memurlarin-memuriyet-hayatlari-boyunca-siklikla-karsilasacaklari-kavramlar-1638083492-2

Devlet memurunun geçici görevlendirmesi 6 ayı aşabilir mi?

Devlet memurunun geçici görevlendirmesi 6 ayı aşabilir mi?mask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Devlet memurlarının geçici görevlendirilmesine ilişkin uygulamalar, mevzuat farklılıkları nedeniyle zaman zaman kafa karışıklığına yol açıyor. Özellikle “6 ay sınırı” konusu kamu personelinin en çok merak ettiği başlıklar arasında yer alıyor. Yapılan düzenlemelere bakıldığında, geçici görevlendirme süresinin hangi kanuna dayandığına göre farklılık gösterdiği görülüyor.

657 sayılı Kanun’da 6 ay sınırı var

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Ek 8’inci maddesine göre, memurlar başka bir kamu kurumunda geçici olarak görevlendirilebiliyor. Ancak bu görevlendirmelerde bir takvim yılı içinde 6 ayı aşmama şartı bulunuyor.

Bu kapsamda yapılan görevlendirmelerde;

  • Görevlendirmenin memurun asli göreviyle ilgili olması,

  • Memurun muvafakatinin alınması,

  • Mali ve sosyal hakların kadronun bulunduğu kurumdan ödenmesi
    zorunlu tutuluyor.

Bu maddeye dayanılarak yapılan geçici görevlendirmelerde 6 ay üst sınır olarak uygulanıyor.

Özel düzenlemelerde süre 1 yıla kadar çıkabiliyor

Öte yandan, 657 sayılı Kanun dışındaki düzenlemeler bu konuda farklı bir çerçeve çiziyor. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 25’inci maddesi kapsamında yapılan geçici görevlendirmelerde süre 1 yıla kadar belirlenebiliyor. Ayrıca bu süre, gerekli görülmesi halinde birer yıl şeklinde uzatılabiliyor.

Bu tür görevlendirmelerde personel;

  • Kurumundan aylıksız izinli sayılıyor,

  • Özlük, terfi ve emeklilik haklarını koruyor,

  • Görevlendirildiği kurumun mevzuatına tabi oluyor.

Toplam sürenin 6 ayı aşması halinde memurun muvafakati şart olarak aranıyor.

Hangi mevzuata dayanıyorsa ona bakılmalı

Uzmanlar, geçici görevlendirme süresinin değerlendirilmesinde dayanak mevzuatın esas alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Eğer görevlendirme 657 sayılı Kanun Ek 8’e dayanıyorsa 6 ay sınırı uygulanıyor. Ancak görevlendirme özel bir kanun, KHK veya Cumhurbaşkanlığı düzenlemesine dayanıyorsa süre, ilgili düzenlemede belirtilen çerçevede belirleniyor.

Sonuç olarak, geçici görevlendirmenin otomatik olarak 6 ayla sınırlı olduğu yönündeki genel kanı doğru değil. Süre, görevlendirmenin hangi yasal dayanakla yapıldığına göre değişiklik gösteriyor.

#
kamu personeli, 657 sayılı Kanun, geçici görev, geçici görevlendirme, 375 KHK, memur mevzuatı, devlet memuru, memur görevlendirme süresi, KAMU
602baac70d9bc56adc7aea4ae106d564-2

MEB Şube Müdürlüğü 2026 Yazılı Sınavı Soru ve Cevapları Açıklandı

MEB Şube Müdürlüğü 2026 Yazılı Sınavı Soru ve Cevapları Açıklandımask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından taşra teşkilatında boş bulunan şube müdürü kadroları için düzenlenen Görevde Yükselme Yazılı Sınavı, 30 büyükşehirde eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Sınav süreci, herhangi bir aksaklık yaşanmadan tamamlandı.

30 Büyükşehirde Eş Zamanlı Uygulama

Bakanlığın insan kaynağını güçlendirmek, kariyer basamaklarında ilerlemek isteyen personel için liyakat esaslı atamaları desteklemek amacıyla düzenlenen sınav, 7 Şubat 2026 Cumartesi günü saat 10.00’da başladı. Adayların sınav merkezlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla 30 büyükşehir sınav merkezi olarak belirlendi ve gerekli tüm güvenlik tedbirleri alındı.

17 Bin 761 Personel Sınava Katıldı

Eğitim camiasının yakından takip ettiği sınava, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde farklı kademelerde görev yapan 17 bin 761 personel katılım sağladı. Adaylara 60 soru yöneltilirken, sınav için 75 dakika süre tanındı. Soruların, mevzuat bilgisi, genel kültür ve mesleki yeterlilikleri ölçmeye yönelik hazırlandığı belirtildi.

Sonuçlar MEB’in Resmî Kanallarından Duyurulacak

Sınav sonuçlarının, değerlendirme sürecinin tamamlanmasının ardından www.meb.gov.tr adresi ile aday işlemleri sistemi üzerinden ilan edileceği bildirildi. Ayrıca sınava ait A ve B kitapçığı soru ve cevapları da adayların erişimine açıldı.

 

A Kitapçığı soru ve cevapları için tıklayınız.

B Kitapçığı soru ve cevapları için tıklayınız.

#
MEB taşra teşkilatı, şube müdürlüğü sınavı 2026, MEB personel sınavı, görevde yükselme yazılı sınav, meb görevde yükselme sınavı
47175-0-1658989888

Cumhurbaşkanlığı’ndan Devlet Üniversitelerine Kadro ve Pozisyon İşlerinde Yeni Usul

2019 yılı Cumhurbaşkanlığı planı yayımlandımask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Cumhurbaşkanlığı, devlet yükseköğretim kurumlarının kadro ve pozisyon işlemlerine ilişkin önemli bir düzenlemeye gitti. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından üniversitelere gönderilen resmi yazı ile, idari personel kadro ve pozisyon ihdasları konusunda yeni bir uygulamaya geçileceği bildirildi.

Aracı Onay Süreci Kaldırıldı

Hatırlanacağı üzere, 2024/7 sayılı “Tasarruf Tedbirleri” konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamında, devlet üniversitelerinin kadro ve pozisyon talepleri öncesinde Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının uygun görüşü zorunlu hale getirilmişti.

Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan yeniden değerlendirme sonucunda, bu uygulamanın kaldırılmasına karar verildi. Buna göre üniversiteler, kadro ve pozisyon taleplerini doğrudan Cumhurbaşkanlığına iletecek.

2026’dan İtibaren Yeni Usul Geçerli Olacak

Resmi yazıda yer alan bilgilere göre, 2026 yılı itibarıyla devlet yükseköğretim kurumları;

  • İdari personel kadro ve pozisyon ihdaslarını,

  • Kadro ve pozisyon izin taleplerini,

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığından ön izin almaksızın Cumhurbaşkanlığına doğrudan başvurmak suretiyle gerçekleştirecek.

Cumhurbaşkanlığı tarafından uygun bulunan kadro ve pozisyonlara ilişkin bilgiler ise, düzenli aralıklarla Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığına bildirilecek.

Amaç: Objektif Planlama ve Bürokratik Yükün Azaltılması

Düzenlemenin gerekçesi olarak; üniversitelerin teşkilat yapısı, öğrenci ve personel sayıları, fiziki imkânları, hizmet alanları ve kapasiteleri gibi kriterler dikkate alınarak daha objektif ve standart bir değerlendirme yapılmasının hedeflendiği ifade edildi.

Ayrıca, bürokratik süreçlerin azaltılması, kırtasiyeciliğin önlenmesi ve zaman ile kaynak tasarrufunun sağlanması amaçlanıyor.

#
cumhurbaşkanlığı genelgesi, CB kadro düzenlemesi, üniversite idari personel, tasarruf tedbirleri 2024/7, devlet üniversitesi kadro işlemleri, ifade, karar, öğrenci
kadir-sahin-1770643235

Türk Diyanet Vakıf-Sen’den İLİTAM Çağrısı: Diyanet Personeli İçin Yeniden Açılmalı

Türk Diyanet Vakıf-Sen’den İLİTAM Çağrısı: Diyanet Personeli İçin Yeniden Açılmalımask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Kadir Şahin, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yapan personelin akademik gelişimini desteklemek amacıyla İlahiyat Lisans Tamamlama (İLİTAM) programlarının yeniden açılması gerektiğini belirtti.

Şahin, din hizmetlerinin niteliğinin, bu hizmeti sunan görevlilerin ilmi birikimi ve akademik donanımıyla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekerek, imam-hatipler, müezzin-kayyımlar ve Kur’an kursu öğreticilerinin toplumun manevi hayatında kritik bir rol üstlendiğini vurguladı.

“İLİTAM, Mesleki Gelişime Büyük Katkı Sağladı”

Geçmiş yıllarda uygulanan İLİTAM programlarının, görevde bulunan din görevlileri için önemli bir eğitim fırsatı sunduğunu hatırlatan Şahin, bu programların hem bireysel mesleki gelişime hem de sunulan din hizmetinin kalitesine ciddi katkılar sağladığını ifade etti.

Bugün ön lisans mezunu çok sayıda Diyanet personelinin lisans eğitimini tamamlamak istediğini belirten Şahin, sahada görev yapan din görevlilerinin kendini geliştirme konusunda güçlü bir irade ortaya koyduğunu dile getirdi.

“Kontenjanlar Diyanet Personeline Özel Planlanmalı”

Türk Diyanet Vakıf-Sen’in talebinin açık olduğunu vurgulayan Şahin, İLİTAM programlarının yeniden hayata geçirilmesini ve Diyanet İşleri Başkanlığı personeline yönelik özel kontenjanlarla planlanmasını istedi.

Bu adımın, çalışanların akademik ilerleyişini destekleyeceğini ve din hizmetlerinin niteliğini daha ileri bir seviyeye taşıyacağını belirten Şahin, eğitim imkanlarının genişletilmesinin kurumsal gücü de artıracağını kaydetti.

YÖK ve MEB’e Çağrı

Açıklamasının sonunda Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Millî Eğitim Bakanlığına çağrıda bulunan Kadir Şahin, sahada görev yapan din görevlilerinin beklentilerine cevap verecek şekilde, İLİTAM programlarının günümüz şartlarına uygun olarak yeniden başlatılması gerektiğini ifade etti.

#
imam hatip eğitim, İLİTAM programı, Diyanet personeli lisans tamamlama, Türk Diyanet Vakıf-Sen, Kur’an kursu öğreticileri, ifade, Diyanet İşleri Başkanlığı
yok-ten-5-universite-icin-rektor-adayligi-basvuru-ilani-1655021671

2026 İçin Yol Haritası Netleşti: Üniversitelerde Yeni Bölümler Geliyor

2026 İçin Yol Haritası Netleşti: Üniversitelerde Yeni Bölümler Geliyormask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Yükseköğretim Kurulu, 2026 yılında devlet ve vakıf üniversiteleri bünyesinde açılması planlanan bölüm ve programlara ilişkin süreci resmen başlattı. Üniversitelere gönderilen yazıyla birlikte başvuru takvimi ve usuller netleşti.

Fakülte, yüksekokul ve konservatuvarlar bünyesinde bölüm/anabilim dalı/anasanat dalı ile meslek yüksekokullarında ön lisans programı açılmasına yönelik tekliflerin belirlenen süre içinde YÖK sistemleri üzerinden yapılması gerekiyor.

Son tarih: 8 Şubat 2026

YÖK tarafından üniversitelere iletilen yazıda, 2026 yılında açılması önerilecek bölüm ve programlara ilişkin tekliflerin en geç 8 Şubat 2026 Pazar günü saat 23.59’a kadar tamamlanması gerektiği hatırlatıldı.

Başvuruların yalnızca Yükseköğretim Bilgi Sistemi (YÖKSİS) ve Akademik Birim Ağacı Yönetim Sistemi (ABAYS) veri tabanı üzerinden yapılabileceği vurgulandı. Bu sistemler dışında gerçekleştirilen başvuruların işleme alınmayacağı belirtildi.

Senato teklifi şart

Hatırlatmada, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 7/d-2 maddesi uyarınca bölüm ve program açılmasına ilişkin süreçlerin, üniversite senatolarının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından karara bağlandığına dikkat çekildi.

Bu kapsamda üniversitelerin, açılması planlanan akademik birim ve programlara ilişkin hazırlıklarını hızlandırmaları ve süreci belirtilen takvim doğrultusunda tamamlamaları istendi.

#
yeni bölüm açılması, YÖK bölüm program süreci, üniversite program teklifleri, YÖKSİS ABAYS başvuru, üniversite bölüm açma, 2026 YÖK, başvuru
696a5ff0d5eaa1768579056-1768583651

Eğitim-Bir-Sen’den MEB’in Yönetmelik ve Duyurularına 3 Ayrı Dava

Eğitim-Bir-Sen’den MEB’in Yönetmelik ve Duyurularına 3 Ayrı Davamask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

Eğitim-Bir-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı öğretmenlerin atama ve yer değiştirme süreçlerini düzenleyen mevzuata karşı Danıştay’da 3 ayrı dava açtığını duyurdu. Sendika; Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, İhtiyaç ve Norm Kadro Fazlası Öğretmenlerin Yer Değiştirme Duyurusu ve İller Arası Mazerete Bağlı Yer Değişikliği Duyurusu’ndaki “sigortalılık şartı” hükümlerinin iptalini talep etti.


Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ne İptal Talebi

Eğitim-Bir-Sen, 9 Ocak 2026 tarihli ve 33132 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin hukuka aykırı gördüğü hükümlerini yargıya taşıdı.

Dava konusu edilen başlıca düzenlemeler şunlar oldu:

  • Nöbetçi belletici öğretmen tanımı,

  • Belletici öğretmenlik görevine ilave hizmet puanı verilmemesi,

  • Pansiyonlu okullar arasında hizmet puanı yönünden ayrım yapılması,

  • Zorunlu hizmetini tamamlamış öğretmenlere artırımlı hizmet puanı verilmemesi,

  • 12 yılını dolduran öğretmenlerin, mazeretin bulunduğu ilçe ile görev yapılan ilçe aynı gruptaysa mazerete bağlı yer değişikliği yapamaması,

  • Norm kadro fazlası öğretmenlerin Akademi’de eğitime alınarak alanlarının istekleri dışında değiştirilebilmesi,

  • Norm fazlası öğretmenlerin önceki okulda geçen hizmet sürelerinin yeni yer değişikliklerinde dikkate alınmaması,

  • Mesleki yetersizlik gerekçesiyle hizmet sınıfının değiştirilebilmesi,

  • Alan değişikliğine bağlı yer değişikliğinin belirli illerle sınırlandırılması,

  • İlçe grupları düzenlemesi ve çizelgesi.


Norm Kadro Fazlası Yer Değiştirme Duyurusuna Tamamına Dava

Sendika ayrıca İhtiyaç ve Norm Kadro Fazlası Öğretmenlerin Yer Değiştirme Duyurusu’nun tamamına dava açtı. Dava gerekçeleri arasında;

  • Branş bazında kaç kişinin norm fazlası olduğuna ve hizmet puanlarına ilişkin bilgilerin paylaşılmaması,

  • Mazeret atamalarını zedeleyecek resen atamalar,

  • Aile bütünlüğünün gözetilmemesi,

  • Ulaşım süresi ve zorluğu gibi objektif kriterlerin dikkate alınmaması,

  • Engelli öğretmenler yönünden hak ihlali oluşturabilecek düzenlemeler
    yer aldı.


“Sigortalılık Şartı”na İptal Talebi

Üçüncü dava ise 2026 Yarıyıl Tatili İller Arası Mazerete Bağlı Yer Değişikliği Duyurusuna yönelik açıldı. Eğitim-Bir-Sen, mazeretin bulunduğu yerde son iki yıl içinde 360 gün sigortalı çalışma şartı aranmasının; kazanılmış haklar, hukuki belirlilik ve idari istikrar ilkelerini ihlal ettiğini belirterek bu hükmün iptalini istedi.

#
Eğitim-Bir-Sen, Danıştay, MEB yönetmelik davası, norm kadro fazlası, öğretmen yer değiştirme, sigortalılık şartı, Öğretmen, atama, Ocak 2026, norm kadro, yarıyıl tatili, ilçe grupları
694905a8ac17a176639325679-1766418760

İkinci Nöbet Görevi Eylemine Ceza Verilemez: Anayasa Mahkemesi’nden Hak İhlali Kararı

İkinci Nöbet Görevi Eylemine Ceza Verilemez: Anayasa Mahkemesi’nden Hak İhlali Kararımask
ABONE OLGoogle News Sayfamız

2017 yılından bu yana Eğitim-İş öncülüğünde sürdürülen ikinci nöbet görevi eylemiyle ilgili kritik bir yargı kararı çıktı. Anayasa Mahkemesi, sendikal karar doğrultusunda yapılan eyleme katıldığı gerekçesiyle öğretmene verilen disiplin cezasının Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetti.

Anayasa Mahkemesi: Zorunlu Toplumsal İhtiyaç Yok

Yüksek Mahkeme kararında, öğretmen hakkında verilen aylıktan kesme cezasının, Anayasa’nın 51. maddesi ile güvence altına alınan sendika hakkına ölçüsüz bir müdahale olduğu vurgulandı. Kararda şu ifadeye yer verildi:

“Yargısal makamlarca başvurucunun sendikal hakkına yapılan müdahalenin demokratik toplumda gerekli olduğu, ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulamamıştır. Bu nedenle verilen disiplin cezasının zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği sonucuna varılmıştır.”

Bu gerekçeyle Anayasa Mahkemesi, sendikal eylem kararına katılım nedeniyle disiplin cezası verilemeyeceğine hükmederek hak ihlali kararı verdi.

Sendikal Eylemlere Ceza Uygulamasına Net Mesaj

Karar, özellikle Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde son dönemde sendikal eylemlere yönelik baskı iddialarının arttığı bir süreçte emsal nitelik taşıyor. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararıyla, sendikal faaliyetlerin disiplin yaptırımı konusu yapılamayacağı bir kez daha açık biçimde ortaya konmuş oldu.

Eğitim-İş: Mücadeleden Geri Adım Yok

Eğitim-İş tarafından yapılan değerlendirmede, Anayasa Mahkemesi kararının örgütlü mücadelenin meşruiyetini ve haklılığını teyit ettiği vurgulandı. Açıklamada, sendikal haklardan geri adım atılmayacağı, hukuki ve fiili mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi.

Kararı İncelemek İçin Tıklayınız

#
Anayasa Mahkemesi kararı, sendika hakkı, hak ihlali, disiplin cezası, Eğitim-İş, sendikal eylem, ikinci nöbet görevi, aylıktan kesme, ifade, Öğretmen, karar
xheqzn1xxkh

Zincir marketlerin pazar günü kapalı olması istihdamı vurur!

Zincir marketlerin pazar günü kapalı olması istihdamı vurur!

Türkiye Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu (TAMPF), bazı sektör temsilcilerinin pazar günü zincir marketlerin kapatılması yönündeki “mutabakat” açıklamalarını yalanladı. Organize perakendenin çatı kuruluşu olan TAMPF, haftalık zorunlu kapanmanın tüketici tercihlerini kısıtlayacağını, fiyatlar üzerinde baskı oluşturacağını ve ciddi istihdam kayıplarına yol açacağını belirterek, “Bu görüş sektörün tamamını temsil etmiyor” uyarısında bulundu.

Kaynak :
Anadolu Ajansı Giriş : Güncelleme :
Zincir marketlerin pazar günü kapalı olması istihdamı vurur!

Türkiye Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu (TAMPF), haftalık zorunlu kapanma uygulamasının istihdamda ciddi kayıplara yol açacağını ve ekonomik faaliyetleri daraltacağını bildirdi.

TAMPF’tan yapılan açıklamada, bugün çeşitli basın ve yayın organlarında, esnafın ve perakendecinin pazar günü kapalı olması yönünde bir anlaşmaya varıldığına dair haberlerin yer aldığı belirtilerek, söz konusu haberler üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirme ihtiyacının doğduğu ifade edildi.

Açıklamada, Türkiye genelinde organize perakendenin gıda ve gıda dışı alanlarda çatı kuruluşu olan ve yedi dernekten oluşan TAMPF olarak, zincir marketlerin pazar günü kapatılmasına yönelik herhangi bir kararlarının ya da görüş birliğinin bulunmadığı aktarıldı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Tam aksine, sektörümüze ilişkin mevcut tüm teknik ve ekonomik veriler, haftanın bir günü zorunlu bir kapanmanın tüketici tercihlerini olumsuz yönde etkileyeceğini, fiyat istikrarı üzerinde olumsuz baskı oluşturacağını ve kayıtlı ekonomi açısından ciddi riskler doğuracağını açıkça ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra söz konusu uygulamanın tedarik zincirinde kırılmalara yol açması, özellikle gıda tarafında sürekliliğin aksaması, zayiatların artması ve verimlilik kayıplarının derinleşmesine neden olacaktır.”

Açıklamada, bu durumun, üretimden lojistiğe kadar uzanan tüm değer zincirini olumsuz etkileyeceği vurgulanarak, “Haftalık zorunlu kapanma uygulamasının istihdamda ciddi kayıplara yol açacağı ve ekonomik faaliyetleri daraltacağı çok açıktır. Bu çerçevede, pazar günü kapatma önerisinin sektörün tamamını temsil eden ortak bir görüş olmadığı ve görüşümüzün tam aksi yönde olduğunu belirtmek isteriz.” denildi.

fx4ysho4jqr

Beyan, ödeme ve e-defter süreleri uzatıldı!

Beyan, ödeme ve e-defter süreleri uzatıldı!

Kahramanmaraş depremleri nedeniyle mücbir sebep hali sona eren mükelleflerin bazı vergi ve hizmet beyan, ödeme ile e-defter süreleri yeniden düzenlendi. Vergi ödeme ve beyanname teslim tarihleri uzatıldı. Elektronik defter beyan süreleri de 5 Haziran 2026’ya ertelendi.

Kaynak :
Anadolu Ajansı Giriş : Güncelleme :
Beyan, ödeme ve e-defter süreleri uzatıldı!

Kahramanmaraş merkezli depremler sebebiyle mücbir sebep hali sona eren mükelleflerce verilen bazı vergi ve hizmetlerin beyan, ödeme ile e-defter süreleri yeniden düzenlendi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının (GİB) konuya ilişkin Vergi Usul Kanunu sirküleri, Başkanlığın internet sitesinde yayımlandı.

Buna göre, 30 Kasım’da mücbir sebep hali sona eren Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçelerindeki mükellefler tarafından verilmesi gereken bazı beyanname ve bildirimlerin verilme ve bunlara istinaden tahakkuk eden vergilerin ödeme süreleri ile e-defterlerin oluşturulması ve imzalanması ile GİB Bilgi İşlem Sistemi’ne yüklenmesi gereken defter ve berat dosyalarının yüklenme süreleri uzatıldı.

Damga vergisi beyannamelerinin verilmesi ile tahakkuk eden vergilerin ödenmesi 20 Ocak 2026, mükelleflerden vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlarca verilmesi gereken katma değer vergisi beyannameleri ile tahakkuk eden vergiler 21 Ocak 2026, muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin verilmesi ile tahakkuk eden vergiler ve katma değer vergisi beyannameleri ve tahakkuk eden vergilerin ödeme süreleri 23 Ocak 2026’ya kadar uzatıldı.

Elektronik defterlerin oluşturulma ve imzalanma süresi ile elektronik defter ve berat dosyalarının yüklenmesi de 5 Haziran 2026’ya ertelendi.

Mücbir sebep halinin başladığı tarihten mücbir sebep halinin sona erdiği tarihe kadar verilmesi gereken KDV beyannameleri ile ba-bs bildirimlerinin verilme ve bu beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergilerin ödeme süreleri, 2022, 2023 ve 2024 dönemlerine ait yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin verilme ile tahakkuk eden vergilerin ödeme süresi de yeniden belirlendi.

Ayrıca mücbir sebep nedeniyle beyanname ve bildirim verme ve ödeme süreleri uzatılan alacakların faizsiz taksitlendirme imkanından yararlanmak için başvuru ve ödeme süreleri de yeniden düzenlendi. Borçluların 24 ay faizsiz taksit olanağından yararlanabilmeleri, bu sirkülerdeki alacaklar için belirlenmiş sürelerde, diğer amme alacakları için ise 2 Mart 2026’ya kadar başvuruda bulunmaları halinde mümkün olacak.

 

ztkrx3p2wdb

Dikkat! Çocuk fotoğrafı paylaşmanın bedeli ağır

Dikkat! Çocuk fotoğrafı paylaşmanın bedeli ağır

Ebeveynlerin çocuklarına ait fotoğraf ve videoları sosyal medyada paylaşmasının, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması kapsamında ciddi hukuki sorumluluk doğurabileceği bildirildi.

Kaynak :
Türkiye Gazetesi Giriş : Güncelleme :
Dikkat! Çocuk fotoğrafı paylaşmanın bedeli ağır

Hukukçular, bu tür paylaşımlarda “çocuğun üstün yararı” ilkesinin esas alınması gerektiği konusunda aileleri uyardı.

İstanbul 2 No.lu Barosu Başkanı Yasin Şamlı, özel hayatın gizliliğinin ihlali hâlinde 1-3 yıl, ihlalin görüntü veya ses yoluyla yapılması durumunda ise 2-5 yıl hapis cezası öngörüldüğünü belirtti.

Küçük düşürücü paylaşımların tazminat sorumluluğuna yol açabileceğini ve hatta velayetin kaldırılması sonucunu doğurabileceğini vurgulayan Şamlı “Çocuğun rızası vardı denilemez. Reşit olduktan sonra haklarının ihlal edildiğini düşünen çocuk dava açabilir” dedi.