarım asırdır kor ateşler düşüren terör musibetini tamamen ortadan kaldırmak için başlattığımız Terörsüz Türkiye sürecini bir devlet projesi olarak tam da bu yüzden yürütüyoruz. Geride bıraktığımız 2 yılda tüm tahriklere, tüm tuzaklara rağmen önemli mesafeler katettik.” ifadelerini kullandı.

Başkan Erdoğan, “Özellikle son 6 ayda komşumuz İran ve Körfez bölgesi başta olmak üzere çevremizde meydana gelen savaş ve krizlerin sağduyuyla yönetilmesinde Terörsüz Türkiye sürecimizin çok stratejik katkıları oldu. Yeni fitne ateşleri yakarak kardeşi kardeşe kırdırma planları, ülkemizin gayretleri sayesinde hamdolsun boşa düştü. Aynı şekilde kısa süre önce komşumuz Suriye’den de umut verici haberler aldık. Orada da terör meselesinin kardeş kanı dökülmeden uhulet ve suhuletle çözülmekte olduğunu görüyoruz.” diye konuştu.

Suriyeli kardeşlerine her türlü desteği ve katkıyı verdiklerini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yine bu dönemde Gazi Meclisimizde 467 oy gibi tarihi bir mutabakatla kabul edilip yasalaşan kanunla, kritik bir eşiği daha aşmış olduk. Meclisimiz Türk siyasetinde daha önce hiç görülmemiş bir uzlaşı örneği sergileyerek sürece büyük bir güven aşıladı. İnşallah son düzlüğü de geçecek, ülkemizle birlikte bölgemizin tamamını huzur ve istikrara kavuşturacağız. Terörün bu topraklarda bir daha asla zemin bulmaması, bizlere yeni acılar yaşatmaması, ocaklara yeni ateşler düşürmemesi için gereken her türlü adımı kararlılıkla atacağız.”

Başkan Erdoğan, “Şehitlerimizin asil ve aziz ruhlarını incitecek, gazilerimizin emeklerini boşa düşürecek, şehit ve gazi yakınlarımızı rencide edecek hiçbir girişime bugüne kadar müsaade etmedik, bundan sonra da müsaade etmeyeceğiz.” dedi.

Siyonist katliam şebekesi başta olmak üzere hangi odakların bu süreçten rahatsızlık duyduğunun görüldüğünü aktaran Erdoğan, “Allah’ın izniyle bunlara umdukları fırsatı vermeyeceğiz. Aynı şekilde yaklaşık 50 yıldır terör endüstrisinden beslenen millet ve memleket düşmanlarının da hortumlarını tek tek keseceğiz. Sizlerin duası, milletimizin de desteğiyle inşallah hedefimize ulaşacağız.” ifadelerini kullandı.

Başkan Erdoğan, bugün görev yerleri belli olacak 571 gazi, gazi yakını ve şehit yakınına başarılar dileyerek Gaziler Günü’nü tebrik etti.

PROGRAMDAN NOTLAR
Programda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da konuşma yaptı.

Başkan Erdoğan’a konuşmasının ardından Bakan Göktaş ile 15 Temmuz 2016 darbe girişiminde TÜRKSAT’ta şehit olan Ali Karslı’nın eşi Nilgün Karslı ve oğlu Bedirhan Karslı tarafından, üzerinde Arapça elif harfi ve Türk bayrağı bulunan tablo hediye edildi.

Daha sonra Başkan Erdoğan ve diğer katılımcıların butona basmasıyla kura çekimi yapıldı.

Kurayla ataması yapılanlardan bazılarının isimlerini okuyarak sahneye davet eden ve kendilerini tebrik eden Erdoğan, ataması yapılan bir vatandaştan sigarayı bırakmasını istedi. Vatandaşın söz vermesi üzerine Erdoğan, “Sigarayı bırakacak, söz verdi.” dedi.

Sahneye gelen bir kadın ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sarılarak gözyaşı döktü. Erdoğan, sahneye gelen çocuklara da harçlık dağıttı.

Programa, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, İstanbul Valisi Davut Gül, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve 15 Temmuz gazisi Turgut Aslan, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Hayati Yazıcı ve Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, bazı milletvekilleri ve vatandaşlar katıldı.

hbx-gtxxsaamywu-1771347703-2

Türk Büro-Sen’den Yetkili Sendikaya Sert Mesaj: “Çare Masadaki İradeyi Değiştirmek”

Türk Büro-Sen’den Yetkili Sendikaya Sert Mesaj: “Çare Masadaki İradeyi Değiştirmek”mask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Türk Büro-Sen, 8. Olağan Genel Kurul sonrası oluşan yeni yönetim kurulu ile ilk toplantısını gerçekleştirdi. Sendika, toplantıya katılarak tecrübelerini paylaşan Önder Kahveci’ye teşekkür etti.

Genel merkez tarafından yapılan açıklamada, kamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik ve özlük sorunlara dikkat çekilerek yetkili sendikaya yönelik sert eleştirilerde bulunuldu.

“Eşantiyon Anlayışını Sona Erdireceğiz”

Açıklamada, memur sendikacılığının “eşantiyon anlayışı” ve “meslek-kurum sendikacılığı” ile dejenere edildiği savunularak, şu ifadeler kullanıldı:

“Bir yandan memurumuzu, diğer yandan kutsal hak arama aracı olan memur sendikacılığını dejenere eden anlayışı sona erdireceğiz.”

Türk Büro-Sen, meslek ve kurum sendikalarının memura katkı sunmadığını, yetkili sendikanın ise kamu çalışanlarının haklarını yeterince savunamadığını öne sürdü.

“Yetkili Sendika Hakkı Neden Alamıyor?”

Sendika açıklamasında dikkat çeken bir soru da kamu çalışanlarına yöneltildi:

“Kamu işvereni dediğimiz hükümetle masaya oturan kamuda çalışan işçiler hakkını alırken, aynı hükümetle masaya oturan yetkili sendika memurumuzun hakkını neden alamamaktadır?”

Türk Büro-Sen’e göre sorunun kaynağı 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu ya da toplu sözleşme masası değil; masadaki iradeyi temsil eden yetkili sendika.

“Memur Maaşları Hayat Pahalılığına Yetmiyor”

Açıklamada, memurların maaşlarının yaşam maliyetleri karşısında yetersiz kaldığına vurgu yapıldı. Kamu çalışanlarının aldıkları ücretlerin büyük bölümünü kira ve gıdaya ayırmak zorunda kaldıkları, sosyal yaşamlarının ciddi şekilde daraldığı belirtildi.

Ayrıca memurların eğitim durumları, diplomaları ve görev sorumlulukları ile özlük hakları arasındaki dengesizliği sorguladıkları ifade edildi.

“Çare, Masadaki İradeyi Değiştirmektir”

Türk Büro-Sen, çözümün toplu sözleşme masasındaki yetkili sendikanın değişmesinden geçtiğini savunarak, memurları tercihlerini bu doğrultuda yapmaya davet etti.

Açıklamada, memur ve işçi maaşlarını karşılaştıran kamu çalışanlarının mevcut tabloyu doğru analiz etmeleri gerektiği vurgulandı.

#
Önder Kahveci, Türk Büro-Sen, 4688 sayılı yasa, toplu sözleşme, memur sendikası, Memur maaşları, ifade, özlük hakları, KAMU, 8. Olağan Genel Kurul
1200x675-trump-si-zirvesinde-tayvan-ticaret-ve-iran-gundemi-1790054396162

Trump-Şi zirvesinde kritik hesaplaşma: Masada ticaret, Tayvan, İran ve yapay zekâ var

Trump-Şi zirvesinde kritik hesaplaşma: Masada ticaret, Tayvan, İran ve yapay zekâ var

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Trump-Şi zirvesinde kritik hesaplaşma: Masada ticaret, Tayvan, İran ve yapay zekâ var

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 23-25 Eylül’de ABD’yi ziyaret edecek. Washington’daki zirvede ticaret ateşkesinin geleceğinden yapay zekâ rekabetine, İran savaşından kritik minerallere kadar birçok başlık ele alınacak. Ancak zirvenin en hassas dosyalarından biri Tayvan olacak. ABD basınına göre Pekin, Trump dönemindeki belirsizlikleri ada üzerindeki etkisini artırmak için fırsata çevirmeye çalışıyor.

Dünyanın en büyük iki ekonomisinin liderleri, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bu hafta Washington’da kritik bir görüşme gerçekleştirecek.

Çin Dışişleri Bakanlığı, Şi’nin Trump’ın daveti üzerine 23-25 Eylül tarihlerinde ABD’ye devlet ziyareti yapacağını açıkladı. Ziyaret, Şi’nin 2015’ten bu yana ABD’ye gerçekleştireceği ilk devlet ziyareti olacak. İki liderin 24 Eylül’de görüşmesi bekleniyor.

Pekin, zirvenin Çin-ABD ilişkileri ile “dünya barışı ve kalkınması” konularında kapsamlı görüş alışverişine sahne olacağını duyurdu. Ancak Washington’daki görüşmelerin gündemi, diplomatik açıklamalarda kullanılan geniş ifadelerin çok ötesine geçiyor.

Ticaret ateşkesi, gümrük vergileri, yapay zekâ, nadir toprak elementleri, İran ve Tayvan, iki liderin önündeki başlıca dosyalar arasında bulunuyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı, Devlet Başkanı Şi Cinping'in ABD Başkanı Donald Trump'ın daveti üzerine 23-25 Eylül tarihlerinde ABD'ye resmi ziyaret gerçekleştireceğini açıkladı. (İHA)Çin Dışişleri Bakanlığı, Devlet Başkanı Şi Cinping’in ABD Başkanı Donald Trump’ın daveti üzerine 23-25 Eylül tarihlerinde ABD’ye resmi ziyaret gerçekleştireceğini açıkladı. (İHA)

WASHINGTON’DA KRİTİK PAZARLIK: TİCARET ATEŞKESİ UZATILACAK MI?

Trump ile Şi’nin görüşmesinde en somut beklentilerden biri, iki ülke arasındaki ticaret ateşkesinin geleceğine ilişkin yeni bir uzlaşı sağlanması.

ABD ile Çin arasında geçen yıl varılan geçici ticaret anlaşmasının mevcut çerçevesi kasım ayında sona erecek. Bu nedenle Washington’daki zirvede tarafların ateşkesi uzatıp uzatmayacağı önemli bir başlık olacak. Reuters’a göre görüşmenin ana odağında, geçen yıl küresel ekonomi üzerinde daha büyük bir şok yaşanmasını önleyen ticaret ateşkesinin sürdürülüp sürdürülmeyeceği bulunuyor.

Tarafların karşılıklı olarak uyguladığı bazı gümrük vergilerinin askıya alınması, nadir toprak elementleri ve kritik mineraller konusunda sağlanan geçici düzenlemeler ile tarım ürünleri ticareti de bu müzakerelerin parçalarını oluşturuyor.

Ancak Washington ile Pekin arasındaki ekonomik rekabet sona ermiş değil.

Beyaz Saray personeli ve ABD askeri tören mangası, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in gelecek hafta ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da gerçekleştireceği görüşme öncesinde karşılama töreni provası yaptı. (REUTERS)Beyaz Saray personeli ve ABD askeri tören mangası, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in gelecek hafta ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da gerçekleştireceği görüşme öncesinde karşılama töreni provası yaptı. (REUTERS)

ABD, Çin’in kritik mineraller üzerindeki ihracat kontrollerini gevşetmesini isterken Pekin de Washington’ın teknoloji alanındaki kısıtlamalarının azaltılmasını talep ediyor. Bu nedenle zirvede verilecek mesajlar, yalnızca iki ülke arasındaki ticaret hacmi açısından değil, küresel tedarik zincirlerinin geleceği açısından da önem taşıyor.

NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ VE TEKNOLOJİ SAVAŞI

Washington ile Pekin arasındaki en önemli ekonomik anlaşmazlıklardan biri nadir toprak elementleri. Bu mineraller; elektrikli araçlar, elektronik cihazlar, savunma sistemleri ve ileri teknoloji ürünleri için kritik önem taşıyor. Çin, küresel tedarik zincirinde önemli bir konuma sahip.

Trump yönetimi Pekin’in bu alandaki ihracat kısıtlamalarını gevşetmesini isterken, Çin tarafı ABD’nin ileri teknoloji ve çip ihracatına yönelik sınırlamalarından rahatsız. Dolayısıyla Washington’daki görüşmelerde ticaret ve teknoloji dosyaları birbirinden ayrı ilerlemeyecek.

Reuters’ın aktardığına göre Şi’nin Washington’a güçlü bir ticaret pozisyonuyla gitmesi, Pekin’in yeni tavizler vermek konusunda acele etmeyebileceği değerlendirmelerine yol açıyor. Çin’in küresel ticaret fazlasının bu yıl ikinci kez 1 trilyon doları aşması bekleniyor.

MASAYA YENİ BİR BAŞLIK DAHA GELİYOR: YAPAY ZEKA

Trump-Şi görüşmesinin dikkat çekici başlıklarından biri de yapay zekâ olacak.

ABD ve Çin, yapay zekâ alanında küresel liderlik için yoğun bir rekabet yürütüyor. Washington, Çin’in ileri teknolojiye ve gelişmiş yapay zekâ çiplerine erişimini sınırlandırmaya çalışırken Pekin kendi teknoloji kapasitesini hızla geliştiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 30 Ekim 2025’te Güney Kore’nin Busan kentinde düzenlenen APEC Zirvesi kapsamında ikili görüşme gerçekleştirdi. (REUTERS)ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 30 Ekim 2025’te Güney Kore’nin Busan kentinde düzenlenen APEC Zirvesi kapsamında ikili görüşme gerçekleştirdi. (REUTERS)

Buna karşın iki ülke, yapay zekânın oluşturabileceği güvenlik riskleri konusunda iletişim kanalları oluşturma arayışında.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı Hı Lifıng’ın zirve öncesinde New York’ta gerçekleştirdiği görüşmelerde yapay zekâ güvenliği konusunda yeni bir bildirim mekanizması oluşturulmasının ele alındığı bildirildi. Bu mekanizmanın, ulusal güvenliği etkileyebilecek yapay zekâ kaynaklı olayların taraflara bildirilmesini amaçlaması bekleniyor.

AP’ye göre Washington ve Pekin yapay zekâda birbirleriyle rekabet ederken aynı zamanda teknolojinin oluşturabileceği siber saldırı, kritik altyapıların hedef alınması ve kontrol kaybı gibi riskler konusunda ortak zemin arıyor.

ZİRVENİN EN HASSAS DOSYASI: TAYVAN

Washington’daki görüşmelerin siyasi açıdan en kritik başlıklarından biri ise Tayvan olacak.

Pekin, Tayvan’ı Çin’in ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Washington ise Tayvan’la resmi diplomatik ilişki kurmamasına rağmen adaya uzun süredir savunma desteği sağlıyor.

Şi’nin Trump’la Tayvan konusunda daha açık bir tutum geliştirmesi için görüşmelerde baskı yapması bekleniyor.

Reuters’a göre Çin liderinin özellikle ABD’nin Tayvan’ın bağımsızlığına yönelik tutumu konusunda daha net bir pozisyon talep etmesi bekleniyor. Bu konu, zirve öncesinde ABD’nin Asya’daki müttefiklerinin de yakından takip ettiği bir başlık haline geldi.

Reuters’a göre Japonya ve Güney Kore dahil ABD’nin bölgedeki müttefikleri, Washington’ın Tayvan’a yönelik desteğinin geleceği konusunda yakından izliyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da zirve öncesinde Japon ve Güney Koreli mevkidaşlarıyla görüşerek bölgesel güvenlik ve Tayvan konusunda ABD’nin müttefikleriyle koordinasyonunu vurguladı.

ABD askeri tören mangası, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Beyaz Saray ziyareti öncesi Washington’da ABD ve Çin bayraklarıyla prova yaptı. (AFP)ABD askeri tören mangası, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Beyaz Saray ziyareti öncesi Washington’da ABD ve Çin bayraklarıyla prova yaptı. (AFP)

PEKİN, TRUMP DÖNEMİNİ NEDEN FIRSAT OLARAK GÖRÜYOR?

The Wall Street Journal’ın son analizine göre Pekin, Trump’ın Tayvan politikasındaki belirsizliği “nadir bir fırsat penceresi” olarak değerlendiriyor.

Habere göre Çin yönetimi, ABD’nin Tayvan’a verdiği desteğin geleceği konusunda adada oluşan soru işaretlerinden yararlanarak kamuoyunu kendi lehine etkilemeye çalışıyor.

Trump’ın daha önce Tayvan’a yönelik yaklaşık 14 milyar dolarlık silah paketini “pazarlık kozu” olarak nitelendirmesi de bu tartışmanın merkezinde bulunuyor.

Reuters’a göre bazı ABD müttefikleri, Trump’ın Pekin’le ekonomik kazanımlar karşılığında Tayvan konusunda taviz verebileceğinden endişe ediyor. Bu endişeler, Şi’nin Washington ziyaretine yalnızca diplomatik bir görüşme değil, Tayvan konusunda gelecekteki ABD politikasının sınırlarını test edeceği bir temas niteliği kazandırıyor.

PEKİN’İN TAYVAN PLANINDA DİKKAT ÇEKEN İSİM: CHENG Lİ-WUN

WSJ’nin haberinde Pekin’in Tayvan üzerindeki etkisini artırma girişimlerinin yalnızca Washington’la yürütülen diplomasiyle sınırlı olmadığı vurgulanıyor.

Çin yönetimi, Tayvan’daki siyasi aktörlerle ilişkilerini de güçlendirmeye çalışıyor.

Bu stratejinin dikkat çeken isimlerinden biri, Tayvan’ın ana muhalefet partisi Kuomintang’ın (KMT) lideri Cheng Li-wun.

Cheng, nisan ayında Çin ana karasına 6 günlük bir ziyaret gerçekleştirdi. Yaklaşık 10 yıl aradan sonra Tayvan’ın büyük siyasi partilerinden birinin liderinin Çin ana karasına yaptığı ilk ziyaret olan gezi kapsamında Cheng, Şanghay’da temaslarda bulundu ve Şi Cinping ile görüştü.

WSJ’nin görüştüğü kaynaklara göre ziyaret öncesinde Çinli yetkililer KMT temsilcileriyle görüşerek Cheng’in kullanacağı bazı ifadeler üzerinde çalıştı.

Tayvan'ın ana muhalefet partisi Kuomintang'ın (KMT) lideri Cheng Li-wun (Arşiv)Tayvan’ın ana muhalefet partisi Kuomintang’ın (KMT) lideri Cheng Li-wun (Arşiv)

Cheng’in hazırladığı konuşma metinlerinde Tayvan’ın bağımsızlığına karşı olduğunu açık biçimde ifade ettiği belirtildi. Pekin’in bu yaklaşımı, Tayvan üzerindeki siyasi etkisini yalnızca askeri baskıyla değil, siyasi ve toplumsal kanallar üzerinden de artırmaya çalıştığı değerlendirmelerini beraberinde getirdi.

ÇİN’İN HESABI: TAYVAN’DA SİYASİ DENGEYİ DEĞİŞTİRMEK

KMT, Tayvan’ın Çin ana karasıyla daha yakın ilişkiler kurulmasını savunan ancak resmi olarak Çin ile derhal birleşmeyi desteklemeyen bir parti.

Parti, 2008-2016 yılları arasında Tayvan’ı yönetirken Pekin’le ekonomik ve siyasi ilişkilerin geliştirilmesine öncelik vermişti.

Cheng’in siyasi geçmişi ise daha karmaşık.

Kariyerinin ilk döneminde KMT karşıtı demokrasi protestolarına katılan Cheng, bir dönem Tayvan’ın bağımsızlığını savundu. Daha sonra DPP’den ayrılarak KMT’ye katıldı.

Bugün ise Çin ile diyaloğun geliştirilmesini ve Tayvan Boğazı’nda çatışma riskinin azaltılmasını savunuyor.

WSJ’ye göre Pekin açısından Cheng’in önemi, KMT’yi daha açık biçimde Çin yanlısı bir çizgiye taşıma ihtimaliyle bağlantılı.

Ancak bu stratejinin Tayvan toplumunda ne ölçüde karşılık bulacağı belirsiz.

National Chengchi Üniversitesi’nin uzun dönemli araştırmalarına göre Tayvan’da Çin ile birleşme desteği son 30 yılda belirgin biçimde geriledi. WSJ’nin aktardığı verilere göre birleşmeyi destekleyenlerin oranı yaklaşık 30 yıl önce yüzde 22 seviyesindeyken bugün yüzde 8’in altında.

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 14 Mayıs 2026’da Çin’in başkenti Pekin’deki Cennet Tapınağı’nı gezerken görüntülendi. (REUTERS)ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 14 Mayıs 2026’da Çin’in başkenti Pekin’deki Cennet Tapınağı’nı gezerken görüntülendi. (REUTERS)

SOSYAL MEDYADA DA MÜCADELE SÜRÜYOR

Pekin’in Tayvan politikasının bir diğer ayağını dijital alan oluşturuyor.

Tayvan Ulusal Güvenlik Bürosu, Çin’in internet platformları ve sahte internet siteleri üzerinden kapsamlı bir “bilişsel savaş” kampanyası yürüttüğünü öne sürüyor.

WSJ’nin aktardığı Tayvanlı resmi verilere göre 2025’te yaklaşık 45 bin şüpheli hesap tespit edildi. Bu sayı 2024’te yaklaşık 28 bin olarak kaydedilmişti.

Tayvanlı yetkililer ayrıca Çin’le bağlantılı olduğunu belirttikleri deepfake içeriklerin dolaşıma sokulduğunu ve ABD’nin bir gün Tayvan’ı Çin’e “satabileceği” yönündeki mesajların yayılmaya çalışıldığını söylüyor.

Pekin ise dezenformasyon kampanyalarına müdahil olduğu yönündeki suçlamaları reddediyor.

Böylece Tayvan konusunda askeri baskının yanında siyasi nüfuz, sosyal medya ve kamuoyu algısı da mücadelenin parçaları haline geliyor.

İRAN SAVAŞI DA ZİRVENİN GÜNDEMİNDE

Trump-Şi görüşmesinin bir diğer kritik dosyası ise İran savaşı.

ABD’nin İran’la savaşı sürerken Washington, Pekin’in Tahran üzerindeki ekonomik ve diplomatik nüfuzundan yararlanmak istiyor.

Axios’un zirve öncesi değerlendirmesine göre Trump’ın Çin üzerindeki İran baskısını ne ölçüde artıracağı, ekonomik ilişkilerdeki kırılgan dengeyi bozmadan bunu yapıp yapamayacağı açısından önemli olacak.

ABD Başkanı Donald Trump, 14 Mayıs 2026’da Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya geldi. Görüşmeler ticaret, bölgesel güvenlik ve ikili ilişkilerin güçlendirilmesine odaklandı. (REUTERS)ABD Başkanı Donald Trump, 14 Mayıs 2026’da Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya geldi. Görüşmeler ticaret, bölgesel güvenlik ve ikili ilişkilerin güçlendirilmesine odaklandı. (REUTERS)

Çin ise İran’la uzun süredir ekonomik ve stratejik ilişkiler yürütüyor.

Bu nedenle Washington’daki görüşmede İran başlığı, ABD-Çin rekabetinin Orta Doğu’ya yansıyan boyutlarından biri olacak.

“DÜNYA BARIŞI” MESAJININ ARKASINDA ÇOK DAHA GENİŞ BİR PAZARLIK VAR

Pekin, Şi’nin Washington ziyaretini “dünya barışı ve kalkınması” söylemiyle çerçeveliyor. Ancak görüşmelerin somut gündemi, iki ülkenin küresel güç rekabetinin hemen her alanına dokunuyor. Bir tarafta ticaret ateşkesi ve gümrük vergileri, diğer tarafta yapay zekâ ve ileri teknoloji rekabeti bulunuyor.

Bunlara nadir toprak elementleri ve kritik mineraller gibi küresel tedarik zincirlerini etkileyen konular ile Tayvan ve İran gibi doğrudan jeopolitik sonuçları bulunan dosyalar ekleniyor.

Dolayısıyla 24 Eylül’deki Trump-Şi görüşmesi, tek bir anlaşmanın ötesinde iki ülkenin önümüzdeki dönemde rekabeti nasıl yöneteceğine ilişkin önemli mesajlar verebilir.

1200x675-1789974145475

İstanbul merkezli İsrail bağlantılı forex operasyonunda 133 şüpheliye tutuklama talebi

İstanbul merkezli İsrail bağlantılı forex operasyonunda 133 şüpheliye tutuklama talebi

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
İstanbul merkezli İsrail bağlantılı forex operasyonunda 133 şüpheliye tutuklama talebi

İstanbul’da İsrail bağlantılı uluslararası yasa dışı forex dolandırıcılığına yönelik soruşturmada 10 şüpheli daha yakalandı. Gözaltı sayısı 213’e yükselirken şüphelilerden 133’ü hakkında tutuklama, 56’sı adli kontrol talebiyle hakimliğe sevk edilirken, 24 kişi serbest bırakıldı.

İstanbul’da İsrail bağlantılı uluslararası yasa dışı forex dolandırıcılığına yönelik operasyonda gözaltı sayısı 213’e yükseldi. Son olarak yakalanan 10 kişinin işlemlerinin tamamlanmasıyla şüphelilerin tamamı Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ndeki işlemleri tamamlandı.

İçişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) öncülüğünde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, Interpol, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve Interpol Genel Merkezinin katkılarıyla, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele ve Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Şube Müdürlüklerince uluslararası yasa dışı forex dolandırıcılığına yönelik yürütülen soruşturma sürüyor.

İstanbul merkezli İsrail bağlantılı forex operasyonunda 133 şüpheliye tutuklama talebi - 1

GÖZALTI SAYISI 213’E YÜKSELDİ

Ekiplerin yürüttüğü son çalışmada 10 şüpheli daha gözaltına alındı. Böylece gözaltı sayısı 213’e çıktı.

133 ŞÜPHELİ HAKKINDA TUTUKLAMA TALEBİ

İstanbul Adliyesi’nde savcılık işlemleri tamamlandı. Şüphelilerden 133’ü tutuklama, 56’sı ise adli kontrol talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Şüphelilerden 24’ünün ise ifadesinin ardından serbest bırakıldığı öğrenildi.

İstanbul merkezli İsrail bağlantılı forex operasyonunda 133 şüpheliye tutuklama talebi - 2

25 ŞİRKETE BAĞLI 40 MERKEZ ORTAYA ÇIKARILDI

Soruşturmada Türkiye’de faaliyet gösteren 25 şirkete bağlı 40 sözde çağrı merkezi ve finans ofisi belirlendi. Bu yapıları yöneten şüpheliler ile merkezlerde çalışan çok sayıda yerli ve yabancı kişi soruşturmanın kapsamına alındı.

Çağrı merkezleri ve finans ofislerine eş zamanlı operasyon düzenlendi. İlk aşamada 191 şüpheli gözaltına alındı.

Adreslerinde bulunamayan 10 zanlı daha sonraki çalışmalarla yakalandı. Son operasyonda 10 kişinin daha yakalanmasıyla toplam sayı 213’e ulaştı.

İstanbul merkezli İsrail bağlantılı forex operasyonunda 133 şüpheliye tutuklama talebi - 3

1,5 MİLYAR LİRALIK MAL VARLIĞINA EL KONULDU

Operasyon kapsamında suçtan elde edildiği değerlendirilen 1,5 milyar lira değerindeki mal varlığına el konuldu.

Şüphelilerle bağlantılı 80 araç ile 12 mülk hakkında da el koyma kararı uygulandı. Banka hesapları kripto varlık hesapları ve şirket hesapları bloke edildi.

İstanbul merkezli İsrail bağlantılı forex operasyonunda 133 şüpheliye tutuklama talebi - 4

El Koyma ve Bloke İşlemleri Miktar
Mal varlığı değeri 1,5 milyar TL
El konulan araç 80
El konulan mülk 12
Bloke uygulanan hesaplar Banka kripto varlık ve şirket hesapları

ŞÜPHELİLER 20 FARKLI ÜLKE UYRUĞUNDA

Gözaltına alınan şüpheliler arasında çok sayıda yabancı ülke vatandaşı da bulunuyor. Şüphelilerden 9’unun İsrail ve 11’inin Pakistan vatandaşı olduğu belirlendi.

Diğer 25 yabancı şüphelinin ise Azerbaycan Suriye Ürdün Ukrayna Tayland Endonezya Fas Kazakistan Filipinler İran Çin Lübnan Filistin Meksika Mısır Mozambik Arjantin ve Bangladeş vatandaşı olduğu kayda geçti.

İstanbul merkezli İsrail bağlantılı forex operasyonunda 133 şüpheliye tutuklama talebi - 5

Uyruk Grubu Şüpheli Sayısı
İsrail 9
Pakistan 11
Diğer 18 ülke 25
Toplam yabancı şüpheli 45
27353-1779375340

MEB’den Nöbetçi Öğretmenlere İlişkin Görüş: Ek Ders Ücreti Şarta Bağlandı

Nöbetçi Öğretmen, Ücretini Almadığı Boş Derse Girmeye Zorlanamazmask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), okullarda sıkça tartışma konusu olan “boş geçen derslere giren nöbetçi öğretmenlere ek ders ücreti ödenip ödenmeyeceği” meselesine ilişkin görüş yazısını paylaştı.

Yapılan değerlendirmede, ek ders ücretinin otomatik değil, belirli şartlara bağlı olduğu vurgulandı.

Müfredat İşlenirse Ek Ders Ödenir

MEB’in görüşüne göre, nöbetçi öğretmenin boş geçen derse girmesi tek başına ek ders ücreti anlamına gelmiyor.

Ek ders ödenebilmesi için:

  • Öğretmenin o saatte işlenmesi gereken dersi müfredata uygun şekilde anlatması,

  • Dersin fiilen okutulması,

  • Öncelikle maaş karşılığı ders saatinin doldurulmuş olması gerekiyor.

Eğer öğretmen maaş karşılığı ders yükünü tamamlamışsa, müfredat işlediği saatler için ek ders ücreti ödeniyor.

Sınıfta Sadece Düzen Sağlamak Yeterli Değil

Görüş yazısında, öğretmenin yalnızca sınıfın düzenini sağlamak, öğrencilerin başında bulunmak ya da sessizliği temin etmek amacıyla sınıfta kalmasının “ders okutmak” kapsamında değerlendirilemeyeceği ifade edildi.

Bu durumda ek ders ücreti ödenmiyor.

Nöbetçi Öğretmen Boş Derse Girmek Zorunda mı?

İlgili yönetmelik hükümlerine göre, öğretmeni bulunmayan sınıfların kontrolü ve öğrencilerin düzenli şekilde etüt yapmasının sağlanması nöbetçi öğretmenin sorumluluğunda.

Ancak tüm nöbetçi öğretmenlerin dersi olması halinde gerekli önlemleri almak okul yönetiminin görev alanına giriyor.

Öğretmenleri Yakından İlgilendiriyor

Karar, özellikle büyük okullarda sık yaşanan “boş ders” uygulamaları açısından önem taşıyor.

Ek ders ödemelerinde yaşanan tereddütlerin giderilmesi amaçlanırken, uygulamada müfredat işlenip işlenmediğinin belirleyici olacağı ifade ediliyor.

#
EK DERS ÜCRETİ, MEB açıklaması, müfredat, nöbetçi öğretmen, boş ders, öğretmen hakları, ifade, karar, Öğretmen, okul
1200x675-turkiye-ve-abd-arasinda-nukleer-enerjide-yeni-is-birligi-1790062366472

Türkiye ile ABD arasında nükleer enerji iş birliği: SMR ve 4. nesil reaktörler için teknik çalışma başlıyor

Türkiye ile ABD arasında nükleer enerji iş birliği: SMR ve 4. nesil reaktörler için teknik çalışma başlıyor

A Haber’i Google’a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Türkiye ile ABD arasında nükleer enerji iş birliği: SMR ve 4. nesil reaktörler için teknik çalışma başlıyor

Türkiye ile ABD arasında nükleer enerji alanında yeni bir iş birliğine gidildi. Buna göre; yeni nükleer santral projelerinin geliştirilmesinden sorumlu Türkiye Nükleer Enerji Anonim Şirketi (TÜNAŞ) ile ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) ortak bir proje geliştirecek. Proje kapsamında ABD’li şirketlerin küçük modüler reaktör (SMR) tasarımları ve 4’üncü nesil reaktör tasarımları ile ilgili kapsamlı teknik raporlar hazırlanacak.

Anlaşmayı değerlendiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 2053 net sıfır emisyon ve enerjide tam bağımsızlık hedefleri doğrultusunda, enerji sepetini çeşitlendirmekte kararlı olduklarını bildirerek “Büyük ölçekli nükleer santrallerimizin yanı sıra ülkemizin ihtiyaçlarına en uygun alternatifleri titizlikle çalışarak güçlü ve modern bir enerji altyapısı inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi.

TÜRKEVİ’NDE TÖREN

Başkan Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’na katılmak üzere bulunduğu New York, Türkiye ile ABD arasında nükleer alanında yeni bir iş birliğine sahne oldu. TÜNAŞ ve USTDA arasında proje bazlı bir anlaşma imzalandı. Türkevi’nde gerçekleştirilen imza törenine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar refakat ederken TÜNAŞ Genel Müdürü Dr. Necati Yamaç ve USTDA Direktör Yardımcısı Thomas R. Hardy imzaları attı.

Türkevi’nde gerçekleştirilen imza töreni (ahaber.com.tr)Türkevi’nde gerçekleştirilen imza töreni (ahaber.com.tr)

ÇEŞİTLİ AÇILARDAN DEĞERLENDİRİLECEK

Varılan anlaşma ile 4 ABD’li şirketin SMR tasarımları ve ABD’li şirketlerin 5 farklı 4’üncü nesil reaktör tasarımları; teknik, ekonomik, mevzuat ve lisanslama açılarından değerlendirilecek.

TEKNİK ÇALIŞMADA NELER VAR?

Yapılacak teknik çalışmada; söz konusu reaktörlerin tasarımsal özellikleri, maliyetler, lisanslama durumu, tedarik zinciri ve SWOT analizi, finansman kaynakları ve finans modelleri incelenecek. Yetkilendirme, acil durum, tasarım güvenliği, saha seçimi ve yasal çerçeve noktasında da değerlendirmeler yapılacak.

EN AZ BİR YIL SÜRECEK

Tüm bu analizlerin ardından teknik raporlar hazırlanacak. Yaklaşık 2 milyon dolar bütçeli anlaşma kapsamında en az bir yıl sürecek teknik çalışmayı USTDA karşılayacak.

GÜÇLÜ VE MODERN BİR ENERJİ ALTYAPISI

Anlaşmaya ilişkin sosyal medyadan bir açıklama yapan Bakan Bayraktar, “ABD temaslarımız kapsamında Türkevi’nde, Türkiye Nükleer Enerji A.Ş. (TÜNAŞ) ile ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) arasında Küçük Modüler Reaktörler (SMR) ve 4. Nesil Reaktörlere yönelik Hibe Anlaşması İmza Töreni’ne katıldık. Şahitlik ettiğimiz bu anlaşma sayesinde yeni nesil nükleer teknolojilerin ülkemiz için teknik, ekonomik ve mevzuat boyutlarındaki uygulanabilirliğini kapsamlı bir şekilde değerlendireceğiz. 2053 Net Sıfır Emisyon ve enerjide tam bağımsızlık hedeflerimiz doğrultusunda, enerji sepetimizi çeşitlendirmekte kararlıyız. Büyük ölçekli nükleer santrallerimizin yanı sıra ülkemizin ihtiyaçlarına en uygun alternatifleri titizlikle çalışarak güçlü ve modern bir enerji altyapısı inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

TEMELLERİ GEÇEN YIL ATILDI

Bakan Bayraktar, geçen yıl 25 Eylül’de Başkan Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği görüşmede ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile birlikte Stratejik Sivil Nükleer İşbirliği Mutabakat Zaptı’nı imzaladı. Söz konusu çerçeve anlaşma, bu alanda Türkiye ile ABD’li şirketler arasındaki olası iş birliklerini destekler nitelikteydi.